Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/594 E. 2025/1676 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/594
Karar No
2025/1676
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/594

KARAR NO : 2025/1676

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 27/01/2022

NUMARASI : 2021/781 Esas - 2022/26 Karar

DAVA: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/11/2025

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin şirket pay sahiplerinden ...'ın sahibi bulunduğu payların tümü üzerinde, şirket pay sahiplerinden ...ü lehine intifa hakkı tesis etmiş olduğunu ve bu hususun şirket pay defterine tescil edilmesine ilişkin şirket Yönetim Kuruluna başvuruda bulunduğunu, müvekkili şirket Yönetim Kurulu tarafından 26.11.2021 tarihinde alınan karar ile; ... lehine tesis edilen intifa hakkının kabulü ile bu hususun TTK 198 vd. hükümleri gereğince Ticaret Sicilinde ilanı için başvuru yapılmasına, Pay üzerindeki intifa hakkının tesisi ile ilgili ciro işlemin gerçekleştirildiği pay senedinin fotokopisinin saklanmasına, İlgili intifa hakkı tesisinin pay defterine kaydına, Katılanların oy birliği ile karar verdiğini, müvekkilinin şirket tarafından 02.12.2021 tarihinde de ... Sicil Müdürlüğü’ne başvurularak; gerek şirket hissedarlarının gerekse şirket ile işlem yapacak olan 3. kişilerin bilgi edinmesi amacıyla ve topluluk şirketi hükümlerinden olan TTK 198 emsal alınarak; intifa hakkı tesisinin kabulüne ilişkin 26.11.2021 tarihli yönetim kurulu kararının tescili ve ilanı talep edildiğini, 06.12.2021 tarihinde ... Sicil Müdürlüğü tarafından incelenen bu talep; “Tescili talep edilen, intifa hakkının pay defterine kaydı ile ilgili yönetim kurulu kararında tescile tabi bir husus bulunmamaktadır.” denilerek reddedildiğini, bu kararın taraflarına Müdürlük tarafından fiilen tebliğ edilmese de 07.12.2021 tarihinde elden tebliğ alındığını, Ticaret sicil müdürlüğünün bu kararının aşağıda yer alan hukuki itirazlarının doğrultusunda kaldırılması gerektiğini, ... ...; ... Holding AŞ, Tam Enerji Üretim A.Ş., ... Yapı İnş. San. ve Tic. A.Ş., Dere Gayrimenkul Yat. ve Tic. A.Ş., ... İnşaat ve Tic. A.Ş., ... San. ve Tic. A.Ş., ... Enerji Ticaret A.Ş.ve ... Enerji Üretim A.Ş.’de hakimiyeti elinde bulundurduğunu, ... ...’ın hakim teşebbüsü olduğu bu şirketlerin oluşturduğu topluluk ... şirketler topluluğu olarak anılmakta olduğunu, bu sayılan ... topluluk şirketlerinin gerek hissedarlık yapıları gerek geçmiş yıllardaki ve hâlihazırdaki yönetim teşkilat tabloları incelendiğinde bu şirketler hakkında TTK’nın şirketler topluluğu hükümlerinin uygulanacağının açık olduğunu, bu bakımdan Ticaret Sicili Yönetmeliği’nin 105. maddesinin ikinci cümlesi gereği, ... ... hâkimiyeti altındaki şirketler, ... ...’ın “hâkim teşebbüs”ü konumunda bulunduğu bir şirketler topluluğunu oluşturmakta olduğunu, 08.05.2019 tarihinde müvekkili şirketin %16,53 hissesine sahip olan Bilge ..., paylarının tamamını %26,21 hisse sahibi ... ...’a devrettiğini, bu devir sonucu ... ...’ın hisseleri %42,74 olduğunu, TTK 198.maddesi amir hükmü gereği 06.05.2020 tarihinde ticaret sicil müdürlüğüne başvurularak söz konusu devir işleminin tescili ve ilanı talep edildiğini, devir işlemi 08.05.2020 tarihinde sicilde tescil ve 12.05.2020 tarihli 10076 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, arz edilen devir işlemin tescilinin yapılması hem de müvekkili şirket ...’ün 05.05.2020 tarihli genel kurul kararlarına karşı bazı hissedarlar tarafından açılmış olan İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/366 Esas sayılı dosyası altında görülmekte olan davada alınan bilirkişi raporunda da müvekkili şirketin topluluk şirketi olduğu konusunda bir tereddüt bulunmamakta olduğunu, söz konusu bilirkişi raporunda, ... ...’