Bölge Adliye Mahkemesi · Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2022/2003 E. 2023/2365 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/2003
Karar No
2023/2365
Karar Tarihi

T.C. BURSA BAM 13. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A 13. HUKUK DAİRESİ K A R A R

DOSYA NO : KARAR NO :

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : KARAR NO : KARAR TARİHİ : 05/07/2022 İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ DAVACI : DAVALILAR : DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan ) B.A.M. KARAR TARİHİ : 12/12/2023 KARAR YAZIM TARİHİ : 14/12/2023

Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde davacı vekili ve davalı sigorta şirketi tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili .......'ın sabah saatlerinde işe giderken davalı .........'nun aşırı hız ve alkollü araç kullanımı nedeni ile sevk ve idaresindeki .... Plakalı aracının, diğer davalı .......' ın kullandığı .......plakalı araca arkadan çarpıp bu aracın hızının artmasına ve kaldırımda bulunan yaya davacıya çarparak davacının beyinden ağır hasar almasına sebep olacak şekilde davacının hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmasına ve beyin fonksiyonlarını kaybedecek derecede yaralanmasına sebep olduğunu, olayın 24.12.2015. günü saat 07:40 sıralarında meydana geldiğini, Trafik Kazası Tespit Tutanağından da anlaşılacağı üzere olayda davalı sürücü Murat Hatipoğlu tamamen kusurlu olduğunu, davacının hiçbir kusuru olmadığını, bu kaza nedeniyle müvekkilin vücut bütünlüğünün zarar gördüğünü ve belki de hayatını normal devam ettirmesinin mümkün olmayacağını, malül kaldığını davacının maluliyet oranın ileride tespit edileceğini, şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 30.000TL işgöremezlik tazminatı ve 30.000.TL de manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 22/03/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile müvekkilin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve manevi tazminata ilişkin talebi aynı kalmak kaydıyla; 30.000,00 TL maddi tazminat talebini 667.529,17-TL olarak ıslah ederek, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan (Davalı sigorta firmasının poliçe limitleri dahilinde sorumlu olması kaydıyla) tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ....... vekilinin ıslah ettiği cevap dilekçesi ile; davacı tarafın sunduğu delil ve belgelerin birer örneğinin, dava dilekçesinin ekinde yer almaması sebebi ile HMK 121 ve devamı maddelerine uygun olarak açılmış bir davadan ve vekil eden tarafa usulüne uygun olarak yapılmış bir dava dilekçesi tebliğinden söz edilmesine olanak bulunmadığını, mahkemede ikame edilen iş bu davada vekil eden tarafın hangi amaçla dava dilekçesinde davalı olarak gösterildiği hususunun belirtilmemiş olup, vekil eden bakımından husumet itirazları bulunduğunu, bu hususun yanında davacı tarafından maddi ve manevi tazminat istemli belirsiz alacak davası ikame edilmişse de, manevi tazminat davasının belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmayıp, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın beyanlarının aksine, vekil edenin herhangi bir sorumluluğunun olduğunu kabul etmemekle birlikte, davaya konu olan trafik kazası, sürücünün alkollü olması veya aşırı hızlı olması sebebi ile meydana gelmiş olmayıp, kazanın meydana gelmesinde alkolün etkisi olmadığını, kazanın meydana gelmesinde 16 S 1064 plaka sayılı aracın trafik kurallarına aykırı seyir etmesinin sebebiyet verdiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, vekil eden tarafın maliki olduğu .... plaka sayılı araç sebebi ile üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararlar diğer davalı Ege Sigorta A.