Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/220 E. 2023/43 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/220
Karar No
2023/43

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/745 - 2025/951 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/745 KARAR NO : 2025/951 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/02/2023 NUMARASI : 2022/220 E. - 2023/43 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/02/2023 tarih ve 2022/220 E. - 2023/43 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili Şirketin "..." ibareli markalarının 2000 yılından bu yana tescilli olduğunu, söz konusu markaların, müvekkilinin "..." isimli mağazalarında yoğun şekilde kullanıldığını, davalı gerçek kişinin 2020/139596 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen kullanıldığını, başvuru konusu marka ile müvekkili markalarının, yazılış, okunuş, görsel ve işitsel açıdan ciddi benzerlik bulunduğunu, davalı marka başvurusunda kullanılan "..." ibaresinin, esas algı yaratan "..." ibaresine vurgu yapar şekilde kullanıldığını, davalı başvurusunun, müvekkili markalarını çağrıştıracağını ve müvekkilinin "..." ibareli markaları ile seri marka izlenimi uyandıracağını, "..." ibaresinin tek başına markaları farklılaştırmadığını, markalar arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunduğunu, müvekkili şirketin "..." markasının, uzun yıllardır yoğun kullanımı neticesinde tüketiciler nezdinde yüksek ayırt ediciliği bulunan, müvekkili şirketle özdeşleşen tanınmış bir marka haline geldiğini, halk tarafından müvekkili şirketin tanınmış "..." markası ile ilişkilendirilecek ve tanınmış markanın itibarının zedelenmesi, sulandırılması sonucunu doğuracak olan "..." marka başvurusunun reddinin gerektiğini, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-3836 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, davacı markalarının esas unsuru "..." ibaresiyken müvekkili markasının, "..." olarak bir bütün halinde algılanacağını, müvekkilinin "..." markasının, mor bir kadın kafası şeklinde logo ile ayakkabı satışı yapmak amaçlı oluşturulduğunu, davacının "..." markasının, market zincirleri kurmak amaçlı sarı yuvarlak bir amblem içerine yerleştirilmiş ... resminin içindeki market malzemelerinden meydana geldiğini, kullanılan tüm unsurlar ile müvekkili markasının özgün karakter taşıdığını, müvekkili markasının bütünsel etki itibariyle davacı markaları ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında davacı ve davalı markaları arasında ilişkilendirme de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davalının yeni bir marka tescil başvurusunda bulunması eyleminin kötü niyetli bir eylem olarak değerlendirilemeyeceği, SMK'nın 6/5 maddesindeki şartların somut olayda gerçekleşmediği, TTK anlamında bir haksız rekabetin de oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli markaları ile davalının "..." ibareli markasının benzer olduğunu, müvekkili markaları ile birebir aynı ve ilintili mal ve hizmetler için tescil edilmek istendiğini, müvekkili markalarının asli unsuru olan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanıldığını, davalı marka başvurusunda kullanılan "..." ibaresinin, esas algı yaratan "..." ibaresine vurgu yapar şekilde kullanıldığını, davalı markasının müvekkili markalarını çağrıştıracağını ve müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, tüm bu unsurlar dikkate alındığında müvekkili markaları ile davalı başvurusunun, halk tarafından karıştırılacağını, mahkemece, müvekkili markalarının uzun yıllardır yoğun kullanımı neticesinde tüketiciler nezdinde yüksek ayırt ediciliğinin bulunduğu, müvekkili ile özdeşleşen, tanınmış bir marka haline geldiği hususlarının göz ardı edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı, zira davacı markalarını oluşturan "..." ibaresinin ayırt edicilik gücünün fazla olmadığı ve tertip tarzı ve yer verilen şekil unsuru itibariyle dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, taraf marka işaretleri arasında benzerlik görülmediğinden, davacı markalarının tanınmış olmalarının da bir tescil engeli oluşturmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli de olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/05/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/220, K. 2023/43, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-220-e-2023-43-k-c2b4b9f50388