ın şirketler topluluğu hükümleri kapsamında hâkim teşebbüs olduğu ve böylece TK 195 ile TSY 105/c.2’de yer alan şartların sağlandığı tespit edildiğini, bu değerlendirmeler kapsamında pay devrinin tescil ve ilanı gibi müvekkili şirketin hissedarları arasında yapılan intifa hakkı tesisinin de tescil ve ilanın yapılması gerektiği kanaatinin hasıl olduğunu, müvekkili şirketin esas sözleşmesinin 12. Maddesinde; payların devrinin TTK hükümlerine tabi olduğu düzenlenmiş olduğunu, TTK 492. Maddesinde esas sözleşmenin nama yazılı payların ancak şirketin onayıyla devredilebileceğini öngörebileceği düzenlendiğini ve aynı maddenin ikinci fıkrasında ise aynen; “Bu sınırlama intifa hakkı kurulurken de geçerlidir.” hükmüne yer verilmiş olduğunu, gerek müvekkili şirketin esas sözleşmesinde gerekse TTK’da payların devri için getirilen yükümlülükler; bir pay üzerinde intifa hakkının kurulması için de aynen kabul edildiğinden intifa hakkı ile ilgili işlemlerin TTK’da payların devri için getirilen şartlara tabi olduğunu ve intifa hakkı tesisi için de aynı prosedürlerin işletilmesi gerektiğinin açık olduğunu, bu nedenle kanunen tescil ve ilanının yapılması gerektiği kanaatinde oldukları işlemin ticaret sicil müdürlüğü tarafından “Tescili talep edilen, intifa hakkının pay defterine kaydı ile ilgili yönetim kurulu kararında tescile tabi bir husus bulunmamaktadır.” şeklinde değerlendirmesinin hatalı olup itirazlar doğrultusunda bu kararın kaldırılmasını ve işlemin tescil ve ilanına karar verilmesi gerektiğini, hisse üzerinde intifa hakkı tesisinin tescil ve ilana tabi olduğuna dair mevzuatta açık bir hüküm bulunmasa da esas sözleşme ve TTK’nın pay devrine ilişkin hükümlerin uygulanacağına yönelik göndermesi ile intifa hakkı tesisinin de kanunen tescil ve ilan edilmesi gerekliliğinin ortaya çıkmakta olduğunu, ayrıca Ticaret Sicil Müdürlüğünün itirazlarına konu kararında standart/matbu evrak kullanıldığından açıkça red yazılmamış olması verilen kararın red hükmünde olduğu gerçeğini değiştirmemekte olduğunu, kararda matbu evrak kullanıldığından sanki eksik evrakla başvuru yapılmış gibi bir anlam çıksa da (tescil işleminin yapılabilmesi için eksikliğin giderilmesi rica olunur denilerek bir ay içinde eksikliğin tamamlanması gerektiğinin belirtilmişse de) işlemin evrakta eksiklik bulunması nedeniyle değil “Tescili talep edilen, intifa hakkının pay defterine kaydı ile ilgili yönetim kurulu kararında tescile tabi bir husus bulunmamaktadır.” denilerek işlemin tescile tabi olmadığı gerekçesiyle reddedildiğinin anlaşılmakta olduğunu, müdürlükçe verilecek kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde sicilin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz imkanı tanındığından; mahkememizce dosya üzerinde yapılacak inceleme ile müdürlüğün itiraza konu kararının kaldırılmasını ve müvekkili şirketin istemi doğrultusunda tescil ve ilanın yapılmasına karar verilerek müdürlüğe bildirilmesini talep etme gereğinin doğmuş olduğunu, açıklanan nedenlerle; itirazların ve davanın kabulünü, müvekkili şirket yönetim kurulu kararının ... Sicil Müdürlüğü nezdinde tescil ve ilanının yapılmasına karar verilmesine ve bu hususun ... Sicil Müdürlüğü’ne bildirilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini

talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret sicili müdürlüğü, TTK m.32 ve ticaret sicili yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, paylar üzerinde tesis edilen intifa hakkının, TTK m.198 kapsamında bulunmadığını, intifa hakkının kapsamı, TTK m.198 lafzıyla birlikte değerlendirildiğinde ise davacı vekilinin talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını ve sübûta ermediğinin açık olduğunu, kabul edilmemekle birlikte, sayın mahkemece intifa hakkının TTK m.198 kapsamında yer aldığı düşünülse bile bu halde de, lehine intifa hakkı tesis edilen dava dışı ..., teşebbüs olarak nitelendirilemeyeceğinden bu itibarla da, müvekkilinin müdürlüğün tescil talebini geri çevirmesinin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, huzurdaki davada, pay devri söz konusu olmadığından TTK m.492/2 hükmünün dava konusu talebe dayanarak teşkil edemeyeceğini, açıklanan hususlar kapsamında davacı vekilinin bütün iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili müdürlüğün işleminin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, bu bağlamda da müvekkilinin müdürlük davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle müvekkilinin ticaret sicili müdürlüğü yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamaz olduğunu, arz edilen gerekçelerle haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...6102 sayılı TTK. “MADDE 492- (1) Esas sözleşme, nama yazılı payların ancak şirketin onayıyla devredilebileceğini öngörebilir. (2) Bu sınırlama intifa hakkı kurulurken de geçerlidir. (3) Şirket tasfiyeye girmişse devredilebilirliğe ilişkin sınırlamalar düşer.” İş bu madde 2. Fıkranın gerekçesinde, “İntifa hakkının açık bir hükümle düzenlenmesinin nedeni, intifa hakkı sahibinin oy hakkını haiz olmasıdır.” şeklinde belirtilmiştir. Davacı şirketin Yönetim kurulu kararı, davalı ticaret sicil müdürlüğünün ret kararı ve yasal düzenlemeler göz önüne alındığında; 6102 sayılı TTK. 198., TTK.492 madde hükümleri gereği, şirket ortaklık payı üzerinde tesis edilen intifa hakkının tescilinde, üçüncü kişiler ve şirket hissedarlarının bilgi edinmesi, üçüncü kişiler nezdinde bilinebilirlik, şirket hissedarları ve üçüncü kişilerin iyiniyeti ve menfaatinin korunması ile birlikte bu hususta davacı şirketin, hukuki yararının mevcut olduğu, bu nedenle red kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mevzuat gereği tescili zorunlu olmayan hususların, üçüncü kişilerin iyiniyeti, menfaatinin korunması ve hukuki yarar nedeniyle tescil edilmesi şeklinde bir gerekçe ile mahkeme tarafından davanın kabul edilmesinin, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bildirim yapılmaması hâlinde oyların donmasını düzenleyen 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 201 hükmünde de "payların iktisabı"ndan bahsedildiğini ve konuya ilişkin ikincil mevzuat hükümlerinden, Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 107'de de açık bir biçimde, "paylara sahip olduğu veya bu paylarına altına düştüğü halde" bildirimin zorunlu olduğunun açık bir biçimde hükme bağlandığını, intifa hakkının 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 198 kapsamında yer aldığı düşünülse bile bu hâlde de, lehine intifa hakkı tesis edilen dava dışı ...nün, teşebbüs olarak nitelendirilemeyeceğinden, bu itibarla da, davalı Müdürlüğün tescil talebini geri çevirmesinin hukuka ve mevzuata uygun olarak değerlendirileceğini, ancak ilk derece mahkemesince bu hususa ilişkin iddianın değerlendirilmediğini, bu itibarla da davalı müdürlüğün gerekçeli karar hakkının da ihlâl edildiğini, , hukuka uygun işlem yaparak, dava konusu tescil işlemini iade eden davalı ticaret sicili müdürlüğünün, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, bu nedenle de “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava, ticaret sicil müdürlüğü kararına itiraz davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, şirket hissesi üzerinde kurulan intifa hakkının tescilinin gerekip gerekmediği noktasındadır. Ticaret sicili Ticari işletmeye ait belirli bilgilerin tutulmasına ve bu bilgilere ilişkin açıklığın aleniyetin sağlanmasına hizmet eden RESMİ bir sicildir. TTK 24-38 maddeleri ve Ticaret sicili yönetmeliğinde düzenlemeler bulunmaktadır. TTK 35 Hükmünce Ticaret