Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1674 E. 2026/433 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1674
- Karar No
- 2026/433
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1674
KARAR NO: 2026/433
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/12/2021
NUMARASI: 2020/58 Esas, 2021/936 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 01/04/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 27/05/2019 tarihinde Fason İmalat Sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşme gereği müvekkilinin davalı şirketin kendisine teslim ettiği kumaştan imalatları yapmak sorumluluğunu üstlendiğini, davalı şirket ise final kalite kontrol raporundan sonra imalat bedelini ödeme sorumluluğunu üstlendiğini, müvekkil firma davalı şirkete teminat olarak bir adet boş ve 8 adet 7.250 TL bedelli olmak üzere toplam 9 adet senet verdiğini, müvekkilinin sözleşme gereği ürünleri tam ve sağlam olarak teslim ettiğini, teslimat sırasında kalite kontrolün yapıldığını ve malın kusurlu olmadığının raporlandığını, müvekkil firmanın imalat bedellerinin ödenmesini talep ettiğini ancak davalı şirketin ödeme yapmadığını, davalı şirket ödeme yapmadığı gibi ..... Noterliğinin ../09/2019 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesiyle 02/09/2019 tarih ve 107.297,84 TL ve 04/09/2019 tarih ve 47.824,40 TL bedelli iki adet iade faturasını müvekkile tebliğ ettiğini, bu süre zarfında müvekkile herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığını, imalatı yapılarak teslim edilen ürünlerde açık veya gizli ayıp mevcut olmadığı halde kesilmiş iade faturalarının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkil tarafından ... Noterliğinin .../09/2019 tarih ve ... yevmiye nosu ile ihtarname keşide edilerek haksız düzenlenen iki adet faturayı kabul etmediğini bildirdiği ve ihtarname ekinde iade edildiğini, işbu ihtarname ile bakiye 50.000,00 TL alacağın ödenmesi ve teminat senedi olarak verilmiş olan bir adet boş ve 8 adet dolu olmak üzere toplam 9 adet bedelsiz senedin iadesi de talep edildiğini bildirerek müvekkil tarafından davalıya teminat senedi olarak verilmiş olan senetlerle ilgili borçlu olmadığının tespitine, bedelsiz senetlerin iptali ve iadesi ile ödenmek zorunda kalınması halde istirdatına, dava sonucuna kadar bedelsiz senetler hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davacı arasında imzalanan sözleşme gereği müvekkil şirketin davacıya teslim ettiği kumaşların, davacı tarafından imalata tabi tutulacağı taahhüt edildiğini, müvekkil şirkete teslim edilen bu ürünler müvekkil tarafından müşterilerine verildiğini, akabinde ayıp nedeni ile reklamasyon faturaları kesildiğini, müvekkilin .... Noterliğinin 12/09/2019 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile 02/09/2019 tarih 107.297,84 TL ve 04/09/2019 tarih 47.824,40 TL'lik iade faturalarını davacıya tebliğ ettiğini, davacı şirketin .... Noterliğinin ../09/2019 tarih ve ... yevmiye nolu cevabı ihtarnamesinde her ne kadar ürünleri tam ve sağlam teslim ettiğini belirtmişse de bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, müvekkil şirketin müşterilerinin tarafından kendilerine raporlamalar ve beyanlarla, ürünlerin ayıplı olduğunun bildirildiği, bu durumda davacının ayıplı ürün teslim ederek hak kazanamadığı ödeme içen müvekkil şirkete vermiş olduğu senetlerin iptali, iadesi ve ödenmesi durumunda istirdatını talep etmesinin mümkün olamayacağını bildirerek davacının senetlerin iptali, iadesi ile ödemek zorunda olması durumunda istirdatı için açmış olduğu menfi tespit davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılamada, taraflar arasında akdedilen fason imalat sözleşmesinin 3, 4 ve 10. maddelerinde davacı tarafından imal edilen kumaşlar nedeniyle davalının uğrayacağı zararların davacı tarafından karşılanacağı, ancak davalının bu maddeler uyarınca zararını talep edebilmesi için ayıbın varlığını ve zararını ispat etmek zorunda olduğu, davalının ayıbın varlığını gösterir somut bir delil ibraz edemediği, dosyaya sunulan mail ve belgelerin ayıbın varlığını ispat edecek nitelikte olmadığı, ayıplı ürünlerin bilirkişi incelemesine sunulmadığı, mevcut delil durumu itibariyle davacı tarafından imal edilen ürünlerin ayıplı olmadığı sonucuna varıldığı, bu kapsamda, davalının ayıp iddiasından kaynaklı iade faturalarına konu ettiği kısım hariç tutulduğunda, davacının 50.116,86 TL davalıdan alacaklı kaldığı, bu nedenle davacının davaya konu edilen senetler sebebiyle davalıya borçlu olmadığı kanaatine varıldığı, ancak dava konusu edilen boş senet kıymetli evrak niteliğinde olmadığından maddi ve hukuki bir kıymeti olmadığından, iptaline veya borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesi halinde hukuki sonuç doğurmayacağı gerekçesiyle; 8 adet senet yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine, boş senet yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi