Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/54 E. 2022/422 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/54
Karar No
2022/422
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/675 - 2025/858 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/675 KARAR NO : 2025/858 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/12/2022 NUMARASI : 2022/54 E. - 2022/422 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/12/2022 tarih ve 2022/54 Esas - 2022/422 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ..., ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli markalarının bulunduğunu, davalı gerçek kişinin "... ..." ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin markaları arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin markaları tanınmış olduğundan, SMK'nın 6/5 koşullarının da gerçekleştiğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2021-M-436 Sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekil, müvekkil Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, davacının "...", "... SÜT" vb. markalı emtiaların yalnızca davacı tarafa ait mağazalarda satıldığını, davacı dışındaki başka bir mağaza ya da marketten işbu malları temin etmenin mümkün olmadığını, müvekkilinin markasının asli unsurunun “...” kelimesi değil başlı başına bir deyim olan "... ..." ibaresi olduğunu, "..." kelimesinin "..." sözcüğünün anlamını değiştirdiğini, fonetik, duygusal ve kavramsal algısını değiştirdiğini, bambaşka bir anlama kavuşturduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 29. sınıf malların davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı, bununla birlikte taraf markalarının görsel ve işitsel olarak benzer olması nedeniyle, markalar arasında, 6769 s. SMK’nun 6/1. maddesi kapsamında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacının "..." ibareli markaları süt ve süt ürünleri, yoğurt sektöründe tanınmış olduğundan, uyuşmazlık konusu 29. sınıfta yer alan “Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Yumurtalar, yumurta tozları.” malları açısından, SMK’nun 6/5. maddesi koşullarının da oluştuğu, davacının haksız rekabete ve kötü niyete dayalı iddialarının ise yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluşmadığını, markalarda ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, dava konusu başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, somut olayda SMK'nın 6/5 koşullarının da oluşmadığını, davacının markalarının tanınmışlığının ispatlanmadığı, aksinin kabulüne dahi karar yerinde belirtilen 29 sınıf mallar yönünden SMK'nın 6/5 maddesinde aranan risklerin ne şekilde oluşacağının değerlendirilmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, dava konusun başvuru ile davacının markalarının birbirinden farklı olduğunu, müvekkilinin markasının bir bütün olarak "... ..." ibaresinden oluştuğunu, davacının markalarından farklı bir algıya yol açtığını, davacının markalarında yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, diğer taraftan 22/12/2022 tarihli duruşmaya e- duruşma ile katılma taleplerinin mahkemece kabul edildiğini ancak teknik sebeplerden ötürü duruşmaya katılanamadığını, buna müteakiben 22/12/2022 tarihli gönderdikleri mazeret dilekçesinin mahkemece değerlendirilmediğini ve aynı celsede karar verildiğini, oysa mahkemece mazeretlerinin kabul edilerek bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmesi gerektiğini, bu durumun müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkını ve hak arama hürriyetini ihlal ettiğini, mahkemece alınan bilirkişi raporunda görev ve yetki sınırlarının aşıldığını, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının karşılanmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. GEREKÇE : Dava YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "... ..." ibareli başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira davacının itirazına mesnet markalarının asli unsuru olan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak yer aldığı, başvuruda yer alan "..." ibaresinin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, dava konusu başvurunun davacının "..." ibareli seri markalarından biri olarak algılanabileceği, her ne kadar davalı tarafça "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu ileri sürülmüşse de Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/7242-2023/1579 E/K, 2021/8799-2022943 E/K, 2021/2668-2022/6912 E/K, 2017/2788-2019/19 E/K, 2017/2585-2018/7814 E/K, 2016/14382-2018/5253 E/K, 2015/11141-2016/6342 E/K sayılı ilamlarında "..." ibarelerinin davacının "..." asıl unsurlu markaları ile benzer olduğu kabul edildiğinden, davalı tarafın bu itirazının yerinde olmadığı, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 29. sınıf malların davacının itirazına mesnet markaları kapsamında yer alan mallarla aynı/aynı tür olduğu, davacının "..." ibareli markaları süt, süt ürünleri ve yoğurt mallarında tanınmış olduğundan, başvuru kapsamında yer alan 29. sınıf "Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Yumurtalar, yumurta tozları.” malları yönünden ayrıca SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluştuğu, diğer taraftan ilk derece mahkemesinin 22/12/2022 tarihli karar celsesinin saat 10.15'te yapıldığı, dava konusu başvuru sahibi davalı vekilinin mazeret dilekçesi ise duruşma yapıldıktan sonra saat 10.39'da gönderildiğinden bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararında kabul edildiği üzere iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olması karşısında dava konusu başvuru sahibi davalı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik istinaf itirazlarının da yerinde bulunmadığı anlaşılmakla, davalılar ..., ... vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar ... ile ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca davalılardan ayrı ayrı alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-'ar-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 25/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH:15/05//2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/54, K. 2022/422, T. 08.06.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-54-e-2022-422-k-86e33a1b2dc4