ş. nezdinde “8686336” nolu poliçe ile teminat altına alınmış olup, davaya konu edilen zarar sebebi ile vekil edenin sorumluluğu mevcut olması halinde vekil edenin sorumlu tutulacağı bedelin sigorta şirketinden tahsil edilmesi gerektiğini, ayrıca davacı tarafın maddi ve manevi tazminata ilişkin talep edilen bedellerin fahiş miktarda olup, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağı yönündeki ilke de göz önüne alınarak davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, mahkeme tarafından davacının talebi üzerine vekil edenin maliki olduğu 16 S 1303 plaka sayılı aracın 3. Kişilere devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla kaydına ihtiyati tedbir konulmuşsa da, bahse konu ihtiyati tedbir kararından dönülmesini ve aracın kaydı üzerinde bulunan ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, tüm bunların yanında davacı tarafın taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunu da belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Ege Sigorta vekilinin cevap dilekçesinde; .......plakalı araç müvekkil şirket nezdinde 07.05.2015-2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 8686336 sayılı KTK Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınmış ve 16 S 1064 plakalı araç müvekkil şirket nezdinde 01.08.2015-2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 9349421sayılı KTK Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınmış olup, kaza tarihi itibarıyla kişi başına sakatlanma ve ölüm teminat limiti 290.000 TL ile sınırlı olduğunu, 24.12.2015 tarihinde davacı taraf ile müvekkil şirket nezdinde sigortalı ......ve ........plakalı araçların çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında, davacı Kadir Akdoğam'ı maluliyeti oluştuğu belirtilerek, müvekkil şirket nezdindeki trafik sigorta poliçesi kapsamında maluliyet tazminatının tahsili talebiyle huzurdaki dava ikame edilmiş ise de; haksız talebin reddini talep etmiştir. Davalı Murat Hatipoğlu adına usulüne uygun davetiye tebliğ edilmesine rağmen davaya cevap vermemiştir. Mahkemece; davacının davalı Mustafa Günay'a yönelik davasının davalının işleten olarak sorumluluğu bulunmadığından reddine, davacının diğer davalılara yönelik maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 422.530,73 TL maddi tazminat alacağının davalılar Murat Hatipoğlu ve Ege Sigorta A.Ş'den müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, maddi tazminat alacağının davalı Murat Hatipoğlu yönünden kaza tarihi olan 24/12/2015 tarihinden itibaren, ........ Sigorta A.Ş yönünden dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına ve 30.000,00 TL manevi tazminat alacağanın kaza tarihi olan 24/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Murat Hatipoğlu'ndan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; davalı ........'ın aracın ruhsat sahibi olduğunu, bu nedenle zarardan sorumlu olduğunu, aracın kiraya verilmiş olmasının zarardan sorumlu olmayacağı sonucunu doğurmayacağını, TRH 2010 yaşam tablosunun PMF 1931 yaşam tablosunu göre daha uzun yaşam süresi öngörmesi nedeniyle TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapılan hesaplamada tazminat miktarının PMF 1931 yaşam tablosuna göre yapılan hesaptaki tazminat hesabından daha az çıkmasının hatalı olduğunu, yeni bilirkişi raporunda hesaplamanın hatalı yapıldığını, ıslah haklarını ibraz edilen bilirkişi raporuna göre kullanmaları nedeniyle ikinci bilirkişi raporunda tazminat miktarının az çıkması nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi karşısında bunda kusur bulunmayan müvekkili aleyhine sigorta şirketi lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir Davalı Ege Sigorta vekili istinaf dilekçesinde; davacının dava açılmadan evvel müvekkili şirketi usulüne uygun yazılı başvuruda bulunmadığından KTK 97 maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin poliçe limitinden fazla olacak şekilde tazminattan sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, tazminat hesabında TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini ve müvekkili şirkete dava açılmadan