Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2022/1979 E. 2024/2137 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1979
Karar No
2024/2137
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1979 - 2024/2137 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/1979 KARAR NO : 2024/2137 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/06/2022 NUMARASI : 2021/335 E. - 2022/181 K.

DAVACI : VEKİLİ DAVALI :

DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/06/2022 tarih ve 2021/335 E. - 2022/181 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin başta süt ve süt ürünleri olmak üzere çeşitli gıda maddelerinin üretim ve satış faaliyetleriyle iştigal ettiğini, uzun süredir kesintisiz ve fasılasız olarak “...” markasını ürünlerinde kullanarak bu markayı tanınmış ve ayırt edici hale getirdiğini, davalı başvurusunda geçen “... ...” ibaresinin davacının tescilli/tanınmış/seri “...”lı markalarıyla iltibas yaratacak derecede benzer bir ibare olduğunu, söz konusu ibarenin dava konusu edilen markada tek başına esas unsur olarak kullanıldığını, davalının asıl amacının yasayı dolanarak “...” markasının tanınmışlığından faydalanmak ve bu ibareyi kendi adına tescil ettirmek olduğunu, davalının kelime markasında kullanılmış olan birleşik kelimede asıl vurgunun “...” ibaresinde olduğunu, başvurunun kötü niyetle yapıldığını, davacının “...” ibaresinin gerçek hak sahibi olduğunu ve bu ibarenin aynı zamanda davacı adına SMK m. 6/6 hükmü kapsamında da korunması gerektiğini, SMK m.6/7 ve m.6/8 hükmü koşullarının gerçekleştiğini ileri sürerek; ... YİDK’nın dava konusu edilen 22.10.2021 tarih ve 2021-M-8179 sayılı kararının iptaline ve davalı adına tescili talep edilen 2020/06694 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, karşılaştırılan markaların görsel, işitsel, kavramsal açılardan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden çok farklı olduklarını, bu nedenle ortalama tüketici nezdinde çekişme konusu emtialar açısından markalar arasında bir iltibas tehlikesinin bulunmadığını, taraf markalarında ortak olan “...” ibaresinin markasal hüviyette ayırt ediciliğinin çok düşük olduğunu, kimsenin tekeline verilemeyeceğini, tanımlayıcı bir ibare olduğunu, somut olayda davacının SMK m. 6/4, m. 6/5 hükmünün uygulanması koşullarının oluştuğunu ve dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ispat edemediğini, markalar benzemediği için davacının gerçek hak sahipliği iddialarının da dinlenemeyeceğini, davacının SMK m. 6/6, m. 6/7 ve m. 6/8 hükümlerine hangi gerekçeler ile başvurduğunun açıklanmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin “...” ibareli mağazaların sahibi olduğunu, davacının “...” markasının tanınmışlığının somut uyuşmazlık açısından öneminin bulunmadığını, dava konusu edilen “...” markasının davalı adına ... nezdinde onlarca tescilli markaya ve tasarıma konu olduğunu, davalının bu markalar nedeniyle müktesep hak sahipliğinin söz konusu olduğunu, davalının bu ibarenin tanıtılmasına harcadığı büyük emekler ve sermaye neticesinde “...” ibaresinin tüketiciler nezdinde tanınır hale geldiğini, davalının dava konusu edilen markası “... ...” şeklinde bütüncül olarak ele alındığında, davacının markalarına görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzemediğini, taraf markalarında ortak olan “...” ibaresinin markasal hüviyette ayırt ediciliğinin son derece düşük olduğunu ve bir marka içerisinde esas unsur olarak korunmasının ve tek bir kişi/kuruluşun tekeline verilmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının 98 013222, 99 004781, 2001 05921, 2008 55255, 2011 110596, 2011 110675, 2011 110650, 2011 110645, 2011 110653, 2011 110657, 2011 110663 ve 2019 74373 sayılı markaları özelinde, davalının markasının kapsamına giren tüm emtialar açısından emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, taraf markaları hemen ve ilk bakışta aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadıklarından SMK m.5/1-ç hükmü koşulunun somut olayda oluşmadığı, yukarıda belirtilen markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca "..." ibaresinin ortaklığı nedeniyle ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, davalı şirketin önceki tarihli markalarından kaynaklanan müktesep hak savunmasının yerinde bulunmadığı, “... ...” işaretinin/markasının/tanıtma vasıtasının gıda sektöründe, “sürülebilir krem peynir” ürününde davacının uzun yıllara sari yoğun tanıtım faaliyetleri ile istikrarlı bir şekilde Türkiye genelinde kullanıldığı ve tanıtıldığı, bu markanın gıda sektöründe iyi bilindiği ve tanınmışlığa ulaştığı, davacı ile özdeşleştiği ve dahi bu tanınmışlığın ve yaygın kullanımın davacı tarafından dava/marka dosyasına sunulan belgelerle ispatlanmış olduğu, bu tanınmışlığın çok sayıda yargı kararıyla ve davalı ... tarafından da T/03334 sayılı sicilde tespit ve teyit