Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/291 E. 2023/21 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/291
Karar No
2023/21

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/602 KARAR NO : 2025/822 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (... ) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/01/2023 NUMARASI : 2022/291 E. - 2023/21 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/01/2023 Tarih ve 2022/291 Esas - 2023/21 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2020/18829 sayılı "..." ibareli marka başvurusuna karşı davalı Şirket'in 2007/53902, 2007/53903, 2012/78473, 2012/78480, 2014/70149, 2016/66197 sayılı ve "... şekil", "...", "...", "...", "...", "...", "... okulları" ibareleri markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın 2012/78478, 2012/78480, 2014/70149 sayılı "...", "...", "..." sayılı markaları yönünden kısmen kabulüne karar verilerek başvurunun kısmen reddedildiğini, bu ret kararına karşı davalının yeniden inceleme taleplerinin TÜRKPATENT 2022-M-6645 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak kısmen kabulüne karar verilerek başvurunun 35, 36, 37. sınıftaki bir kısım mal ve hizmetler yönünden de reddine karar verildiği, oysa davalının redde mesnet markasını ciddi bir biçimde kullanmadığını, davalının markasal kullanımının pazar payı yaratmaya veya pazar payını yürütmeye yeterli bir kullanım sayılamayacağını, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerine benzemediğini ve markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, zaten markaların benzemediği hususunun da davalı firma tarafından dava dışı kişi ve kuruluşların “...”li markalarıyla ilgili itiraz ve uyuşmazlıklarda ikrar edilerek dile getirildiğini, taraf markalarının hitap ettiği tüketici kitlesinin dikkatli ve bilinçli tüketiciler olduğunu, taraf markalarının kullanılacağı emtiaların tamamının aynı tür/benzer emtia olduğundan bahsedilmesinin de mümkün olmadığını ileri sürerek, ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2022-M-6645 sayılı kararının iptale karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davalı firmanın kısmi redde mesnet markalarının kullanım ispatına tabi olmadığından bu markalarının ciddi biçimde kullanılıp kullanılmadığının uyuşmazlığın özüne etki etmeyecek bir husus olduğunu, taraf markalarının birbirleriyle karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzer bulunduğunu, taraf markalarında ortak olan “...” ibaresinin markalarda geçen ayırt ediciliği en yüksek unsur olduğunu, bu ibarenin ortaklığından hareketle karşılaştırılan markaların aynı şirkete ait olduğu izleniminin uyanma ihtimalinin bulunduğunu, dava konusu edilen markanın kısmen reddedildiği hizmetler özelinde taraf markalarının aynı veya ilişkili hizmetlerde kullanılacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, davalının konut sektöründe markalarının ciddi biçimde kullandığının yeterli delille ispat edilebilmiş olduğunu, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzediğini, zira davalının "..." ibaresiyle başlayan seri markalarının mevcut olduğunu, davacının markasının da ...” kelime kompozisyonundan oluştuğunu, dava konusu markada şube algısı yaratan “...” ibaresinin coğrafi yer adı olması itibariyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin bulunmadığını, “çarşı” kelimesinin de jenerik bir ibare olduğunu, dolayısıyla dava konusu edilen markada esas unsurun “...” ibaresi olduğunun kabulünün gerektiğini, ayrıca taraf markalarının aynı/aynı tür emtialarda kullanılacağını, dava konusu edilen markanın tescili halinde davacının davalının markalarının tanınmışlığından ve etkisinden haksız bir biçimde faydalanacağını, davalının tescilli "...", "...", "...", "...", "... " ve "..." markalarının asli ve çekirdek unsuruna, hiçbir ayırt ediciliği haiz olmayan “çarşı” veya şube algısı yaratan ve yer adı niteliğinde olan "..." ibaresi eklenerek haksız kullanım hakkına sahip olacağını, başvurunun kötüniyetle yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markalarında “...” ibaresinin, sonuna eklenen, tasviri/tanımlayıcı olan kelimelerle aynı yazım özelliklerinde yazılmış olması itibariyle, karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve anlamsal açılardan benzer olduğu, davacının markasının, davalının “...”li markalarının serisinin bir devamı olarak algılanabilecek nitelikte bir türemeye sahip olduğu ve alt marka algısı yarattığı, davacının markasının kısmen reddedildiği tüm hizmetler yönünden somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının da gerçekleştiği, her ne kadar bu hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyeleri düşük olmasa da, söz konusu hizmetlerde “...”li işaretlerin markasal hüviyette farklı kişi ve kuruluşlar tarafından kullanılması halinde alıcıların söz konusu hizmetlerin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalinin mevcut olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı Şirket'in itiraza dayanak markalarını, tescilli oldukları mal ve hizmet sınıflarında Türkiye'de ciddi kullanımının bulunmadığını, YİDK sürecinde markaların kullanımının ispatlanmadığını, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, dava konusu YİDK kararının MDB'nin itirazın reddine dair kararından ayrılmayı gerektirir gerekçe içermediğini, davalı Şirket'in bu davanın konusunu oluşturmayan emsal nitelikteki "..." ibaresini içeren markalar arasında benzerlik bulunmadığını beyan ettiğini, uyuşmazlık konusu emtiaların ilgili tüketici kitlesinin bilinçli kişilerden oluştuğunu, markaların karıştırılmayacağını, itirazın kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka başvurusunun kısmen reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının marka başvurusunun kapsamından çıkarılan hizmetler yönünden SMK'nın 6/1. maddesinde sayılan emtiaların aynı/aynı tür/benzer olması şartının sağlandığı, davacının markasının “...+şekil” kelime ve şekil kompozisyonundan oluştuğu, “...” ibaresinin markanın asli unsuru olduğu, davalının kullanım ispatına tabi bulunmayan markalarının "...", "...", "..." ibarelerinden oluştuğu, bu markaların da asli unsurunu “...” ibaresinin oluşturduğu, davalı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davacının dava konusu 2020/18829 sayılı "...+şekil" ibareli markası arasında esaslı unsurların aynı olması ve "..." ibaresinin arkasına eklenen "çarşı, bazaar, kasaba, vadi" gibi kelimeler nedeni ile türetilme biçimi, düzenleme ve tertip tarzı açısından görsel, sesçil ve anlamsal olarak tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, başvurudaki şekil unsuru ile "..." ibaresinin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, SMK’nın 6/1.maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimali ve/veya tehlikesinin gerçekleştiği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/05/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/291, K. 2023/21, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-291-e-2023-21-k-092dfe89a535