Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/585 E. 2025/1628 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/585
Karar No
2025/1628
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/585

KARAR NO : 2025/1628

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ

TARİHİ: 14/02/2019

NUMARASI : 2015/407 Esas - 2019/161 Karar

DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Olmadığı Takdirde Şirketin Feshi)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/11/2025

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 2002 yılı ile 10/02/215 yılı arasında davalılardan ...'e ait ... Ltd. Şti. Ve ... Optik San. Ve Tic. Ltd. Şti'de muhasebeci olarak çalıştığını; davalı olan ... Optik San. ve Tic. Ltd. Şti'nin ise, 14/08/2007 tarihinde kurulduğunu; davalı ...'ın bu şirkete ortak olamayacağı için müvekkiline mobbing uygulamak suretiyle şirkete ortak ettiğini; şirketin kuruluşunda davacının bu nedenle ortak ve kurucu olarak gözüktüğünü; ...ın müvekkiline bunu zorunluluk karşısında yaptığını, şirketi kurduktan sonra bir müddet geçtiğinde hisseyi kendisinden devir alacağını bildirdiği; nitekim 07/10/2018 tarihinde de taraflar arasında "şirket geri alım sözleşmesi" imzalandığını; davacıya bu sözleşme ile güvence verildiğini; söz konusu sözleşmede şirketin tüm maddi ve manevi varlığının davalı ...'a ait olduğunun açıkça bildirildiğini; şirketin diğer hissedarının ise davalı ...n kayın biraderi olan . ... olduğunu; şirketin baştan itibaren davalı ... tarafından yönetildiğini; ..ın zaten mesul müdür olduğunu ancak bu davalının müvekkilini sürekli oyaladığını; müvekkiline ait hisseyi devralma işini sürekli ötelediğini ancak gerek şirketi gerekse davalıyı sürekli olarak borçlandırmaya çalıştığını, şirketin mal varlığının azaltmaya yönelik idare ettiğini; müvekkilinin artık bu şirkete ortak olarak gözükmek istemediğini, aksi taktirde şirketin vergi ve kamu borçlarından sorumluluğunun doğacağını ve artacağını belirterek; müvekkilinin davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına, müvekkili üzerinde görünen hissenin gerçek sahibi ... adına tescilini; aksi taktirde şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini; koruyucu tedbir olarak da yargılama süresince şirket mal varlığının korunması yönünden davalı şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirketin tek temsilcisi olduğunu; iş bu davayı açamayacağını çünkü hem davalı şirketi temsil hem de davacı olamayacağını; davalı şirketin %50'şer hisse ile davacı ve dava dışı Ümit ...'nun ortaklığı ile kurulduğunu ve devam ettiğini; müvekkili ...'ün 30 yıldır optik sektöründe olduğunu, davalı şirketinde kuruluşunu sağladığını ve optisyen mesul müdürlüğünü üstlendiğini; ancak yurt dışında uzun süre kalacağından dolayı davalı şirkete ortak olmadığını; davacının baştan beri şirket ortağı iken şirketin nimetlerini şahsi menfaatlerine kullandığını, iş bu davaya kadar hiç bir yakınması olmadığını, şirketin tüm kaynaklarını kuruttuğunu, şirketi ciddi rakamlarla borçlu hale getirdikten sonra kaçarak şirketi terk ettiğini şimdi de hukuken şirketten çıkmak istediğini; davacının halen şirketin temsilcisi olduğunu; şirketin içini boşalttıktan sonra iş bu davayı açmakta kötü niyetli olduğunu, davanın kabulü halinde ödüllendirilmiş olacağını, 07/10/2008 tarihli şirket geri alım sözleşmesindeki imzanında müvekkiline ait olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı şirket ve kendisine atanan dava kayyımı davaya herhangi bir cevap vermemiş; şirketin diğer ortağı olan Ümit ...'da 21/02/2017 tarihinde verdiği müdahale dilekçesi ile vekili vasıtasıyla 07/10/2008 tarihli şirket geri alım sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını ve bu nedenle söz konusu belgenin sahteliğinin tespitini talep etmiş; davalı şirketin %50 hissedarı olduğunu beyan etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Her ne kadar davalı ...; davanın reddi gerektiğini bildirmişse de, hiç bir zaman şirketin kendisine ait olmadığını iddia etmemiş, tam tersine davanın reddi gerektiğini iddia ederken bunu davacının şirketin temsilcisi olarak yaptığı usulsüzlüklere, yolsuzluklara dayandırıp, şirketi şuana kadar zarara uğrattığı bu nedenle kötü niyetli olarak çıkıp gitmesine izin verilmemesini savunduğu; oysa 14/08/2007 tarihli sözleşmenin 6. Maddesine göre davacı Sibel ... hakkında şirkete verdiği zararlardan dolayı dava açabileceği; icra takibi yapabileceği; şirkete verdiği zararı şirket yöneticisi olması sıfatıyla ve ispat etmek kaydıyla TTK hükümleri gereğince de şirket yönünden giderilmesini talep edebileceği, aynı taleplerin davacı şirketten çıkarıldıktan sonra şirket tarafından da gerçekleştirilebileceği, diğer ortak tarafından istenebileceği; her ne kadar 14/08/2007 tarihli sözleşmede şirketin ...'e iadesi bizzat ...'ün talebine bağlanmışsa da ve davalı Cenap talep etmeden davacının hisseyi devretme / şirketten çıkma talep edemeyeceği düşünülebilir ise de; şirketin kuruluş tarihinden bugüne kadar geçen çok uzun süre ve taraflar arasında doğan işçi - işveren uyuşmazlıkları ile oluşan ortam nazara alındığında artık davacının şirketten çıkma isteminin yerinde olduğu; şirkete devam etmesinin beklenemeyeceği, zaten şirketin gerçek ortağı olmadığı nazara alınarak davacının çıkma talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiş; ancak davacı dava dilekçesinde ayrıca şirkette kendisi çıktıktan sonra hissenin davalı ... adına tesciline karar verilmesini talep edemeyeceği, buna kalan diğer ortağın ve ilgililerin karar verebileceği; mahkemece bu talebin mümkün bulunmadığı nazara alınarak aşağıdaki hüküm tesis olunmuş; Davanın niteliği gereği şirketten çıkma ve fesih ve tafsiye taleplerin davalı şirkete yönelik olduğu ancak kendi hissesinin gerçek sahibi olan ...'e tescil talebi yönünden davalı ...'ın da davada taraf olduğu ve olması gerektiği nazara alınarak; sadece şirket aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine" karar verilmiştir.

