Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/35 E. 2022/319 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/35
Karar No
2022/319
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1040 - 2025/1286 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1040 KARAR NO : 2025/1286 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/11/2022 NUMARASI : 2022/35 E. - 2022/319 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/11/2022 tarih ve 2022/35 Esas - 2022/319 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalılar ... Kurumu, ... A.Ş. tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2020/82474 sayılı ve “...” ibareli başvurusunun, davalı Şirketin "..." ibareli markalarına dayalı olarak yaptığı itiraz sonucu, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca reddedildiğini, müvekkilinin bu karara karşı yaptığı itirazının da dava konusu YİDK kararı ile reddine karar verildiğini, oysa tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik olmadığı gibi müvekkilinin dava konusu başvuruyu oluşturan ibare üzerinde önceki tescilli markaları nedeniyle müktesep hakkının da Bulunduğunu ileri sürerek, 01.12.2021 tarih ve 2021-M-10609 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, tarafların markaları arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin redde mesnet alınan markalarının asli unsuru olan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda da asli unsur olarak yer aldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece,YİDK kararında redde mesnet olarak her ne kadar 2010/02693 sayılı marka da gösterilmişse de, Markalar Dairesi Başkanlığı kararında söz konusu markanın, kullanımı ispatlanamadığından, SMK m.6/1 hükmü uyarınca redde mesnet yapılmadığı, söz konusu karara karşı davalı şirketin itirazının da bulunmadığı gözetildiğinde, 2010/02693 sayılı markanın redde mesnet olamayacağı, diğer redde mesnet markalar kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin dava konusu başvuruda yer alan 30. sınıf mallarla aynı ve benzer bulunduğu, davacının dava konusu marka başvurusundan çıkartılan 30.sınıftaki emtiaları kapsayacak şekilde ve salt "..." ibaresinden oluşan 99/009478 ve 2014/39693 sayılı markalarının bulunduğu da dikkate alındığında, dava konusu marka başvurusunda bulunan "..." ibaresinin çatı marka vasfında olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20.12.2018 tarih 2017/11-114 Esas 2018/1995 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; lider marka yanına eklenen unsurların ayırt edici niteliğinin zayıf bulunması halinde, her halükarda lider markanın ayırt edicilik incelemesinde dikkate alınmayacağı iddiasının kabul görmeyeceği, zira önemli olanın karşılaştırılan markaların hitap ettiği ilgili tüketici kesiminin, markaların ticari kaynağı noktasında yanılgıya düşme ihtimallerinin olup olmadığı hususu olduğu, bu ilke dikkate alınmak suretiyle her somut olayda iltibas tehlikesinin değerlendirilmesi gerektiği, buna göre "..." emtiası bakımından "..." sözcüğünün tasviri nitelikte olduğu, bu nedenle söz konusu emtia bakımından dava konusu marka başvurusunun esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, bu emtia bakımından "..." sözcüğünün ayırt edicilik incelemesinde arka planda kaldığı, dolayısıyla söz konusu emtia bakımından dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet "..." esas unsurlu markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğunun söylenemeyeceği, bu nedenle "..." emtiaları bakımından dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve eldeki davaya konu olan "..." emtiaları haricindeki sair emtialar bakımından ise başvuru markasında bulunan "..." sözcüğünün tasviri bir niteliğinin olmadığı, "..." ibaresinin davacının çatı markası olduğu düşünüldüğünde, başvuru markasında esas olarak "..." sözcüğünün tescil ettirilmek istendiğinin söylenebileceği, zira davacının hali hazırda salt "..." ibaresinden oluşan markalarının bulunduğu, buna göre; daha önce redde mesnet "..." esas unsurlu markaları gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, dava konusu "..." markasını bu paragrafta belirtilen emtialar üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, bu emtialardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markada yer alan "..." ibaresine çatı marka olması nedeniyle ticari köken fonksiyonu yükleyeceği, "..." ibaresine markasal ayırt edici etki izafe edeceği, böylece davacı ile davalı şirket arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu hususunda yanılsamaya düşeceği anlaşıldığından; söz konusu emtialar bakımından dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davacıya ait önceki tarihli marka tescilleri ve sunulan kullanım delilleri