edildiği, dava konusu marka ile davacının tescilli/tanınmış markasının benzer olduğu da gözetildiğinde, “... ...” şeklinde bir markanın, gıda sektöründe, farklı bir aktör tarafından “peynir” dışında kalan ancak aynı yerlerde satışa sunulan başkaca gıda ürünlerinde dahi kullanılması halinde, haksız bir yararın sağlanması, tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi veya tanınmış markanın ayırt edici karekterinin zedelenmesi şartlarının gerçekleşebileceği ihtimalinin söz konusu olabileceği, davacının başkaca ürünleri de piyasaya arz ettiğini bilen müşterilerinin, bu ürünlerde kullanılan “...”lı markayı gördüklerinde, “... ...” markasının itibarından ve ayırt ediciliğinden hareketle bu ürünlere de meyledebileceği, bu markalı ürünleri diğer markalı ürünlerden öncelikli olarak tercih edebilecekleri, dava konusu edilen “...” ibaresinin, davalının markasının tescili kapsamına giren 30.sınıftaki gıda emtialarında, kendisi tarafından uzun yıllardır ciddi ve yoğun bir biçimde, Türkiye genelinde kullanıldığını ve bu şekilde gerçek hak sahipliğinin doğduğunu tevsik eden herhangi bir delili, dava/marka işlem dosyasına sunmadığı, bu nedenle de davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının dava konusu markanın 30. Sınıfa giren emtialarda tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, davacının “...” kılavuz unsurlu ticaret unvanının, dava konusu edilen “... ...” markası ile bir alakasının bulunmadığı, davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet bir kısım markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu bulunmadığı, her ne kadar davacı taraf, gerek marka işlem dosyasına sunduğu itirazlarında, gerekse dava dosyasına sunduğu dilekçelerinde, SMK m.6/7 ve m.6/8 hükümlerine de dayandığını belirtmiş ise de, söz konusu madde hükümleri incelendiğinde markaların yenilenmemesi sebebiyle ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklara yönelik bu düzenlemelerin, somut uyuşmazlıkla bir ilintisinin olamayacağı gerekçesiyle, SMK m.6/1 ve m.6/5 hükümleri uyarınca davanın kabulü ile 2021-M-8179 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2020/06694 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu başvuru kapsamında bulunan emtia açısından "..." ibaresinin tanımlayıcı, herkesin kullanabileceği türden, tüketicilerin her sektörde maruz kaldığı, ayırt edici gücü zayıf bir ibare olduğunu, bütünsel olarak markalar arasında görsel, işitsel, anlamsal benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, SMK'nın 6/5.maddesindeki koşulların ortaya çıkacağına dair yeterli delil sunulmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, bileşik sözcükler ayrıştırılarak bunlardan birinin esaslı unsur olarak kabul edilmesinin doğru olmadığını, ayırt ediciliği bulunmayan "..." ibaresi davacının tekeline bırakılarak benzerlik değerlendirmesi yapılmasının hatalı olduğunu, karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal benzerlik bulunmadığını, karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığını, davacı markalarının peynir/şarküteri, davalı markasının atıştırmalık reyonunda bulunan ürünlerde kullanıldığını, bu nedenle de karıştırılmalarının mümkün olmadığını, dava konusu başvurudaki "..." ibaresinin tanımlayıcı nitelik taşıdığını, SMK'nın 6/5.maddesinin uygulanması için aranan şartların somut olayda gerçekleşmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... ..." ibareli başvuru ile davacıya ait "..." asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamında yer alan 30.sınıf mallar yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira taraf markalarının asli unsurunu, yerleşik mahkeme kararlarıyla ayırt edici nitelik taşıdığı kabul edilen "..." ibaresinin oluşturduğu, bu haliyle başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı ve dava konusu başvurunun, davacının seri markalarından biri olarak algılanacağı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.10.2022 tarih, 2021/2221 Esas, 2022/6658 Karar sayılı ilamında da, anılan davacının "..." asıl unsurlu markaları ile "..." ibareli marka arasında karıştırılma tehlikesi yaratacak kadar benzerlik bulunduğunun, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 30/12/2015 tarih, 2015/6195 Esas, 2015/13928 Karar sayılı ilamında da "..." ibaresinin tasviri bir unsur olmadığının belirtildiği, davacıya ait "..." asıl unsurlu markaların başvuru tarihi itibariyle "sürülebilir ... peynir" emtiasında SMK'nın 6/5.maddesi anlamında tanınmış olduğunun kanıtlandığı anlaşılmakla, davalı Kurum ve davalı Şirket vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90'ar-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/01/2025

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1979, K. 2024/2137, T. 27.12.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-20-hukuk-dairesi-2022-1979-e-2024-2137-k-9896e046e2b8