Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2022/1996 E. 2024/2183 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1996
- Karar No
- 2024/2183
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1996 - 2024/2183 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1996 KARAR NO : 2024/2183 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/09/2022 NUMARASI : 2022/75 E. - 2022/275 K.
DAVACI : VEKİLİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/09/2022 tarih ve 2022/75 E. - 2022/275 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2020/40275 sayılı ve "......." ibareli marka başvurusunun, davalı şirketin 2019/130636 sayılı ve "... ... '...'" ibareli markasına dayalı itirazı sonucunda ... YİDK'nın 2021-M-11551 sayılı kararı ile kısmen reddedildiğini, oysa müvekkilinin ...’lerin ... dönüşümüne destek olmak için geliştirdiği platformun davalı şirketin faaliyet alanından farklı olduğunu, "..." kelimesinin sektöre özgü genel bir kavram olması nedeniyle ayırt edici niteliğinin zayıf bulunduğunu, markalar arasında görsel, şekil, renk ve yazı fontu gibi belirgin farklar olduğunu, bu nedenle karıştırılma ihtimalinin olmadığını, müvekkilinin markasının ayırt edici bir kompozisyona sahip olduğunu ileri sürerek, davalı ... YİDK'nın 2021-M-11551 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkilinin markalarını uzun yıllardır kullandığını ve ... dönüşüm alanında ...’lere destek vermeyi amaçladığını, davacının tescil ettirmek istediği markanın müvekkilinin markasıyla karıştırılabilecek düzeyde benzerlik taşıdığını, aralarındaki tek farkın sonuna eklenen “m” harfiyle sınırlı kaldığını, bu harfin bir iyelik eki görevi gördüğünü ve “...” ibaresinin yalnızca teknik bir internet alan adı uzantısı niteliği taşıdığını, müvekkilinin markasındaki ayırt edici unsurun “... ...” ifadesi olduğunu, markaların görsel açıdan da ayırt edilmesinin mümkün olmadığını ve tarafların faaliyet alanlarının birbiriyle kesiştiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka kapsamından çıkartılmasına karar verilen 35. ve 41. sınıf hizmetlerin, davalının markasında da birebir aynı şekilde yer aldığı, başvuru markası "......." ile itiraza dayanak marka "... ... '...'" markasının, bütünsel algıları itibariyle karşılaştırıldıklarında, işitsel ve kavramsal açıdan markaların birbirlerinden uzaklaşmalarını sağlayacak hiçbir ek ve ayırt edici unsur taşımadıkları gibi, görsel anlamda da özellikle “...” kelimesinin ilk harfini oluşturan “D” harflerinin dikey çizgilerini oluşturan bölümde yer verilen figüratif eklentilerin dahi güçlü bir benzerlik taşıdıkları, böylesi bir durumda tüketici kitlesinin niteliği ne olursa olsun, tüketicinin bu iki işaretin iktisadi/idari kaynağı noktasında yanılgı yaşama ihtimalinin son derece yüksek olacağı, markaları birbirlerinden somut olarak uzaklaştıran veyahut “... ...” tamlamasını markasal nitelikteki kullanımı geri plana iten bir kullanımın dava konusu markada mevcut olmayışından ötürü, davalının redde gerekçe markasının sicilde koruma altında olduğu sürece, taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin var olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "..." ve "..." ibarelerinin sektörde yaygın ve ayırt edici nitelikleri düşük kavramlar olduğunu, logolarındaki farklılıkların da iltibas tehlikesini engellediğini, dolayısıyla her iki markanın görsel ve işitsel açıdan birbirinden ayrıldığını, müvekkilinin talep ettiği marka ile davalı markası arasında, SMK m. 6/1 kapsamında hiçbir benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve "..." ibaresinin "Küçük ve Orta Büyüklükte İşletmeler" için kullanılan bir kısaltma olduğundan, ayırt ediciliği özgün ibareler kadar yüksek olmasa da özellikle dava konusu 35 ve 41. sınıf hizmetler açısından belli bir ayırt ediciliğe sahip olduğu, taraf markalarının asli unsuru olan "..." ve "... ..." ibarelerindeki gibi "..." ibaresiyle birlikte kullanımı yönünde teknik bir zorunluluğun veya yaygın bir kullanım şeklinin de bulunmadığı, üstelik özellikle “...” kelimesinin ilk harfini oluşturan “D” harflerinin dikey çizgilerindeki piksel/küçük kareler şeklindeki görünümlerin dahi görsel anlamda benzerliği daha da artırdığı, dolayısıyla mahkemece taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 30/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/12/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.