Bu karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme yapılarak ve gerekçeli kararda yanlış yorumlara yer verilerek hüküm tesis edildiğini, verilen kararın, yasaya ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, davalının imzasının taklit edildiğini, 07.10.2008 tarihli geri alım sözleşmesinde yer alan imzaların doğruluğunun bilirkişi tarafından tespit edilmesinin istendiğini, ancak yerel mahkeme tarafından bu hususun dikkate alınmadığını ve dosyanın bilirkişiye tevdii edilmediğini, ilk derece mahkemesi tarafından sunulan delillerinin ve iddialarının incelemeye alınmadığını, gerekçeli hükümde tanığın beyanlarına dikkat edilmediğini, davalının, dava konusu olan şirketle olan tek bağlantısının, şirket ortakları tarafından şirket kurulurken ve şirket işlemleri gerçekleştirilirken davalının mesul müdür ruhsatının kullanılmasından ve bu sayede davalının uzun yıllar süren iş hayatına ara vermesi nedeniyle oluşturduğu markasının kaybolmasının engellenmesi ve güven telkin ettiği kişilere de bunu emanet ederek sadece yol gösterici olarak Amerika’dan döndükçe şirkete ve şirket ortaklarının yanına uğramasından ibaret olduğunu, detaylı inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın tesis edilen kısmen kabul kararının hukuka açıkça aykırı olduğunu, mahkeme hükmündeki 1 numaralı kararın kaldırılarak, davacı Sibel ...’nin ... Optik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nde esas malik ve %50 hisse sahibi olarak yer aldığının kabulü gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :Dava; limited şirketten çıkmasına karar verilmesi bunun mümkün olmaması halinde şirketin feshine karar verilmesi istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne davacının davalı şirketten çıkmasına, davacı hisselerinin davalı ... adına teciline yönelik talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı ... vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacının birincil talebinin şirketten çıkmasına karar verilmesi ve davacıya ait hissenin gerçek sahibi olan ...' adına tescili olduğu, bunun mümkün olmaması halinde terditli talebinin şirketin feshine karar verilmesi olduğu görülmektedir. Limited şirketlerde çıkma 6102 sayılı TTK 638 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre her ortak haklı sebeplerin varlığı halinde şirketten çıkmasına karar verilmesini isteyebilir.Ortaklıktan çıkma ve şirketin feshine ilişkin davalarda şirketin davalı olarak gösterilmesi gerekli ve yeterli olup ortakların davalı gösterilmesi gerekmez. Ortaklar hakkında açılan böyle bir dava pasif husumet yokluğundan reddedilir. (çıkma hakkında açılan davalara emsal Yargıtay 11 HD. 2019/923 E. 2020/3963 K, 2018/1235 e. 2019/7825 K. Sayılı dosyaları, Fesih talebi yönünden Emsal 2019/4700 E. 2020/3184 K. Sayılı ilamları) Eldeki uyuşmazlıkta davacının birinci talebi ortaklıktan çıkma ile birlikte davacıya ait hissenin davalı gösterilen ortak ... adına tescili talep edilmiş olmakla hisselerin tescili talebi davalı ...'e yöneltilmiştir. İlk derece mahkemesince de davacının bu talebi yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Ancak ortaklıktan çıkma ve fesih talepleri yönünden pasif husumeti bulunan şirket tarafından istinaf yoluna başvurulmamıştır. Davacının birincil talebinin 2. Kısmı olan ortaklıktan çıkmasına karar verilmesi halinde kendisine ait hisselerin üzerine tescili talep edilen ... tarafından, kararın ortaklıktan çıkmaya ilişkin yönüne ilişkin istinaf isteminde bulunulmuştur. Bu husus istinaf dilekçesinin açıklamalar başlığı, 6. Maddesi ve talep sonucu kısmında açıkça belirtilmiştir. Davalı ortak ...'ün kararın bu yönlerinden pasif husumeti bulunmayıp kararın bu kısımlarını istinaf etme hakkı ve hukuki yararı bulunmadığından istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; istiaf başvurusu yapan davalının kararın çıkma ve fesih hükümleri yönünden istinaf etmekte hukuki yararı bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK 352/1 maddesi gereği REDDİNE,2-Davalı ... tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,1 TL istinaf karar harcının Davalı ...'den alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/11/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/585, K. 2025/1628, T. 17.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-585-e-2025-1628-k-2d7cff00d1ad