Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/54 E. 2023/52 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/54
- Karar No
- 2023/52
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO:2023/656 Esas KARAR NO:2024/1931 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ:17/02/2023 NUMARASI:2022/54 E. - 2023/52 K. DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:18/12/2024 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil firmanın,Türkiye'de yüksek bir tanınmışlığı haiz olan markalardan bir tanesi olan "..." markasının sahibi olduğunu, markasının Avrupa Topluluğu dahil pek çok ülkede tescilli olduğunu, "..." markası TPMK'da tescilli olmasa da, müvekkilinin "..." esas unsurlu ve tanınmış 07.06.1989 başvuru tarihli ve ...sayı ile 18 ve 25, sınıfları kapsayan "..." markasının, 28.10.2003 başvuru tarihli ve ... sayı ile 25. sınıfı kapsayan "..." markasının, 13.12.2007 başvuru tarih ve ... sayı ile 25. sınıfı kapsayan "..." markasının, 22.10.2010 başvuru tarihli ve ... sayı ile 28. sınıfı kapsayan "..." markasının, 10.07.2014 başvuru tarih ve ... sayı ile 25. sınıfı kapsayan "..." markasının, 15.05.2015 başvuru tarih ve ... sayı ile 25, sınıfı kapsayan "..." markasının, 20.11.2018 başvuru tarih ve ... sayı ile 25. sınıfı kapsayan "..." markasının ve 06.03.2020 başvuru tarih ve ... sayı ile 25. sınıfı kapsayan "..." markasının TPMK nezdinde tescilli olduğunu, davalı ...'ın müvekkil ile aynı alanda spor ayakkabı ve spor kıyafeti, üretim, satımı ve dağıtımı alanında faaliyet gösterdiğini, davalının başta müvekkilinin davaya gerekçe markaları olmak üzere birçok kötü niyetli başvuruda bulunduğunu, davalının... tescil başvuru numaralı "..." başvurusuna karşı Türk Patent nezdinde itiraz edilerek ilgili markanın 2018 yılında reddedildiğini, müvekkilinin "..." markalarının yaratanı ve gerçek hak sahibi olduğunu, davalı yanın markasını kötüniyetli olarak tescil ettirdiğini ve ilgili markanın müvekkiline ait tanınmış markalardan haksız yarar elde edebileceğini, açıklanan nedenlerle, ... başvuru numaralı "..." markasının SMK 6/1, 6/3, 6/4, 6,5, 6/9 maddeleri kapsamında hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde dayanak gösterdiği markalarda geçen "..." ibaresinin giyim sektörü bakımından bir ayırt ediciliği bulunmadığını, "..." ibaresinin hava anlamına gelmekte olup, sektörde yaygın bir kullanıma havi olduğunu, bu bağlamda bu ibarenin tek başına marka olma özelliği bulunamadığını, davacı tarafın hükümsüzlük istemlerinin dayanaklarından bulunan "..." ibaresinin Türkiye'de tanınmışlığı bulunmadığı gibi, söz konusu markanın ülkede yaygın bir kullanımının da bulunmadığını, kötü niyete ilişkin olarak ise; davacı tarafın müvekkili davalının söz konusu ibareyi kötü niyetli olarak tescile müracaat ettiğine dair bir delil ve belge sunmadığını belirterek, davanın reddine, her türlü yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEME KARARI:Bakırköy 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17/02/2023 tarihli 2022/54 E. - 2023/52 K. sayılı kararıyla; "...Davaya konu olayda, davacının, önceki tarihli davaya dayanak markalarının " ...", "...", " ...", "...", "...", "..." ve "..." unsurlarından oluştuğu, markalarda ortak unsur olan "..." ibaresini havi davalıya ait "..." markasının, aynı ve benzer emtialarda tescilli olması dolayısıyla, özel bir bilgi, eğitim ve dikkat seviyesine sahip olmayan ortalama tüketici nezdinde, davacı seri markalarının bir yenisi gibi algılanma ihtimalinin bulunduğu, bu itibarla SMK 6/1 gereğince hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kanaatine ulaşılmıştır.Her ne kadar davacı taraf "tanınmışlık" iddiasında bulunmuşsa da, her somut olayda bu iddiaya dayanan tarafın tanınmışlığı ispat külfetinde bulunduğu ve davacı yanın tanınmışlığa delalet edecek yeterli delili dosyaya sunmadığı, bu kapsamda markanın başvuru tarihinden önce ayırt ediciliği, markanın tanınmışlığına ilişkin yetkili mercilerce verilmiş kararlar ve marka sahibinin marka haklarını korumaya yönelik etkili çalışmaları, markanın kullanıldığı mallar veya hizmetlere yönelik reklam amaçlı olan ya da olmayan tanıtım faaliyetlerinin niteliği, toplumun ilgili kesiminde markanın bilinme veya tanınma derecesini gösterir herhangi bir anket, markanın parasal değeri vesair hususlar bakımından herhangi bir bilgi ya da evrak dosya arasında yer almadığı, sunulan Çin'de görülen bir davadaki beyan sureti, futbolcuların "..." etkinliklerine katılımına ilişkin görsel, başvuru tarihinden öncesine ait reklam materyalleri, tanıtım fişleri