Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/7 E. 2022/277 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/7
Karar No
2022/277
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/540 - 2025/816 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/540 KARAR NO : 2025/816 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/11/2022 NUMARASI : 2022/7 E. - 2022/277 K. DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/11/2022 Tarih ve 2022/7 Esas - 2022/277 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin "... ..." ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 5/1-ç maddesi anlamında benzerlik bulunduğu gibi iltibas koşullarının da oluştuğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin "..." ibareli seri markaları arasına sızabileceğini, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu ve dava konusu başvurunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, YİDK’nın 2021-M-9170 sayılı kararının iptali ile dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, tarafların markaları arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığını, uyuşmazlık konusu olan “...” sözcüğünün herkesin anlamını bildiği, piyasada yaygın kullanıma konu, doğrudan kimsenin tekeline bırakılmaması gereken bir ibare olduğunu, “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin son derece zayıf olduğunu, müvekkili markasının bir bütün olarak “... ...” ibarelerinden oluştuğunu ve “mutlu cumalar, hayırlı cumalar” şeklinde anlamlara geldiğini, ayrıca davacı yanın “...” ibareli tüm markaları bakımından hem YİDK kararının iptali hem de hükümsüzlük istemi bakımından kullanmama def’inde bulunduklarını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 6769 sayılı SMK’nın 5/1-ç maddesi şartlarının somut olayda bulunmadığı, tarafların marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1maddesi anlamında da benzerlik bulunmadığı zira davalıya ait dava konusu “... ...” ibareli marka ile davacıya ait mesnet markalardan, kullanıldığı kabul edilen ya da kullanım ispatına tabi olmayan “...”, “... ...”, “... ...” ve “... ...” ibareli markaların karşılaştırılması neticesinde, markaların “...” ibaresini ortak olarak içermelerinden kaynaklı olarak aralarında düşük seviyede görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, fakat davanın konusunu oluşturan “... ...” ibaresi ile davalıya ait markalar arasında kavramsal bir benzerlik bulunmadığı, “...” ibaresinin varlığı ile markanın “...” kelimesinin anlamından uzaklaştığı, dava konusu markada “...” ve “...” ibarelerinin bir araya getiriliş şeklinin orijinal olması, tüketicilerin hali hazırda bu kelime öbeğine aşina olması, dolayısıyla tüketici ilgi ve dikkatinin “...” kelimesinden ziyade markanın bütününde olacağı, taraf markalarının aynı/aynı tür/benzer mal ve hizmetleri içerdiği ve fakat bu mal ve hizmetlerin ilgili tüketicisinin en az ortalama düzeyde bilgi ve dikkate sahip olduğu, hizmeti alan tüketicinin üzerinde araştırma yaparak satın alma eyleminde bulunduğu, dava konusu markada “...” kelimesinin ön plana çıkarılmadığı, ayırca “... ...” ibaresinin, hali hazırda birlikte kullanılan bir kelime öbeği olduğu, zira, “... ...” denilen, en kısa tanımla yılın bir günü yüksek indirimlerle düzenlenen bir alışveriş festivali olup, “... ...” ise, "... ...” ifadesi yerine kullanılmaya başlanan ve yine “... ...”e atıf yapan bir ifade olduğu, dolayısıyla bütün olarak bakıldığında dava konusu markanın davacının markalarından uzaklaştığı, markaların bütünsel olarak ilişkilendirilebilir olmadığı, somut uyuşmazlık bakımından tüketicinin taraf markalarını benzer emtialar üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmaması nedeniyle somut olay bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı, avacı tarafça dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler kapsamında davacı yana ait “... ...” ibareli markanın “mağazacılık sektörü” bakımından tanınmış marka olduğu yönünde kanaat oluşmakla birlikte, davacının tanınmış olduğu sektör ile davalının markası kapsamında yer alan ve genel olarak “kozmetik ve temizlik sektörü”ne ait emtiaların birbiri ile ilişkilendirilemeyecek derecede farklı olduğu, davacının “... ...” ibareli tanınmış markası ile dava konusu “... ...” ibareli markanın benzer olmadığı, bu nedenle SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluşmadığı, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece de kabul edildiği üzere tarafların markaları arasında emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiğini, buna rağmen mahkemece marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığına yönelik kabulünün hatalı olduğunu, dava konu başvurunun müvekkilinin seri markalarından birisi olarak algılanacağını, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, başvurudaki "..." ibaresinin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı Şirketin "... ..." ibaresinin marka olarak tescili için 12.05.2020 tarihinde davalı Kuruma başvurduğu, 2020/49353 sayılı başvuru kapsamında 3. sınıf malların yer aldığı, davacı Şirketin "..." asıl unsurlu markalarına dayalı olarak iltibas başvuruya itiraz ettiği, başvuru sahibi