Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2022/2163 E. 2025/262 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2163
- Karar No
- 2025/262
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/2163 KARAR NO : 2025/262 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/09/2022 NUMARASI : 2021/325 E. - 2022/252 K.
DAVACI : VEKİLLERİ DAVALI :
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/09/2022 tarih ve 2021/325 E. - 2022/252 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 1979 yılından bu yana oyuncak tasarımı, üretimi ve pazarlaması sektöründe faaliyet gösterdiğini ve ürünlerinin halihazırda tüm dünyada satıldığını, müvekkilinin dava konusu edilen “...!” markası altında ürettiği oyuncakları ilk olarak 2016 sonunda dünya çapında piyasaya sürdüğünü, bu oyuncakların 5 seneye yakın süredir 4-14 yaş arası çocuklar tarafından en çok tercih edilen 10 oyuncaktan biri olduğunu, bu ürünlerin elde ettiği bilinirlik sayesinde, davacının aynı yaş grubuna yönelik olarak tekstil gibi yan ürünleri de dünya çapında satışa arz ettiğini, müvekkilinin “...!” markasının 03, 09, 14, 16, 18, 20, 21, 24, 25, 28 ve 41. sınıflara giren mal ve hizmetlerde tescil ettirmek üzere yapmış olduğu 2019/76957 başvurunun, davalı firmanın "...", davalı şahsın ise "..." ibareli markalarını mesnet göstererek yaptığı itiraz üzerine, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 14, 16, 18 ve 21. sınıflara giren emtialarda kısmen reddedildiğini, bu karara karşı yaptıkları itirazlarının da dava konusu YİDK kararı ile reddine karar verildiğini, oysa taraf markalarının karıştırılma ihtimalini doğuracak şekilde benzer olmadıklarını, markaların genel görünümlerinin ve toplu intibalarının farklı olduğunu, karşılaştırılan markalarda ortak olan “...” ibaresinin yaygın kullanımı ve bilinen anlamı nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin düşük bulunduğunu ve bu ibarenin kullanımının tek bir firmaya bırakılmasının mümkün olmadığını, davacının markasında ön planda olan ve ayırt edici bir konseptte yazılmış olan “....” ibaresine davacı tarafından dünya çapındaki faaliyetler kapsamında ayırt edicilik kazandırıldığını, ayrıca karşılaştırılan markaların kapsadığı emtiaların da aynı/benzer olmadığını, davacının markasının kısmen reddedildiği 16 ve 21. sınıflara giren emtiaların davacının tanınmış olduğu kendi sektörüne yönelik olarak dar alanda sınırlandırılmış ve özelleştirilmiş emtialar olduğunu, kısmi red kararına mesnet alınan “....” ibareli markanın tescilinden önceki tarihlerde müvekkilinin “....” ibareli markalarını Paris Konvansiyonu’na üye bir çok ülkede tescil ettirdiğini ve bu ibarenin SMK'nın 6/3. maddesi hükmü kapsamında “gerçek hak sahipliği” ilkesi uyarınca müvekkili adına Türkiye’de de koruma altında bulunduğunu, müvekkilinin bu markasını dava dışı üçüncü firmalara lisans vererek Türkiye’de de kullandığını, zaten davalı şahsın kısmi redde mesnet alınan markasının kötü niyetle tescil ettirildiğini, bu markanın müvekkilinin gerçek hak sahipliği nedeniyle dava konusu edilen markanın tescilinin önünde bir engel oluşturamayacağını ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK’ın 23.09.2021 tarihli ve 2021-M-7298 sayılı kararının iptali ile müvekkilinin 2019/76957 sayılı marka başvurusunun tescil işlemlerinin kısmen reddedildiği tüm mallar bakımında da devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili ve davalı şahıs vekili süresinde davaya vermemişler, yargılama sırasındaki beyanlarında davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının markasının kısmen reddedildiği tüm emtialar açısından, emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, davacının markasında “....” ibaresinin “...!” ibaresine göre daha baskın özelliklerde yazılmış olduğu ve bu nedenle görsel açıdan ön planda olduğu değerlendirildiğinden, kısmi redde mesnet “...” ve “...” ibareli markalardan dava konusu markanın görsel açıdan yeterli derecede farklılaştığı, ancak bu markalar özelinde dahi, karşılaştırılan markaların işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu ve dahi markaların kapsamına giren