Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/345 E. 2023/20 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/345
- Karar No
- 2023/20
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/560 - 2025/846 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/560 KARAR NO : 2025/846 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/01/2023 NUMARASI : 2022/345 E. - 2023/20 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/01/2023 tarih ve 2022/345 E. - 2023/20 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili Şirketin 2012/09083 sayılı ve "...-..." ibareli tanınmış markanın sahibi olduğunu, davalı Şirketin bu marka ile karıştırılma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2020/143493 kod numarasını alan başvuruya, müvekkilince yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa davaya konu marka başvurusu ile müvekkiline ait markanın benzer bulunduğunu, müvekkiline ait markada “...-...” ibaresinin bağımsız bir unsur olduğunu, “...” çatı markasının inceleme dışında bırakılmasının gerektiğini, davaya konu marka başvurusunun esas unsurunun ise “... ...” ibaresinden oluştuğunu, Türkçe’de “W” harfinin bulunmadığını, bunun yerine “...” harfinin kullanıldığını, “...-...” ibaresinin ayırt ediciliğinin yüksek olduğunu, tüm mal ve hizmetler bakımından benzerlik bulunduğunu, markalar arasında iltibas olduğunu, müvekkilinin, “...-...” markasını, saç kurutma makinası, saç düzleştirici, elektronik tartı, baskül gibi ürünler üzerinde uzun yıllardır kullandığını ve dava konusu marka başvurusunun SMK 6/3. madde uyarınca reddinin gerektiğini, davaya konu marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-8298 sayılı kararın iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkilinin “... ...” markasını uzun yıllardır kullandığını, taraf markalarının asli unsurunun, “...” ve “...” olduğunu, davacı tarafından görseli sunulan saç düzleştirici emtiasının 8. sınıfa ilişkin olduğunu, oysa markasının 11. sınıfta tescilli bulunduğunu, markaların farklı mal ve hizmetlere yönelik olduğunu, buna göre taraf markaları arasında iltibas ihtimali bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarının görsel ve kavramsal olarak farklı olması, “... ...” markasının, davalı adına T/03216 sayı ile tanınmış marka olarak tescil edilmesi, tüketicinin bu ibareyi gördüğünde markaların aynı işletmeden kaynaklandığını düşünmeyeceği, bir başka anlatımla “...” ibaresini rahatlıkla seçebileceği, taraf markaları arasında bulunan düşük seviyeli sesçil benzerliğin, görsel ve kavramsal olarak oluşturulan farklılığın önüne geçerek karıştırılmaya yol açacağının söylenemeyecek olması karşısında, taraf markaları arasında SMK’nın 6/1. maddesi bağlamında iltibas ihtimali bulunmadığı, davacının “...-...” ibaresini, saç düzleştirici ve saç kurutma makinesi üzerinde kullandığı görülse de, markaların iltibasa sebebiyet verecek ölçüde benzer olmaması karşısında, SMK 6/3. maddesinin uygulanma şartlarının oluşmadığı, kötü niyet iddiasının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkeme kararında belirtilenin aksine SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalı markası "... ..." ibareli iken müvekkili markasının "...-..." ibareli olduğunu, görsel açıdan da işitsel açıdan da ibarelerin benzer bulunduğunu, davalı markasında "..." ibaresinin tali unsur olarak görülüp, benzerlik tespitinde dikkate alınmamasının yerinde olmadığını, markanın, görsel açıdan bir bütün olarak göze hitap ettiğini ve "..." ibaresinin de ortalama bir tüketicinin ilk bakışta gözüne hitap ettiğini, müvekkili markasında olduğu gibi "..." ibaresinin, tüketici nezdinde kalıcılığı sağladığını, markalar arasındaki benzerliğin “iltibas yaratacak derecede” kadar benzer olduğunun kabul edilmemesi durumunda ise markaların çağrıştırma ihtimalinin göz önüne alınması gerektiğini, markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin de benzer olduğunu, dolayısıyla anılan madde kapsamında dava konusu başvurunun reddi koşullarının oluştuğunu, yine SMK'nın 6/3 maddesi koşullarının da somut olayda gerçekleştiğini, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "...-..." ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin, bakım, özen gibi anlamlara geldiği ve dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere piyasada yaygın olarak kullanıldığı, bu itibarla anılan ibarenin ayırt ediciliğinin son derece düşük olduğu ve markalarda ortak olarak yer almasının, markalar arasında karıştırılmaya yol açmayacağı, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik görülmediğinden, SMK'nın 6/3 maddesi koşullarının da somut olayda bulunmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.