evvel usulüne uygun başvuru bulunmadığından faizin dava tarihininden itibaren başlatılması gerektiğini beyanla kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık aracın ruhsat sahibi olan davalının işleten olarak sorumluluğu bulunup bulunmadığı, sigorta şirketine dava açılmadan evvel yazılı müracaat şartının bulunup bulunmadığı ile var ise yerine getirilip getirilmediği, maddi tazminat hesabı, ve davalı sigorta şirketi yönünden faiz başlangıç tarihinin hangi tarih olduğu hususudur 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır. 6704 sayılı yasa değişikliği ile 2918 sayılı yasanın 97. maddesi kapsamında trafik kazası nedeniyle zarar görenin dava açmadan evvel sigorta şirketine yazılı müracaatı dava şartı haline getirilmiş ise de, davacının davasını yasa değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten önceki tarih olan 25/03/2016 tarihinde açmış olması sebebiyle davanın açıldığı tarih itibariyle yazılı müracaat dava şartı zorunluluğu bulunmadığından bu hususta davalı .......Sigorta vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir. 2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur (Yargıtay 17 HD 2019/4255 E-2020/3307 K sayılı ilam). Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir. 2918 sayılı KTK 3 maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek öğretide, gerekse Yargıtay uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda, getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır (Yargıtay 17 HD 2020/8228 E-2021/190 K sayılı ilam). Davalı Mustafa Günay vekilince, 16 S 1303 plakalı aracın üçüncü kişiye kiralandığı ileri sürüldüğüne göre, bu husus bir ön sorun olarak görülerek, taraflar arasında yapılan kira sözleşmesinin uzun süreli ve üçüncü kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı, aracın teslim edilip edilmediği, araç üzerinde fiili hakimiyeti ve ekonomik yararlanmanın olup olmadığı, kira sözleşmesinin ve kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, ibraz edilen sözleşme yükümlülüklerinin kim tarafından yerine getirildiği incelenmeli, sunulan delillerin sıhhatini incelemek için gerektiğinde işleten ve kiracının varsa ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin, fatura, ruhsat, cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği araştırılmalı, tarafların delil listesinde bulunan diğer deliller de toplanmalı ve davalı şirketin işleten sıfatının (dolayısıyla taraf sıfatının) bulunup bulunmadığı hususları denetime elverişli bir biçimde tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekecektir (Yargıtay HGK 2017/(17)4-1710 E- 2021/817 K sayılı ilam). Somut olayda, davalı .....vekilince, müvekkilinin maliki bulunduğu.... plakalı aracın uzun süreli olarak dava dışı ..... Ltd. Şti ye 01/01/2015 -31/12/2016 tarihleri arasında kiralandığının ileri sürüldüğü, bu hususta kira sözleşmesi örneği ibraz edildiği ve söz konusu şirket ile davalı kiralayana ait ticari defterlerin muhasebeci bilirkişi aracıyla incelendiği görülmekle, yapılan incelemede defterlerin usulüne uygun tasdiklerinin yapıldığı, söz konusu kira sözleşmesinin davalı araç sahibi ile dava dışı şirket yetkilisi arasında tanzim edildiği, kira sözleşmesinin dava dışı şirketin kayıtlarına işlendiği, kira bedellerine ilişkin faturaların tanzim edildiği ve bu faturalara istinaden kira bedellerinin banka yoluyla davalıya ödendiği ve aracın bakım ve onarımının dava dışı şirket tarafından yapıldığının şirket adına kesilen faturaları ile kayıtlara işlendiği, davalı gerçek kişi işletme defterinde kira faturalarının gelir kaydı olarak gösterildiği anlaşılmakla kazaya karışan aracın uzun süreli kira sözleşmesi ile dava dışı şirkete kiralandığı ve davalı araç sahibinin işleten sıfatı bulunmamakla davalı ... yönünden davanın reddedilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmektedir. (Yargıtay 17 HD 2018/1002 E-2018/12579 K sayılı