emtiaların benzerliğinin görsel açıdan ortaya çıkan farklılığı dengelediği fiili gerçekleri gözetildiğinde, markaların karıştırılma ihtimalinin olduğu, zira; davacının markasının kapsamından çıkartılan emtialar ile davalıların markalarının kapsamına giren emtiaların aynı/benzer/türdeş/ilintili emtialar olduğu, ayrıca, her ne kadar bu emtiaların büyük bir kısmının hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyeleri nispeten yüksek de olsa, davacının ürünlerinin 04-14 yaşlar arasındaki çocuklara hitap ettiği yönündeki davacı beyanları da dikkate alındığında, bu ürünlerde “...” ve “...” ibarelerinin markasal hüviyette farklı firmalar/tacirler tarafından kullanılması halinde alıcıların söz konusu ürünlerin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden/işletmelerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesini ve karıştırma ihtimalini yarattığı, alıcıların iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu, ortak bir çalışma kapsamında iş yapıldığını düşünebilecekleri, davacının markasının, davalıların söz konusu markalarının kapsamına giren bu emtialar açısından davalıların hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği, davacının öncelikli gerçek hak sahipliği iddialarının, dava konusu edilen 2019/76957 sayılı markanın kısmen reddedildiği emtialar açısından da tescili açısından bir etkisinin olamayacağı, ayrıca Paris Sözleşmesi’nde yer alan “Ticari markaların başvuru ve tescil koşulları, her bir Birlik ülkesinin yerel yasaları ve mevzuatıyla belirlenecektir” hükmü gereğince, davacı adına başka ülkelerde aynı marka için yapılan tescil başvurusunun kabul edilmiş olmasının, aynı markanın Türkiye’de de tescilini mevzuat açısından zorunlu kıldığı anlamına gelemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, tarafların markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, "..." ibaresinin "süpriz" anlamında olması nedeniyle ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, kullanımının bir kişinin tekeline verilemeyeceğini,müvekkilinin dava konusu başvurusunun asli unsurunun "..." ibaresi olduğunu, "..." her ne kadar "..." anlamına gelen bir ibare olsa da anlamının herkes tarafından bilinmeyeceğini, müvekkilinin bu ibareyi "..." anlamında kullandığını, müvekkilinin mallarının 4-14 yaş grubuna hitap etmekle birlikte bu malları satan alacak kişilerin bilinçli ebeveynler olduklarını, taraf markaları arasında emtia benzerliği de bulunmadığını, müvekkilini markasının davalı ... adına kayıtlı marka nedeniyle kısmen reddinin yerinde olmadığını, müvekkilinin markasını SMK'nın 6/3 maddesi uyarınca gerçek hak sahipliği nedeniyle koruma altında olduğunu, davalı şahsın itiraza mesnet markası kötü niyetli olduğundan müvekkili marka başvurusuna yaptığı itirazın da kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka başvurusunun kısmen reddine dair YİDK kararının iptali ve başvurunun tescil işlemlerinin reddedilen mallar yönünden devam edilmesine karar verilmesi istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "...!" ibareli dava konusu başvurusu ile davalı şirketin "..." ve davalı şahsın "..." ibareli redde mesnet markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, zira dava konusu markanın davalı taraf markalarının esas unsurları olan ibarelerden oluştuğu, söz konusu ibarelerin ayırt ediciliğinin düşük kabul edilmesi halinde dahi, başvuruda ayırt ediciliği sağlayacak herhangi bir unsura yer verilmediği, başvuru kapsamından çıkartılan mallar yönünden de emtia benzerliğinin gerçekleştiği, bu hali ile başvuruyu gören tüketicilerin bunun davalıların mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabilmesinin mümkün olmadığı, diğer yandan davanın, marka başvurusunun kısmen reddine ilişkin YİDK kararının iptali istemine ilişkin olduğu gözetildiğinde, davacının marka başvurusunun gerçek hak sahibi olduğu ve redde mesnet markaların kötü niyetli tescil ettirildiği iddialarının bu davada değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 07/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/03/2025
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...