Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/680 E. 2025/189 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/680
- Karar No
- 2025/189
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/680
KARAR NO:2025/189
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:08/12/2021
NUMARASI:2019/381 Esas - 2021/919 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:06/02/2025
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili; müvekkilinin davalıya kumaş üreterek teslim ettiğini, ödemenin güncel Dolar kuru üzerinden yapılacağının kararlaştırıldığını, her zaman alışverişin buna göre yapıldığını, bu kapsamda müvekkilince davalıya hitaben düzenlenen ve 11/01/2019 tarihinde teslim edilen faturaya davalının bir itirazı olmadığını, ancak bu kez davalının müvekkilinin alacağını ödemediğini, bu nedenle davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili; müvekkili ile davacı arasında daha önce mal alım satımına dayanan bir ticari ilişki kurulduğunu, ancak davaya konu faturaya dayalı olarak davacı tarafından müvekkili şirkete herhangi bir kumaş dikimi ve teslimin söz konusu olmadığını, davacının öncelikle işbu malları teslim ettiğini kanıtlamakla yükümlü olduğunu, davacının düzenlediği faturaya müvekkili şirket tarafından Bakırköy ... Noterliği'nin 12/02/2019 tarihli ihtarnamesi ile itiraz edildiğini,ödemenin güncel Dolar kuru üzerinden yapılacağına dair anlaşma yapılmadığını, davacının bu hususa ilişkin bir delil sunamadığını belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; tarafların cari hesap muavin kayıtlarında, davacının düzenlediği fatura bedellerinin davalı tarafından çek keşide edilmek suretiyle ödendiği, davalı fatura bedellerini çek keşide ederek ödediğinden davacının kur farkı talep edemeyeceğinin tespit edildiği, taraflar arasındaki ticari ilişkide kur farkı uygulanacağına ilişkin yazılı bir anlaşma veya taraflar arasında fiili ve sürekli bir uygulamanın varlığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddi ile davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili; müvekkilinin davalıya kumaş üreterek teslim ettiğini, ödemenin güncel Dolar kuru üzerinden yapılacağının kararlaştırıldığını ve her zaman alışverişin buna göre yapıldığını, böylece taraflar arasında teamül oluştuğunu, faturaya dayalı alacakların ödenmesi için ileri tarihli çek keşide edilmiş olup, ödeme tarihlerine göre kur farkının istenebileceğini, ileri tarihli çek uygulamasında tanzim ve ödeme tarihleri arasında kur dalgalanması yaşanmasının olası olduğunu, taraflar arasında ödemenin Dolar kuru üzerinden yapılması konusunda süregelen bir uygulama bulunduğunu, bu nedenle müvekkilinin kur farkı istemekte haklı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulünü talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, kur farkı alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme yada bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme gününde ki rayiç üzerinden ödenmesini isteyebilir." hükmünü haizdir. Anılan yasa hükmüne göre taraflar aynen ödeme kararlaştırılmadıkça vadesinde ödenen borçta seçim hakkı borçludadır.Dilerse yabancı para borcunu aynen, dilerse TL karşılığını öder.Vadede ödeme yapılmaması halinde seçim hakkı yine alacaklıya geçmektedir. Öncelikle kur farkının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır (Yargıtay 19. HD’nin 10/04/2018 tarihli 2016/17240 E, 2018/1950 K. sayılı, 19/12/2017 tarihli 2016/12505 E, 2017/8069 K. sayılı kararları). Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi, taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir (Yargıtay 19 HD'nin 05/12/2019 tarihli 2018/965 E, 2019/5447 K. sayılı kararı). Kur farkı talep edilebilmesi için, kur farkı uygulamasına dair bir yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında bu yönde oluşmuş bir teamül bulunması gerekmektedir. Kur farkı talebi, kur farkı faturası düzenlenmesine de bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde, kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir. Yine kur farkının dayanağı olan fatura bedellerinin ne şekilde ödendiği hususu da önemlidir. Zira sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilmektedir (Yargıtay 19. HD’nin 20/04/2016 tarihli 2015/16900 E, 2016/6896 K. sayılı, 14/11/2013 tarihli 2013/14587 E, 2014/17996 K. sayılı kararları).Somut olayda; davacı tarafından düzenlenmiş olan takip ve dava konusu kur farkı faturasına davalı tarafça itiraz edildiği, faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, taraf ticari defterleri arasındaki mutabakatsızlığın da kur faturasının davalı defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmamakla birlikte, davacı tarafça düzenlenen satış faturalarında bedel hanesi Türk Lirası olarak düzenlenmekle birlikte güncel kur yazılarak faturanın USD Doları olduğunun yazılı olduğu, ancak davacının faturaları karşılığında davalı tarafça yapılan tüm ödemelerin Türk Lirası üzerinden düzenlenen çekler ile ödendiği, davacının da çekince ileri sürmeksizin TL çekler ile yapılan ödemeleri kabul ettiği görülmektedir. Bu durumda taraflar arasındaki ticari ilişkinin yabancı para cinsi üzerinden kurulduğu kabul edilmelidir. Buna göre davacının kural olarak kur farkı talep etmesi mümkün ise de, davacı, alacağının tahsili için davalı tarafından verilen çekleri teslim almıştır. Çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilir. Buna rağmen, ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekir. Yargıtay'ın bu konuya dair içtihatları da yerleşik hale gelmiştir (Yargıtay 11. HD'nin 18/01/2021 tarih 2020/4821 E. 2021/65 K, 19/04/2022 tarih 2020/7585 E. 2022/3142 K. sayılı kararları). Davalı tarafça düzenlenen Türk Lirası çeklerin ileri tarihli (vadeli) olmasının da bu sonucu değiştirmesi mümkün değildir. Zira davacı bu çekleri herhangi bir çekince ileri sürmeden kabul ederek bedelini de tahsil etmiş olup, kurlardaki dalgalanma gerekçe gösterilerek fatura bedeli kadar olan ödemenin, yükselen kur ile yeniden değerlemesi yapılarak davalının borçlandırılması mümkün değildir.Açıklanan nedenlerle,Taraflar arasında ödemelerin Türk Lirası çekler ile yapılması halinde de kur farkı ödeneceğine dair bir sözleşme hükmü bulunmadığı gibi, bu hususta taraflar arasında süregelen bir uygulamanın (teamül) varlığı da davacı tarafça ispat edilemediğinden davanın reddine ilişkin kararda isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/02/2025