ilam) Mahkemece, davalı Mustafa'nın, kazaya karışan ....... plakalı aracı uzun süreli kira sözleşmesi nedeniyle işleten sıfatının bulunmadığından davanın bu davalı yönünden reddi ile maddi ve manevi tazminat ile ilgili ayrı ayrı lehine vekalet ücreti takdir edilmiş ise de, 2918 sayılı KTK 3 ve 19 maddeleri gereği trafik kaydı işleteni kesin olarak gösteren bir karine değilse de onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğinde olup, zarar gören kişi davasını açmadan önce işletenliğin trafik kaydında adı yazılı kişiden başkasına satış yoluyla bile olsa geçmiş olup olmadığı konusunda bir araştırma yapmakla yükümlü kılınamayacağı, olağan olanın, husumetin trafik kaydında adı yazılı kişiye yöneltilmesi olup, davacı tarafça da mevcut kayda dayanarak işleten sıfatıyla davalı Mustafa'ya husumet yöneltmiş ve onun işleten olmadığı ancak sunulan ve getirtilen delillerle belirlenmiş olduğu, davalı Mustafa hakkında bu davanın açılmasında davacının kusuru bulunmadığından, davalı Mustafa lehine vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz olduğundan davacı vekilinin davalı Mustafa'nın işletenlik sıfatına ilişkin istinaf isteminin bu yönüyle kabulü gerekmiştir. (Yargıtay 4 HD 2021/18262 E- 2022/292 K sayılı ilam) Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; tazminat hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, TRH 2010 yaşam tablosu, Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen progresif rant yöntemi kullanılarak, bilinmeyen devirdeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp, %10 iskonto edilmesi suretiyle, teknik faiz dikkate alınmaksızın, tazminatın hesaplanması gerekecektir. (Yargıtay 17 HD. 2019/3292 E. - 2021/1848 K. sayılı ilam). Somut olayda mahkeme tarafından davacının kaza nedeniyle maluliyet oranın tespiti için ATK ihtisas Dairesinden rapor alındığı ve 03/09/2019 tarihli raporda 24/12/2015 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle 2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre davacının maluliyet oranının % 58 olarak belirlendiği görülmekle aktüerya bilirkişiden alınan 07/01/2021 tarihli ilk raporda tazminat hesabının PMF 1931 yaşam tablosuna ve prograsif rant yönetimine göre, 03/09/2019 tarihli ATK dan alınan maluliyet raporunda tespit edilen % 58 maluliyet oranı dikkate alınarak tazminat miktarının 667.529,17 TL olarak belirlendiği görülmüştür. ATK dan alınan ilk maluliyet raporundan 2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre değerlendirme yapıldığından davacının kaza nedeniyle maluliyetinin kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirme yapılması için ATK dan rapor alınmasına karar verildiği ve alınan 12/07/2021 tarihli raporda davacının kaza nedeniyle maluliyet oranının % 32 olarak belirlendiği görülmüştür. Mahkeme tarafından aktüerya bilirkişisinden ek rapor alınmış olup 19/09/2021 tarihli ek raporda hesaplamanın Anayasa Mahkemesinin iptal kararı uyarınca TRH 2010 yaşam tablosuna ve prograsif yöntem ile % 32 maluliyet oranına göre yapılarak tazminat miktarının 423.692,03 TL olarak belirlendiği görülmüştür. Kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak tespit edilen maluliyet oranı ile TRH 2010 yaşam tablosu ve porgrasif rant yöntemine göre tazminat hesabı yapılması yukarıdaki açıklamalar uyarınca Anayasa Mahkemesi iptal kararı ve Yargıtay uygulamalarına uygun olup TRH 2010 yaşam tablosu yaşam süresi olarak PMF 1931 yaşam tablosuna göre daha uzun süre öngördüğünden tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapılması halinde tazminat miktarının daha fazla olması gerekirken alınan ek rapordaki tazminat miktarındaki azalmanın nedeninin maluliyet oranının % 58 yerine % 32 olarak tespit edilmesinden kaynaklandığından diğer yönleri ile ilk rapordaki hesaplamaların aynen uygulandığı bu yönüyle raporlar arasında çelişkiden bahsedilemeyeceğinden davacı vekili ile davalı sigorta vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Mahkeme tarafından aktüerya bilirkişisi tarafından tanzim edilen ek raporun hükme esas alındığı ancak ek rapor ile tazminat miktarının 423.692,03 TL olarak belirlenmesine ve davacılar vekilinin ilk raporda belirlenen 667.529,17-TL olarak dava değerini ıslah ile arttırmasına rağmen kararın gerekçesinde neden olduğu anlaşılmayan şekilde mahkeme tarafından 422.530,73 TL olarak daha az tazminata hükmedildiği anlaşılmakla davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf isteminin bu yönüyle kabulü gerekmiştir. 