Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1666 E. 2026/204 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1666
Karar No
2026/204
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

40. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

DOSYA NO: 2022/1666

KARAR NO : 2026/204

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 13/04/2022

NUMARASI : 2018/549 Esas - 2022/310 Karar

DAVANIN KONUSU: Rücuen Tazminat

KARAR TARİHİ: 03/03/2026

Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Çorum İl Jandarma Komutanlığı emrinde görevli ... ve Uzm. ...'ın ve ...’in 30/04/2015 tarihinde Sungurlu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi üzerine Balıkesir L Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan bir hükümlüyü teşhis hususunda görevlendirildiklerini, teşhis işlemi sonrası dönüş yolunda .... AŞ'ye ait ... plakalı otobüsün yaptığı kazada yaralandıklarını, adı geçen personellere 2330 sayılı Nakdi Tazminat Komisyonu Kanunu'na göre toplam 7.893 TL nakdi tazminat ödendiğini, müştereken ve müteselsilen davalıların sorumlu olduğunu, zarar görene ödenen 7.893 TL'nin davalılardan faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; aracı Aycalık...'a kiraladıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin davalı tarafın davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri olduğunu, bu nedenle davanın yetki yönünden reddi ile dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesinin gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile 2.334,04 TL'nin 19/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... AŞ'den ve davalı ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı .... A.Ş. yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine, karar verilmiştir.

Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili: 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında belirtilen görevlerin ifası sırasında ve bu görevlerin sebep ve tesiriyle yaralanan personele ödenecek nakdi tazminatlar Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin 7’nci maddesinde belirtilen esaslar doğrultusunda hesaplandığını, bu kapsamda; J.Gn.K.lığı Nakdi Tazminat Komisyonunun, 28 Ekim 2015 tarihli ve 2015/264 sayılı kararı ile ...’e yaralanmasının vücutta hafif derecede kırığa neden olması karşılığı 5.525,10 TL, ...’a ise yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olması karşılığı 2.367,90 TL nakdi tazminat ödenmesine karar verildiğini, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dava dışı olan ve yaralanan Jandarma Personeline ''....AŞ'' adına kesilen bilet ile yolculuk yaptıklarını, .... Ltd. Şti hakkında davaya dahil edilmemesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda araç işletenin uzun süreli kiralama sözleşmesi gereğince ''.... Ltd. Şti.'' olduğunun belirtildiğini, ancak dava açılırken bu durumun bilinmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, rücuen trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar tazminatı istemine ilişkindir.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun hükümlerine göre, trafik sicil kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işleten sıfatının 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir kanun hükmü yoktur. Nitekim aynı Kanunun 3. maddesinde işleten, " ... araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." biçiminde tanımlanmıştır. Anılan Kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir.

Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek öğretide, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.

Eldeki davada, davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde kazaya karışan aracın dava dışı ... Limited Şirket'ne uzun süreli kiraya verildiğini belirterek, 49 aylık araç kiralama sözleşmesinin sunduğu anlaşılmakla, somut olayda uzun süreli üçüncü kişileri bağlayan kira sözleşmesi olduğundan hakkında davanın reddine karar verilmesi yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

Dava dışı yaralananların Adli Tıp 2. İhtisas Dairesi'nin uygun yönetmelik hükümlerini gözeterek düzenlediği raporla belirlendiği anlaşılmaktadır. Anılan raporda davacının kaza sonrası tedavilerine ilişkin kayıtların ve raporların irdelenerek kaza ile maluliyet arasında uygun nedensellik bağının kurulduğu, raporun yetkili heyetçe ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmiş olduğu anlaşılmakla, bu konudaki davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.

İlk derece mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun dava dışı yaralananlar için belirlenen geçici maluliyet süresi esas alınarak, ... yaşam tablosu ve progresif rant formülüne göre düzenlendiği ve kusur oranında tazminatın belirlendiği anlaşılmakla usule, yasaya ve Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığından bu hususlara değinen istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.

Bu durumda, toplanan delillerin ilk derece mahkemesinin kararı ile birlikte istinaf başvuru nedenleri de göz önüne alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda; dosyadaki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkemesince delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık olmamasına, davacının davasının kısmen kabulüne dair verilen kararda isabetsizlik bulunmamaktadır.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,

2.Davacı harçtan muaf olduğundan harç ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,

3.Davacının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

4.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

5.İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/03/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1666, K. 2026/204, T. 03.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1666-e-2026-204-k-826a9b86e5d8