ve tanıtım videolarının, her dosyada ayrıca ispat külfeti altında bulunulan tanınmışlığa delalet edecek boyutlarda olmadığı anlaşılmıştır.Kötüniyet iddiası yönünden yapılan incelemede;Kötüniyetten ne anlaşılması gerektiği ve hangi koşullarda varlığının kabul edilmesi gerektiği her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husus olmakla birlikte "ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak ve başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlamaya yönelik olarak, "önceki marka sahibini tescil konusu ürünleri pazarlamaktan alıkoyma, piyasaya girmesini engelleme amacı ile" yapılmış tesciller kötüniyetli kabul edilmektedir. Hukukumuzda iyiniyet asıldır.Yani kötüniyet iddiasında bulunan bu iddiasını ispat külfeti altındadır.Davaya konu olayda her ne kadar davacının "..." ortak unsurlu markalarının tanınmışlığının ispatlanamadığı tespit olunmuşsa da, sunulan delillere göre sektörel bazda bilinirliğinin bulunduğu, "..." markasının ise ayrıca tanınmış olduğu, bu itibarla aynı sektörde ticari faaliyet gösteren davalının, davacı seri markaları ile benzerlik oluşturarak tüketici nezdinde davacı seri markalarının bir parçası olarak algılanacak markasını tescil ettirdiği, davalının yine "..." ibaresini havi bir başka markasının davacının itirazı üzerine başvurusunun YİDK kararıyla iptal edildiği, bu karardan sonra yine aynı benzerliği ihtiva eden marka tescilinin iyiniyetli olarak kabul edilemeyeceği, SMK 6/9 maddesi kapsamında da hükümsüzlük koşullarının oluştuğu hukuki kanaatine ulaşılmıştır.Tüm bu nedenlerle davacının davasının kabulüne" karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; davacının "..." markasının Türkiye'de kullanımının ve tanınmışlığının bulunmadığını, şayet sektörel bazda bir tanınmışlık kabul edilecek ise, bu durumun davacının markasının ayırt edici karakterini zedeleyip zedelemeyeceğinin ortaya konulması gerektiğini, Mahkemece bu konuda bilirkişiden görüş alınmaksızın hakimlik mesleğini aşan teknik bir konuda değerlendirme yaparak karar verdiğini,Davacının markasının Türkiye'de tescilli olmaması ve kullanılmaması nedeniyle markanın sektörel bazda tanınmışlığından söz edilemeyeceğini, kaldı ki sektörel bazda tanınmış olduğu kabul edilse bir tanınmış olan marka "..." olmadığından dolay tarafların markalarının benzerliğinin sebebi olarak bu ibare gösterildiğinden, yerel mahkemenin kabulünün hatalı olduğunu gösterdiğini, Hükümsüzlüğü istenilen markanın başkası tarafında tescil edildiğini, müvekkilinin markayı daha sonra devraldığını, ilk başvuru yapan hakkında TPMK tarafından verilen bir karar bulunmadığından, müvekkilinin sonradan edindiği markayla ilgili kötüniyetli olduğunun kabul edilemeyeceğini,Markaların ülkeselliği nedeniyle, yurt dışında tescilli bir markanın Türkiye'de başkaları tarafından tescil edilebileceğini, müvekkilinin haklarını tam olarak bilmediğinden "..." marka başvurusunun reddine dair Kurum kararının iptali için dava açma hakkını kullanmadığını,TPMK'nın benzer olaylarda, bu kararı ile çelişen kararlarının mevcut olduğunu, "..." ibaresinin "...", "..." anlamına geldiğini, Mahkemenin ve bilirkişinin "..." ibaresinin ayakkabı ve giysi sektöründe tanımlayıcı bir niteliği bulunduğunun gözden kaçırıldığını, içerisinde sektör bilirkişisinin de yer aldığı yeni bir heyetten bu konuda rapor alınması ve bu hususun irdelenmesi gerektiğini, Bir dönem çok popüler olan ayakkabı alt kısmına konulan amortisör aracılığı ile ayakkabıların hava alması nedeniyle kullanıldığı ve bu şekilde satılan ayakkabıların esas markalarının altında "..." ibaresinin yazdığının bilindiğini, bu ibarenin yüzlerce firma tarafından tescilli veya tescilsiz olarak kullanıldığını, bu nedenle "..." ibaresinin ayırt ediciliği düşük, zayıf marka olarak kabul edilmesi gerektiğini,Tarafların markalarındaki ikinci ibareler farklı olduğundan, "..." ibaresinin zayıf marka olarak kabul edilmesi halinde, markaların benzer olmadığına karar verilmesi gerektiğini,Mahkemenin "..." ibaresinin tek başına dava dışı ...l firması adına ... numarası ile tescilli olduğunu dikkatinden kaçırdığını, Davacının "..." markasına dayanarak Türkiye'de ileri sürebileceği bir hakkının bulunmadığı, "..." ibaresinin yüzlerce tescilli markada yer almasının zayıf marka olduğuna karine teşkil ettiğini, Mahkemece bu hususlar irdelenmeden karar verilmesi nedeniyle, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek, arz ve izah olunan sebeplerden ötürü öncelikle mahkeme hakiminin çözümü teknik bilgiyi gerektiren hususlarda görüş ve değerlendirme yapmış