2918 Sayılı Yasanın 91. Maddesi gereğince yaptırılması gereken Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigorta şirketi, bir motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kişinin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğraması ile oluşan ve işletenin sorumluluğunu gerektiren zararları, sigorta limiti dahilinde ve kanun ile belirlenen teminat dışında kalan haller haricinde karşılamayı üstlendiğinden, zarar gören bu kapsamdaki zararlarını sigorta şirketinden talep etmesinde bir engel bulunmamakla birlikte sigorta şirketinin sorumluluğu zarar miktarı yönünden sınırsız olmayıp poliçedeki limiti ile sınırlı sorumluluktur. Somut olayda davalı araca ait sigorta poliçesinin yapılan incelemesinde kişi başına bedeni zararın limitinin 290.00,00 TL olduğu ve hükmedilen tazminat miktarının 422.530,73 Tl olduğu ve sigorta şirketi yönünden poliçe limitini aşan tazminata hükmedildiği ancak sigorta şirketinin poliçe limiti olan 290.00,00 TL tazminattan sorumlu olduğunun belirtilmemesi doğru olmadığı gibi, davalı sigorta şirketinin maddi tazminattan poliçe limiti ile sorumlu olması nedeniyle sadece maddi tazminatla ilgili poliçe miktarı ile sınırlı olmak üzere ferisi olan harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken maddi tazminatın kabul edilen kısmın tamamı için kararda ilam harcı, yargılama gideri ve vekalet ücretinden diğer davalı ile birlikte sorumlu tutulması da doğru olmadığından davalı sigorta vekilinin bu husustaki istinaf isteminin kabulü gerekmiştir. Davacı vekilinin maddi tazminat talebinin davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınır olarak talep edilmiş olması ve kabul edilen maddi tazminat miktarının poliçe limitinin altında olması nedeniyle sigorta şirketi yönünden maddi tazminat isteminin poliçe limitinin tamamı yönünden kabulüne karar verilmesi nedeniyle diğer davalı için geçerli olan bakiye miktar yönünden kısmen kabul nedeniyle davalı sigorta şirketi lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin kabulü gerekmiştir. 2918 sayılı KTK 99/1 maddesi ve Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları B.2 maddesi gereği, sigortacının zarar giderim yükümlülüğü, zararın ihbarı ve gerekli belgelerin sigortacıya bildirildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde zorunlu mali mesuliyet sigortasının poliçe limiti dahilindedir. Başka bir ifade ile sigortacının temerrüdü, bu süre içinde ödeme yapılmaması halinde başlayacaktır. Sigorta şirketine karşı açılan davalarda, sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılıp 8 iş günü içinde ödeme yapılmazsa temerrüt tarihinden, doğrudan dava açılmışsa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekmektedir. Somut olayda davacının davalı sigortacıya dava tarihinden evvel müracaat ettiğine ilişkin bir belge bulunmadığından sigorta şirketi için dava tarihinden itibaren temerrüt gerçekleşmiş olup dava sigorta için dava tarihinden itibaren tazminata hükmedilmesi gerekmekte olup ilk derece mahkemesinin bu husustaki takdirinde isabetsizlik bulunmadığından davalı Ege Sigorta vekilinin faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir. HMK'nun 355.maddesi gereğince istinafa başvuranın sıfatı, istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece gerekçe yönünden verilen karar usul ve yasaya