kök raporundaki sözleşmenin 1, 3 ve 4.maddeleri uyarınca, ayıp sebebiyle davacının sorumlu olacağı ve ayıp ihbar süresi sonrasında da sorumluluğun devam edeceğine dair değerlendirmenin ek raporda dikkate alınmadığı, ayıplı ürünlere ilişkin düzenlenen reklamasyon faturalara süresi içinde itiraz edilmediği gerekçeleriyle, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı yüklenici, fason üretim sözleşmesi kapsamında ürünlerin ayıpsız şekilde teslim edildiği, ayıp ihbarında bulunulmadığı, davalı tarafça düzenlenen reklamasyon faturalarının iade edildiği gerekçeleriyle, sözleşme kapsamında davalıya verilen 9 adet teminat senedi kapsamında borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, davalı iş sahibi ise, ürünlerin ayıplı olması sebebiyle davanın reddine savunduğu, mahkemece, ayıp savunmasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, kararın davalı tarafça istinaf edildiği anlaşılmıştır.Taraflar arasında düzenlenen 27.05.2019 tarihli fason imalat sözleşmesinde, hatalı imalattan kaynaklı olarak, davacı yüklenicinin davalı iş sahibinin uğrayacağı tüm zarar ile reklamasyonlardan sorumlu olduğu, zararın teminattan karşılanacağı, hatalı imalata dayalı zararların yasada öngörülen ayıp sürelerinden sonra anlaşılsa ve ihbar edilse dahi mesuliyetin devam ettiği kararlaştırılmıştır. Davacı tarafından davalıya 8 adet 7.250 TL bedelli senet (toplam 58.000 TL) ile bir adet boş senet düzenlendiği, davalı tarafından davacıya 02.09.2019 (107.297,84 TL bedelli) ve 04.09.2019 (47.824,40 TL bedelli) tarihli iki adet reklamasyon faturası düzenlendiği, işbu faturaların davacı tarafından 23.09.2019 tarihli ihtarname ile iade edildiği sabittir.SMMM bilirkişisince düzenlenen kök raporda, taraf defterleri itibariyle davacı tarafından davalıya toplam 652.924,66 TL'lik fatura kesildiği, davalı tarafından toplam 598.000 TL ödeme yapıldığı, davalı kayıtlarında toplam 164.029,25 TL'lik iade faturası kaydı ve 58.000 TL'lik senedin alacak kaydı girilmesi neticesinde davalının davacıdan 51.105,09 TL alacaklı göründüğü, toplam 164.029,25 TL'lik iade faturalarından davacı kayıtlarında yalnızca 4.807,80 TL'lik kısmın kayıtlı olduğu, davalının müşterisi olan yabancı firmanın gönderdiği mail içeriğinde, davacı tarafın teslim ettiği ürünlerin ayıplı olduğu bildirildiğinden ve davacının ayıp sebebiyle sorumlu olduğundan, reklamasyon faturaları itibariyle davacı alacağının kalmadığı görüşü bildirilmiştir. Tekstil mühendisinin katıldığı bilirkişi heyetince düzenlenen ek raporda ise, ayıplı olduğu iddia olunan ürünlerin bilirkişi incelemesine sunulmamış olması ve ayıplı olduğunun tespitine yönelik herhangi bir delil olmaması sebebiyle ayıp savunmasının ispata muhtaç olduğu, bu durum dikkate alınarak yapılan hesaplamada, davacı defterinde olmayan 159.221,95 TL'lik iade faturasının dışlanması halinde davacının davalıdan sonuç olarak 50.116,86 TL alacaklı olduğu görüşü bildirilmiştir. Ayıplı eser, sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede; gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir. Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. Eğer eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. Yine ayıp bedelinin de ayıbın ortaya çıktığından itibaren geçecek makul süre dikkate alınarak hesaplanması gerekir (Yargıtay 15. HD'nin 2019/1698-2020/120 E-K sayılı kararı). Özetlenecek olursa; eser sözleşmesinde iş sahibi, ayıbın varlığını, miktarını, niteliğini (açık ayıp/gizli ayıp), derecesini (kabul edilemeyecek derecede olup, olmadığı) ve bedelini, itiraz halinde ise süresinde ayıp ihbarının yapıldığını tanık dahil her türlü delille ispat etmekle yükümlüdür. Somut olayda, sözleşmede iş sahibi ayıp ihbar yükümlülüğünden muaf tutulmuş ise de, ayıbın varlığını, miktarını, derecesini ve bedelini ispatla yükümlü olduğu ancak, ayıplı olduğu iddia olunan ürünlerin bilirkişi incelemesine sunulmadığı, dava dışı yabancı firmanın hatalı üretime ilişkin mail yazısı haricinde ayıbın varlığına dair başkaca herhangi bir delilin olmadığı, bu delilin de, ispata yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Davalının ayıp savunması ispatlanamadığından, davacı defterinde olmayıp davalı defterine kaydedilen reklamasyon fatura dayanağının kalmadığı açıktır. Bu durumda, ek rapordaki davacının davalıdan sonuç olarak 50.116,86 TL alacaklı olduğu görüşü benimsenerek, senetler sebebiyle davacının borçlu olmadığının tespitine yönelik mahkeme kararı doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 08/12/2021 tarih ve 2020/... Esas, 2021/. Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 3.961,98 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan (80,70+909,79=)990,49-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.971,49-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 01/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.