olması, davadaki iddia ve savunmalarının bir kısmı hakkında olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapmayarak, müvekkilinin savunma hakkının kısıtlanmış olması ve verdiği kararın teknik, fiili gerçeklik, hukuki ve yasal dayanağının bulunmaması "..." esas unsurlu markanın dava dışı bir firma adına tescilli oluşu, yine "..." ibareli markanın da dava dışı bir başka firma adına tescilli olması nedeni ile, yerel mahkemenin kararının kaldırılarak dosyanın içerisinde sektör bilirkişinin de yer alacağı şekilde yeni bir heyet oluşturularak, alınan ilk rapor ile belirtilen taraf markalarında "..." ibaresinin ortak olması nedeni ile belirtilen benzerlik açısından "..." ibaresinin dava konusu yapılan 25. sınıf emtialar yönünden ayırt ediciliğinin zayıf olarak kabul edilip edilemeyeceğinin araştırılmasını, ayırt ediciliği zayıf bir işaret olarak kabul edilecek ise dava konusu markalarda bu işaretin ortak olarak kullanılmasının karışıklığa neden olup olmayacağı, ayrıca hem "..." ibaresinin bir üçüncü kişi adına tescilli oluşu, hem de "..." ibaresinin yine dava dışı bir kişi adına tescilli oluşu dikkate alındığında, davacının bu haklara dayalı olarak bir itirazda bulunup bulunamayacağı yönünde rapor alınmasını ve alınacak rapor sonucuna göre karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; 26/06/2018 başvuru, 17/06/2019 tescil tarihli, ... tescil numaralı "...” markasının 25. sınıfta “Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler." Emtiası için davalı adına tescilli olduğu tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince alınan 24/11/2022 tarihli bilirkişi raporunda; "...Davalı yana ait dava konusu... başvuru numaralı markanın SMK 6/1 hükmü kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu, davalı yana ait dava konusu markanın SMK 6/3, 6/4, 6/5. Maddeleri çerçevesinde hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, yine davalı yana ait dava konusu ... başvuru numaralı markanın SMK 6/9 hükmü kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu..." hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir. G E R E K Ç E:Dava; davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü davasıdır.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi,HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekilinin istinaf talepleriyle ilgili yapılan incelemede; davacının "..." markasının Türkiye’de tescilli olmadığı, bilirkişi raporu ile bu markanın SMK’nun 6/3. maddesi uyarınca Türkiye’de tescilsiz olarak kullanılması suretiyle davacının hak sahibi olduğunun kanıtlanamadığına dair görüş bildirildiği, TPMK’da davacı adına tescilli ve "..." ibaresini içeren başka markalarının mevcut olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece davacıya ait TPMK nezdinde tescilli "..." ibaresini içeren bu markaların tescil kayıtları dosya içine getirtilmediği gibi, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 03.06.2020 tarihli, 2019/4392 Esas, 2020/2581 Karar sayılı kararı da dikkate alınarak, davalının "..." ibaresinin ayakkabı ve giysi ürünleri için zayıf marka olduğuna dair savunmasıyla ilgili bir araştırma ve değerlendirme yapılmadan, yalnızca marka vekili bir bilirkişiden rapor alınarak davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmamıştır.Bu nedenlerle; davalı vekilinin diğer istinaf talepleri bu aşamada incelenmeksizin, istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, ayakkabı ve giyim sektöründen bilirkişinin de yer aldığı yeni bir heyetten "..." ibaresinin davalının ve davacının markalarının tescilli oldukları sınıflar için tanımlayıcı bir ibare ve zayıf marka olup olmadığına dair rapor alınarak, buna göre davalının markasının hükümsüzlük koşullarının mevcut olup olmadığına dair değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir. H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6. maddesi uyarınca BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİNİN 17/02/2023 tarihli, 2022/54 Esas, 2023/52 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Yukarıdaki gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya devam olunması için dosyanın mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde davalı tarafa iadesine,4-İstinaf yargılama giderleri olarak;a)Davalı avansından kullanıldığı anlaşılan; 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 187,00 TL (posta-teb-müz) masrafının davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, b)Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 18/12/2024 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.