Sicili herkese açık bir sicil olup giderini vermek koşuluyla suret de istenebilir. Yine kural olarak sicile kayıt kurucu değil açıklayıcı bir etkiye sahiptir. Sicile tescilin kurucu olduğu bazı durumlarda vardır. Ticari işletme rehni, ticaret şirketlerinin kuruluşu gibi. Resmi sicil olduğundan TMK 7 kapsamında aksi ispat olununcaya kadar kayıtların doğru olduğu kabul edilir. Tescil edilen hususular kanunlarda veya TSY de aksine bir hüküm bulunmadıkça ilan olunur. TTK ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinde tescil edilecek hususlara ilişkin tek ve genel bir düzenleme bulunmamaktadır. İlgili konunun yer aldığı mevzuatta ayrıca ve özel olarak tescile tabi hususlar gösterilmiştir. Bu şekilde kanun veya TSY de gösterilen hususlar dışında herhangi bir bilginin ticaret siciline tescil ve ilanı mümkün olmadığı gibi bir husus yanlışlıkla tescil edilmiş olması herhangi bir hüküm ifade etmez. Ticari işletmeye ilişkin bilgilerin yer aldığı bir sicil olması sebebiyle tescil edilecek hususlar esasen ticari işletmelerle ilgilidir. Örneğin TTK 40 her tacirin ticari işletmesini tescil ve ilanı, TTK 53 işletme adının tescili, TBK 547 ticari temsilcinin tescili gibi. TTK 34 hükmünce müdürlük kararlarına karışı tebliğden itibaren 8 gün içinde ticaret mahkemesinde itiraz edebilir. 3. Kişilerin ticaret sicili kararlarına kaşı itiraz hakları bulunmayıp TSY 37. Maddesi gereği yasaya aykırı durumları Ticaret Sicili müdürüne bildirebilirler. (Prf.Dr. Hüseyin Ülgen, Prf.Dr. Mehmet Helvacı, Prf.Dr. Arslan Kaya, Prf.Dr. N.Füsun Nomer Ertan - Ticari İşletme Hukuku - Vedat kitapçılık 6. Baskı sayfa 357 vd.) Davacının iddiası anonim şirket hissesi üzerinde kurulan intifa hakkının ticaret siciline tescili istemidir. Davanın talebine dayanak yaptığı bir teşebbüsün bir sermaye şirketinin belli oranlarda hissesine sahip olması durumununda bildirim tescil ve ilanı düzenleyen TTK 198. Maddesi intifa hakkına ilişkin değil mülkiyet hakkına ilişkindir. Yine TTK 492. Maddesindeki esas sözleşmenin nama yazılı paylarının ancak şirketin onayıyla devredilebileceğinin öngörülebileceğine ilişkin bir düzenleme olup maddenin 2. Fıkrasındaki intifa hakkına ilişkin hüküm de aynı usule tabi tutulabileceği düzenlemesini içermektedir. Yasal düzenlemede ve TSY'de bahsi geçen hususların tescile tabi olduğuna dair bir hüküm bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde davacının payların devrine ilişkin sözleşmenin 12. Maddesinde devrin TTK hükümlerine tabi olduğu yönünde hüküm bulunduğu, herhangi bir kısıtlama ve kayıt getirilmediği bildirilmiştir. Anonim şirketlerinde senede bağlanmış olsun olmasın nama yazılı payların devrinin ticaret siciline kaydedilmesine gerek yoktur. (Emsal Yargıtay 11 hd.2015/4392 e. 2015/11374 k sayılı ilamı). Kaldı ki eldeki uyuşmazlıkta intifa hakkına konu payların nama yazılı pay olduğu da ileri sürülmemiştir. Bu durumda pay senedi üzerinde kurulan intifa hakkının tescili talebinin reddine ilişkin ticaret sicili müdürülüğünün kararında bir isabetsizlik bulunmamakla davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece eldeki davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1- Davanın REDDİNE, 2-Başlangıçta peşin olarak alınan 59,30 TL harcın işin hitamında alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile kalan 556,10TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine, 5-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 6-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL 'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,7-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/11/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/594, K. 2025/1676, T. 17.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-594-e-2025-1676-k-68e233b061a9