davalının itiraza karşı görüşünde davacının itirazına mesnet tüm markalarının 3. sınıf mallar yönünden kullanımının ispatı talebinde bulunduğu, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından markalar arasında iltibas bulunmadığı gerekçesiyle davacının itirazının reddine karar verildiği, davacının bu karara yaptığı itirazının da dava konusu YİDK kararı ile reddedildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olup, davacının istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında dava konusu 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı, aynı Kanun'un 6/5 maddesi uyarınca başvurunun tescili engeli bulunup bulunmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; öncelikle belirtmek gerekir ki her ne kadar dava konusu başvuru sahibi davalı tarafından gerek başvurunun yayımına itirazında gerekse de cevap dilekçesinde davacının itirazına ve davasına mesnet markaları yönünden kullanım ispatı talebinde bulunmuşsa da, davacının hem YİDK kararının iptali hem de hükümsüzlük istemi yönünden dayandığı ve tescil tarihleri itibariyle dava konusu başvuru ile dava tarihine göre kullanım ispatına tabi olmayan 2018/56968 ve 2019/113713 sayılı markaları kapsamında dava konusu başvuru kapsamında yer alan 3 sınıf mallar aynen yer aldığından, davalının kullanım ispatı talebi yönünden bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiş, emtia benzerliğinin davacının itirazına mesnet 2018/56968 ve 2019/113713 sayılı markaları yönünden gerçekleştiği kabul edilmiştir. Marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; davacının emtia benzerliği şartının gerçekleştiği 2018/56968 ve 2019/113713 sayılı markaları "şekil+... ..." ve "şekil+... ..." ibarelerinden oluşmaktadır. Davacının markalarında yer alan "..." ve "..." ibarelerinin uyuşmazlık konusu 3 sınıf mallar bakımından ayırt ediciliğinin düşük olması, markalarda yer alan "gülen yüz" logosunun, markadaki "..." ibaresine atıf yapması, diğer basit şekil unsurlarının da ayırt ediciliğinin bulunmaması karşısında davacının bahsi geçen itirazına mesnet marklarının asli unsurunu "..." ibaresi oluşturmaktadır. Dava konusu başvuru da "... ..." ibarelidir. Görüldüğü üzere davacının markalarının asıl unsuru olan "..." ibaresi dava konusu başvuruda aynen yer almaktadır. Her ne kadar başvuruda "..." ibaresinden farklı olarak "..." ibaresi yer alsa da, bu ibarenin haftanın yedi gününden biri olan "Cuma" anlamına gelmesi, bu hali ile başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamaması ve davacının “...” ibaresini esas unsur olarak içeren seri markaları bulunduğu da gözetildiğinde, başvuru markasının davacının seri markaları arasına sızabileceği, bu durumda ortalama tüketicinin iki farklı marka karşısında olduğunu idrak edebilse bile marka kapsamında sunulan hizmetlerin aynı veyahut aralarında idari veya ekonomik bağlantı bulunan işletmelere ait olduğu intibaına kapılabileceği, bu nedenle tarafların marka işaretleri arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu kanaatine varılmış, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmemiştir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/1664 E. - 2025/1002 K. Sayılı kararında " ... ...", 2024/2607 E.-2025/743 K sayılı kararında "... ...", 2024/11 E.-2024/8915K. Sayılı kararında "... ..." , 2023/4865 E.- 2024/6381 K. Sayılı kararında "...", 2023/3333 E.-2024/5496 K. sayılı kararında da "... ..." ibarelerinin davacının "..." asıl unsurlu markalarıyla benzer olduğu kabul edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiş, teknik yönlerden mevcut bilirkişi raporundan faydalanılmıştır. Her ne kadar davacı taraf markalarının tanınmış olduğunu ileri sürmüşse de yukarıda da açıklandığı üzere dava konusu başvuru kapsamında kalan tüm mallar yönünden iltibas koşullarının oluştuğu kabul edildiğinden, somut olayda SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılması sonuca etkili bulunmadığından davacının tanınmışlık iddiasının değerlendirilmesine gerek görülmemiştir. Sonuç olarak, dava konusu "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet 2018/56968, 2019/113713 sayılı ve "..." asıl unsurlu markaları arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/11/2022 gün ve 2022/7 Esas - 2022/277 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile, ... YİDK'ın 2021-M-9170 sayılı kararının İPTALİNE, 3-Davalı Şirket adına tescil edilen 2020/49353 sayılı ve "... ..." ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.000,00-TL bilirkişi ücreti, 115,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 182,00-TL tebligat ve posta gideri, 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 2.789,50-TL'ye, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.950,90-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf yargılaması sırasında herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davacı vekilli tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 18/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/05/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/7, K. 2022/277, T. 08.06.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-7-e-2022-277-k-02dd20c1f2d9