Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/232 E. 2023/41 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/232
- Karar No
- 2023/41
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/551 - 2025/954 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/551 KARAR NO : 2025/954 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/02/2023 NUMARASI : 2022/232 E. - 2023/41 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/02/2023 tarih ve 2022/232 E. - 2023/41 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 2021/045783 başvuru numaralı "..." ibareli markanın tescili isteğine yönelik davalı şirketin itirazının kabulü ile marka başvurusunun YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, müvekkilinin markasının esaslı unsurunun "... ..." ibaresi olup davalının itiraza mesnet "..." ibareli markası ile görsel işitsel ve anlamsal olarak farklı olduğunu, markalarda yer alan "..." ve "..." ibarelerinin markaların kapsamındaki emtialar yönünden ayırt ediciliğinin oldukça zayıf olup işaretler arasındaki ufak değişiklikllerle dahi ayırt ediciliğin sağlanmasının mümkün olduğunu, aynı şekilde her iki markada kullanılan yeşil rengin tatlı türünden emtialar için zayıf karakterli olduğunu ve müvekkiline ait markanın kullanım yoluyla bilinir hale geldiğini ileri sürerek 2022-M-4675 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, davacının markasının asli unsurunu oluşturan "... baklavaları" ibaresinin öne çıkarıldığını, bu ibarenin müvekkilinin markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi ile karşılaştırıldığında markalar arasında iltibas ihtimaline varacak düzeyde ve ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalini doğuracak şekilde bir benzerlik ve ayniyet söz konusu olduğunu, marka aynı tür mal ve hizmet sınıflarında tescil edilmek istendiğinden markalar arasından karıştırılma ihtimalinin olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarının esas unsurunu oluşturan ...” kelimesinin türetilmiş olduğu “...” ibaresinin Antep fıstığı, çam fıstığı veya yer fıstığı denilen yemişlerin genel adı olup bu anlamı itibariyle baklava yönünden, ürünün malzemelerinden biri olması nedeniyle markasal hüviyette somut ayırt edici olmayan bir ibare olduğu, ancak taraf markalarında ortak olan unsurun “...” olmayıp bu ibareden türetilmiş ve türemiş haliyle bir cins isimden ziyade, bir soyadı hüviyetini kazanmış “...” ibaresi olduğu, bu ibarenin tüketici zihninde uyandırdığı ilk algının soyadı hüviyeti olduğu, bu halde markalarda ortak olan “...” ibaresinin kökeninin “...” olması nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin düşüklüğünden bahsetmenin mümkün olmayacağı, "..." ibaresinin ortak olmasının markalar arasında görsel olarak benzerlik oluşturduğu, bu ibarenin kulakta bıraktığı tınının markaları işitsel olarak da yakınlaştırdığı kavramsal olarak da benzer bulunan markaların kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin aynı, aynı tür veya benzer olması nedeniyle emtia benzerliği koşullarının gerçekleştiği, bilinç, dikkat, özen seviyesi yüksek olmayan ortalama tüketici nezdinde davacıya ait markayı taşıyan emtiaların aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden/işletmelerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalinin mevcut olduğu, tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde dahi, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğu, ortak bir çalışma kapsamında iş yapıldığı algısına kapılabilecekleri gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili, markalarda yer alan cins isim niteliğindeki "..." ibaresinin markasal hüviyetinin zayıf olduğu yönündeki tespitten sonra davaya konu "..." ibaresinin markada soyadı hüviyetini kazanacak şekilde kullanıldığı şeklindeki kabulün doğru olmadığını, müvekkili şirketin kurucu ortağının babasının ... ve baklavacı olarak faaliyet göstermesi nedeniyle böyle bir markanın tercih edildiğini, "..." ibaresinin 30. sınıfta bulunan baklavacılık sektöründe çokça kullanılan ... emtiasını çağrıştırdığını, ... kayıtlarında bu ibareyi taşıyan çok sayıda markanın tescilli olduğunu, zayıf karakterli bu ibarenin davalının tekeline bırakılamayacağını ve müvekkilinin bu ibareye yapmış olduğu "..." eki ile ayırt ediciliğin sağlandığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının dava konusu "..." ibareli başvurusu ile "..." ibareli redde mesnet markalar arasında, başvuru kapsamında yer alan 30. mallar yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira redde mesnet markalar uyuşmazlık konusu 30 sınıf mallar bakımından tescilli bulunduğu gibi bu markaların asli unsuru olan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda aynen asli unsur olarak yer aldığı ve anılan ibarenin baklavanın üretiminde kullanılan "..." ibaresinden farklılaşmış bir ibare olarak 30. sınıf mallar yönünden tasviri/tanımlayıcı nitelik taşımayan, çok güçlü olmasa da belirli bir düzeyde ayırt ediciliğe sahip bir kelime olduğu, anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/05/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.