aykırı olup taraf vekillerinin istinaf başvurusunun bu sebeplerle esas bakımından kabulü ile bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince mahkeme kararının düzeltilerek ve kazanılmış haklar da gözetilerek yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/07/2022 tarih ve ..... sayılı kararı hakkındaki taraf vekillerinin istinaf talebinin KABULÜNE, 2-HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince KARARIN DÜZELTİLEREK ESAS HAKKINDA YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, a)Davacının davalı Mustafa Günay'a yönelik davasının REDDİNE, b)Davacının davasının kısmen kabulü ile 423.692,03 TL nin 290.000,00 TL sinin davalı ... (kaza tarihi olan 24/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ) ile davalı ...... Sigorta A.Ş den ( dava tarihinden işleyecek faiziyle birlikte ) müteselsilen, bakiye 133.962,03 TL sinin sadece davalı Murat Hatipoğlu'ndan kaza tarihinden işleyecek faiziyle tahsili ile davacıya ödenmesine, c)30.000,00 TL manevi tazminat alacağanın kaza tarihi olan 24/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte Davalı Murat Hatipoğlu'ndan tahsili ile davacıya ödenmesine , d)Maddi tazminat yönünden alınması gereken 28.942,40 TL harçtan başlangıçta alınan 204.93 TL harç ile ıslah yoluyla alınan 2.178,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 26.559,47 TL harcın 18.178,88.-TL sinin davalılar.....Sigorta A.Ş ve .....Hatipoğlu 'ndan, bakiye 8.380,59 TL sinin sadece davalı Murat Hatipoğlu'ndan tahsili ile hazineye irad kaydına, e)Manevi tazminat yönünden alınması gereken 2.049,30 TL karar ve ilam harcının davalı Murat Hatipoğlu 'ndan tahsili ile hazineye irad kaydına, f)Davacı tarafından yatırılan 204,93.-TL peşin harç, 29,20.-TL başvurma harcı ve 2.178,00.-TL ıslah harcı olmak üzere toplamda 2.412,13.-TL( davalı ....Sigorta 1.651,00.-TLsinden sorumlu tutulacak) harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, g)Davacı tarafça yapılan 303,7.-TL posta gideri, 633,2.-TL tebligat masrafı, 314,00.-TL keşif harcı, 1.100,00.-TL bilirkişi ücreti, 150,00.-TL taksi ücreti olmak üzere toplam 2.500,9.TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre 1.626,65.-TL sinin davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine ( sigorta şirketinin manevi tazminat isteminin tarafı olmaması nedeniyle kabul red oranına göre müteselsil sorumluluğunun 1.113,38 TL ile sınırlı tutulmasına) bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, h)Davalı Mustafa Günay tarafından yapılan 59,30 TL ıslah harcının üzerinde bırakılmasına, ı)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 38.108,44 TL nispi vekalet ücretinin Murat Hatipoğlu ve Ege Sigorta A.Ş'den müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,( davalı Ege Sigorta 26.083,68.-TL sinden sorumlu tutulacak)( maddi tazminat yönünden) i)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 5.100,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı Murat Hatipoğlu' dan tahsili ile davacıya ödenmesine ,( manevi tazminat yönünden)

j)Karar kesinleştiğinde talep halinde artan gider avansının ilgilisine iadesine, 3-İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca istinaf başvurusu nedeniyle yatırdığı karar ve ilam harcının istem halinde kendisine iadesine, 4-İstinaf başvuru aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin gideri yapan taraf üzerinde bırakılmasına, 5-Karar tebliğ, harç iade ve gider avansı iade işlemlerinin dairemizce yapılmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 12/12/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

... Başkan ... E-İmzalıdır. ... Üye ... E-İmzalıdır. ... Üye ... E-İmzalıdır. ... Katip ... E-İmzalıdır.

Atıf: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/2003, K. 2023/2365, T. 12.12.2023, www.arakarar.com/karar/bursa-bolge-adliye-mahkemesi-13-hukuk-dairesi-2022-2003-e-2023-2365-k-d754a5d606f0