Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/332 E. 2023/178 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/332
- Karar No
- 2023/178
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1847 - 2025/2075 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1847 KARAR NO : 2025/2075 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/04/2023 NUMARASI : 2022/332 E. - 2023/178 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/04/2023 tarih ve 2022/332 Esas - 2023/178 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 2020/ 134279 sayılı “...” ibareli markasının 30. sınıf “çay, yerba mate çayı.” emtiası yönünden tescili isteğinin, davalı şirketin "..." markasına dayalı itirazı üzerine nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa 1924 yılında kurulan ve 1991 yılında yapılandırılarak "..." adına alan müvekkili şirketin yem, ahşap, ahşap ürünleri, çelik, çimento, granit ve mermer imalatı yanında, "..." markası ile gıda alanında faaliyet gösterdiğini, 2017/04391 sayılı "..." markasının "çay, mate çayı" için tescilli olduğunu, müvekkilinin markasını uzun yıllardan beri kullanmakta olup markanın 2001 yılından beri Suriye, Lübnan, Kıbrıs, Birleşik Arap Emirliklerinde tescilli bulunduğunu, müvekkili tarafından yaratılan özgün markanın müvekkili ile özdeşleştiğini, markanın davalı şirket tarafından tesadüfen bulunup tescil ettirilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve markaların içerdikleri tüm unsurlar itibariyle birbirlerinden tamamen farklılaştıklarını ileri sürerek 2022-M-9121 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili, yıllar önce Gaziantep ilinde kurulan müvekkili şirketin "..." markası ile siyah çay sektöründe bölgede ciddi satış miktarına sahip tanınmış bir marka olduğunu, Suriye'de kurulu bulunan davacı şirketin ülke içinde herhangi bir ticari veya sınai faaliyetinin bulunmadığını, müvekkili tarafından davacıya karşı 2001/4234 sayılı “...” ibareli markanın kullanmama nedeni ile iptali için açılan davanın Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/151 E.- 2019/42 K. sayılı kesinleşen ilamı ile kabul edildiğini, yine davacı tarafından delil olarak bildirilen 2017/04391 sayılı "..." markasına yönelik itirazların reddi sonrasında açılan YİDK kararının iptali davasının halen Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde 2019/30 E. sayısı ile derdest olduğunu, davaya konu markadaki bir harf değişikliği haricinde müvekkilinin markası ile davaya konu markanın aynı asli unsuru içerdiğini, bu itibarla davacının "..." markası ile müvekkilinin markaları arasında fonetik, yazılış ve okunuş olarak iltibas yaratacak kadar benzerlik bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının itirazına mesnet markanın kullanımının ispatlandığı "Çaylar" emtiaları ile başvuru markasından çıkartılan "Çay, yarbe mata çayı." emtialarının aynı/aynı tür olduğu, markaları oluşturan esas unsurların görsel ve işitsel olarak benzer olduğu, kavramsal olarak da farklılaşmadıkları, daha önce redde mesnet "..." markasını siyah çay emtiası üzerinde gören veya işiten makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı, ortalama tüketici kesiminin, davaya konu "Şekil+..." markasını çay emtiası üzerinde gördüğünde bu markayı redde mesnet marka ile ilişkilendirebileceği, markayı redde mesnet markanın serisi niteliğinde zannederek tüketim tercihinde bulunabileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahi, bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, davacı adına tescilli 2017/04391 sayılı marka tescil tarihi itibariyle hükümsüzlük tahdidi altında olduğundan müktesep hak oluşturma kabiliyetinin olmadığı, davacının gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve davalı şirketin kötü niyetli olduğuna ilişkin iddiaları redde mesnet markanın hükümsüzlüğü davasında veya redde mesnet marka başvurusunun tescili aşamasında itiraz veya hükümsüzlük sebebi olarak ileri sürülebilirse de, somut olaydaki gibi dava konusu marka başvurusu bakımından değerlendirmeye alınamayacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "..." markasının kökleri 1921 yılında atılan müvekkili tarafından gıda sektöründe uzun yıllardan beri kullanılmakta olduğunu, kaldı ki, 2017/04391 sayılı '..." ibareli markanın halen müvekkili adına tescilli bulunduğunu, markanın yaratıcısı ve gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, müvekkilinin bu markayı ... nezdinde tescil ettirmek için ilk defa 2001 yılında başvurduğunu, kaldı ki aynı yıl itibariyle markanın bir çok ortadoğu ülkesinde tescil edildiğini ve asıl sahibi müvekkili iken, davalının üçüncü kişiler üzerinden "..." ibaresini haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini, taraf markaları arasında ilk bakışta dikkat çeken renk, kullanılan harflerin karakteristik özelliklerinden kaynaklanan tasarımsal farklılıklar, ek kelime unsurları ile şekil unsurlarının markaların karıştırılmasını imkan vermediğini, taraf markalarında baskın unsur olduğu kabul edilen kelime unsuru esas alınarak diğer unsurların dikkate alınmamış olmasının doğru olmadığını ve itiraza mesnet gösterilen markanın başında ve sonunda bulunan ek kelime ve harf unsurlarının markaları benzer olmaktan çıkardığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre 2020/134279 sayılı "..." ibareli başvuru ile davalı Şirket'e ait 2006/62039 sayılı "..." ibareli redde mesnet marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira davaya konu markanın asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi ile davalının itiraza mesnet markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi arasında tek harf farkının mevcut olup bu farkın görsel ve işitsel olarak markaları birbirinden uzaklaştırmaya yeterli olmadığı, davaya konu markanın tescilinin istendiği 30. sınıftaki "çay, yerba mate çayı" emtiası ile itiraza mesnet markadaki "çay" emtiasının aynı/ aynı tür olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 345,55-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/11/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.