Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/308 E. 2023/10 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/308
Karar No
2023/10
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/575 - 2025/782 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/575 KARAR NO : 2025/782 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/01/2023 NUMARASI : 2022/308 E. - 2023/10 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/01/2023 Tarih ve 2022/308 Esas - 2023/10 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2006/63843, 2008/30853, 2010/66577 sayılı ve "... şekil", "... şekil", "... şekil" ibareli markalarının sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibareli 2021/032942 sayılı marka başvurusuna itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa davacının 1999 yılında kurulan Türkiye’nin öncü otomotiv finansmanı şirketi olduğunu, faaliyetleri çerçevesinde kullandığı “...”, “...”, “...” gibi tescilli markalarının ilgili sektörde tanınmış markalar haline geldiğini, karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğunu, taraf markalarında ortak olan “...” ibaresinin markaların esas unsurunu, diğer ibarelerin markaların tali unsurunu oluşturduğunu, davalının markasının davacının markalarının serisi izlenimini verdiğini, ayrıca taraf markalarının aynı/aynı tür emtialarda kullanılacağını, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ve haksız rekabete sebep olacağını ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK'nun 2022-M-6680 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2021/032942 başvuru numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, somut olayda karşılaştırılan markaların görsel, işitsel, kavramsal açılardan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden farklı olduklarını, bu nedenlerle ortalama tüketici nezdinde çekişme konusu mal ve hizmetler açısından markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, uyuşmazlık konusu olan “...” ibaresinin ticari ve günlük hayatta yaygın kullanımı olan ve anlamı herkes tarafından bilinen bir ibare olması nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, davalının markasında bu ibare ötesinde davacının markalarından belirgin farklılıkların bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, karşılaştırılan işarelerin görsel, anlamsal ve işitsel açılardan farklı olduğunu, markaların kapsamına giren mal ve hizmetlerin de aynı/benzer olmadığını, zira davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markalarının 35. sınıf hizmetlerde tescilli olmadığını, taraf markalarında ortak olarak geçen “...” ibaresinin yerleşik ve bilinen anlamı nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin düşük olduğunu ve bu ibareyi marka olarak kullanma hakkının münhasıran davacıya verilemeyeceğini, müvekkilinin 2021 032938 sayılı “... ...” ibareli markasının tescile bağlanmış/emsal bir marka olduğunu, taraf markalarında seçilen yazı tiplerinin, renklerin, grafiklerin ve tasarımların da birbirlerinden çok farklı olduğunu, davacının huzurdaki davayı ikame ederken kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markalarında “...” ibaresi ortak olarak kullanılmış ve dahi markalardaki kelime kompozisyonları yapısal açıdan aynı ise de, yer verilen diğer unsurların, markaları yeterli derecede farklılaştırdığı, yani somut olaydaki markaların, yerleşik içtihatlarda bahsi geçen “iltibasın yapılacak küçük bir değişiklikle bertaraf edilebileceği...” durumu ile örtüştüğü, bu nedenle de taraf markalarındaki “...” ibaresinin ortaklığının, markaları görsel ve anlamsal olarak benzer kılmaya yeten baskınlıkta bir durum yaratmadığı, taraf markalarının benzer olmaması ve 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi anlamında iltibas tehlikesinin mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, karşılaştırılan markaların görsel ve işitsel açıdan benzer olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli markalarının tanınırlığı ve ayırt edici niteliği dikkate alındığında, markalar arasında iltibas durumunun kaçınılmaz olduğunu, aralarındaki küçük farklılıkların markaları ayrıştırmaya yetmediğini, başvuru markasının müvekkilinin markalarıyla seri marka algısı oluşturduğunu, kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin de aynı/aynı tür olduğunu, SMK'nın 6/1.maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin çok yüksek olduğunu, davalının müvekkilinin markalarından haberdar olmamasının mümkün bulunmadığını, davalı markasının tesadüfen seçilmiş olamayacağını, başvurunun kötüniyetle yapıldığını, tescili halinde müvekkili yönünden kar marjına olumsuz etki edeceğini, haksız rekabete sebep olacağını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : 1-Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu 2021/032942" sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "...", "...", "..." asıl unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira “...” ibaresinin markasal ayırt ediciliğinin düşük olduğu, bir bütün olarak dava konusu başvurunun davacı markalarından yeterince ayrıştığı, başvuru konusu marka ile itiraza mesnet markalar arasında karıştırılma ihtimalinin doğmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Davacı tarafça, diğer iddiaların yanında, dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğu da ileri sürülmüş olup, bu hususta ilk derece mahkemesince olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmamış, davacı vekilince de ilk derece mahkemesince değerlendirilmeyen kötüniyet iddiası istinaf sebepleri arasında gösterilmiştir. SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür. Yargıtay HGK'nun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Kötü niyetin varlığı, her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötüniyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir. Bu açıklamadan sonra somut olay değerlendirildiğinde, karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı mahkemece isabetli şekilde belirlenmiştir. Kaldı ki sırf benzer marka başvurusunda bulunulması kötüniyeti göstermediği gibi bunun dışında da davacının, dava konusu başvurunun tescille sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik olduğunu ispat edemediği kanaatine varılmıştır. HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun, ilk derece mahkemesi hükmünün gerekçesine yönelik olarak kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 12/01/2023 gün ve 2022/308 Esas - 2023/10 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davalılar kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre hesaplanan 15.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 435,50-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 8-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/04/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/308, K. 2023/10, T. 21.09.2005, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-308-e-2023-10-k-6ffe279ee6be