incelendiğinde; "..." emtiaları bakımından dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı tespit edildiğinden, davaya konu sair emtialar bakımından müktesep hak iddiasının incelendiği, buna göre; davaya konu sair emtialar bakımından davacının önceki tarihli markalarını uzun süredir kullandığına ilişkin ispat aracı sunmadığı, bununla birlikte dava konusu marka başvurusunun bu emtialar bakımından ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğu düşünüldüğünde, davacının önceki tarihli markalarının asli unsuru korunarak dava konusu marka başvurusunun oluşturulduğunun söylenemeyeceği, bu nedenle davacı yanın önceki tarihli markalarından kaynaklı müktesep hak iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile "..." emtiası bakımından 2021-M-10609 sayılı YİDK kararının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, tarafların markalarının bir bütün olarak benzer olmadığını, dava konusu başvurunun asli unsurunun "..." ibaresinde oluştuğunu, başvuruda yer alan "..." ibaresinin kaynak bildirmeye yönelik kullanımının yanı sıra ayırt ediciliğinin oldukça düşük olduğunun kabulünün gerektiğini, dava konu başvurunun müvekkilinin seri markası niteliğinde olduğunu, "..." ibaresinin çatı marka olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesinin kısmen ret kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, "... " olarak bilinen bir ... çeşidi mevut olsa da bu ... çeşidinin salt "... " ibaresi ile özdeşleşmediğini, anılan ibarenin tek başına "..." emtiası yönünden tanımlayıcı olmadığını, bilirkişi raporunda da aynı sonuca varıldığını, ... emtiası yönünden de SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararının kaldırılmasını ve davanın tümüyle reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Şirket vekil, tarafların markaları arasında "..." emtiası yönünde de iltibas koşullarının oluştuğunu, müvekkilinin markalarının sektörde tanınmış olduğunu, "..." ibaresinin tek başına "..." emtiası yönünden vasıf bildirici nitelikte olmadığını, mahkemece alınan kök ve ek bilirkişi raporlarının aynı yönde olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararının kaldırılmasını ve davanın tümüyle reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 30. sınıf mallar ile redde mesnet 2015/101551, 2015/101553, 2015/101554, 2015/10906, 2015/10911, 2015/10914, 2015/27927, 2016/33396, 2016/33403, 2016/33404, 2016/33405, 2016/68228, 2017/24459, 2020/71439, 2016/33398 sayılı markalar kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin aynı ve benzer bulunduğu, anılan redde mesnet markaların asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda da aynen yer aldığı, ancak mahkemece alınan ek raporda da açıklandığı üzere “... ” adı altında bir ... çeşidinin mevcut olduğundan, "..." ibaresinin "..." emtiası yönünden tanımlayıcı bulunduğunun kabulü gerektiği, buna göre dava konusu başvuru kapsamında yer alan 30. sınıf "..." emtiası yönünden, "..." ibaresinin ortak olarak yer almasının tarafların markaları arasında iltibasa neden olmayacağı, anılan mallar yönünden başvurunun asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, bu ibare ile redde mesnet markaların asli unsuru olan "..." ibaresi arasında benzerlik bulunmadığının açık olduğu, ancak dava konusu başvuru kapsamında yer alan 30. sınıf diğer mallar yönünden aynı sonuca varılmasının mümkün olmadığı, zira markalarda ortak olarak yer alan "..." ibaresinin bu mallar yönünden tanımlayıcı olmayan, ayırt ediciliği haiz bir ibare olduğu, dava konusu başvuru kapsamında "..." emtiası dışından kalan 30. sınıf diğer mallar yönünden SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibas koşullarının oluştuğu, dava konusu başvuruda yer alan ve davacının çatı markası olduğu anlaşılan "..." ibaresinin bu mallar yönünden yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, sayılan mallar yönünden davacı yararına müktesep hak koşullarının da oluşmadığı, ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğu ve mahkemece de gerekçesi açıklanmak suretiyle markalar arasında, uyuşmazlık konusu "..." emtiası yönünden iltibas tehlikesi bulunmadığının kabul edildiği anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca taraflardan ayrı ayrı alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, taraflarca istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 179,90'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 435,50'ar-TL bakiye harcın davacı ve davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 24/06/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/07/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/35, K. 2022/319, T. 08.06.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-35-e-2022-319-k-211f6c7b36d0