Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/158 E. 2023/42 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/158
Karar No
2023/42

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/656 - 2025/876 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/656 KARAR NO : 2025/876 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/02/2023 NUMARASI : 2022/158 E. - 2023/42 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/02/2023 tarih ve 2022/158 E. - 2023/42 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, 2020/147939 sayı ile “...” ibareli marka için davalı adına yapılan başvuruya, müvekkiline ait “....com, ..., ..., ...” ibareli tescilli markalarına benzerlik ve tanınmışlık gerekçesi ile itiraz ettiklerini, bu itirazlarının kabul edildiğini, davalının bu karara itirazlarının kabul edildiğini, bu durumun hukuka uygun olmadığını, dava konusu markanın iltibasa neden olacağını, davacı şirketin markasının da kelime markası olduğunu, davalı markası ile benzerlik değerlendirmesinin kelimeler üzerinden yapılması gerektiğini, dava konusu markanın kendilerine ait “..., ..., ...” markaları gibi “SÖZCÜK+...” kalıbı ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, dava konusu markaya benzer markalar hakkında yapılmış itirazlarının kabul edildiğini, davalı markasının 35. Sınıfta tescil edilmek istenilmesinin iltibasa neden olacağını, müvekkilinin başta “...”, “...” olmak üzere “sözcük+...” kalıbı ile oluşturduğu markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer “...” markasının tesciline izin verilmesinin müvekkilinin emek ve zaman harcayarak itibar edindirdiği markalarının ayırt edici vasfının zedelenmesine neden olacağını ileri sürerek, YİDK’nın 2022-M-2066 sayılı kararının iptali ile 2020/147939 sayılı ... ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, dava konusu markada bütün harflerin aynı yazı stiliyle, aynı büyüklükte ve birleşik olarak yazıldığını, tek bir kelime olarak kaleme alınıp, ön plana çıkarılan bir kısım bulunmadığını, okumanın soldan sağa doğru yapıldığı gerçeği göz önüne alındığında, markada ilk okunan vurguyu üzerinde taşıyan kısmın başta yer alan heceler olduğunu ve bu vurgulanan kısmın davacı markalarında yer almadığının görüleceğini, “... - ...” şeklinde okunsa bile yine vurguyu üzerinde taşıyan ilk kelimenin tamamen farklı olduğunu, söz konusu kelimenin davacı markalarında yer almadığını, “...” ibaresinin bütün içerisinde, geri planda, yer yön göstermek için gerçek ve tasviri anlamıyla kullanıldığını, bütün olarak okunup algılanacak davalı markasında yer alan esas unsurun davacı markalarında yer alan esas unsurdan farklı olup kolaylıkla görülebildiğini, bu durumun markaları sadece görsel olarak değil, işitsel ve anlamsal düzeyde de birbirinden ayırdığını, “...” “...” ya da “...” ibarelerinin davacı tarafından yaratılmış fantezi ibareler olmadığını, tasviri anlama sahip, düşük ayırt ediciliği olan genel adlandırmalar olduğu göz önüne alındığında markaların oluşturduğu bütünsel algının öneminin ön plana çıkacağını, bütünsel incelemede markaların farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin Türkiye’de farklı marka tescilleri bulunduğunu, WIPO nezdinde de tescil başvurusu yaptığını, www.....com web alan adının kendilerine ait olduğunu, dava konusu markanın yayımına davacı itirazı hakkında verilen karara yönelik YİDK itirazlarının kabul edilerek markalarının tescil edildiğini, markalar arasında iltibas ihtimali bulunmadığını, müvekkilinin davacı markalarından haberdar olmalarının kötüniyete ilişkin kanıt oluşturamayacağını, web sitesi tasarımlarının farklı olduğunu ve davacı markası ile karıştırılmaya yol açmayacağını, ihtilaflı markaların bütünü itibariyle bıraktıkları intiba esas olduğundan markaları parçalara bölerek inceleme yapılmasının doğru olmayacağını, markalar arasında tek ortak ibare olan ‘‘...’’ ibaresinin anonim ve ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ... ibareli davalı marka başvurusunun, şekil unsuru içermeyen bir kelime markası olduğu, kavramsal olarak “... olan” ürünlerin “...” olduğuna ilişkin bir telmih içerdiği, bu kapsamda marka bütününde ... ibaresi ... kelimesine yönelik tanımlama ve vurgu içerdiği, markada ayırt ediciliğin asıl olarak ... ibaresine yüklendiği, itiraz ve hükümüsüzlüğe mesnet gösterilen davacı markalarının tümünün ... ... ve ... ibareleri etrafında türetilmiş seri markalar olduğu, her iki taraf markalarında da ortak unsur olarak bulunan ... kelimesinin, TDK Güncel Türkçe Sözlük uyarınca “bu yerde” anlamını haiz olduğu, 35. Sınıftaki “reklamcılık, büro, iş yönetimi, açık arttırma, mağazacılık” hizmetleri bakımından ... kelimesinin, ayırt ediciliği haiz bir marka işareti olduğu, ... kelimesinin bu hizmetlerin doğasına ilişkin doğrudan telmih edici ya da çağrışım yaratıcı bir etkisi olmadığı, dolayısıyla asgari korumayı haiz bir marka işareti olduğu dikkate alınarak iltibas değerlendirmesi yapılması gerektiği, taraf markaları arasında, ortak ... kelimesinin her iki marka da vurgulu şekilde yazılıp ön plana çıkartılmasından kaynaklı, düşük düzeyli de olsa görsel benzerlik olduğu, işitsel açıdan ... kelimesinin aynen telaffuzundan kaynaklı benzerlik bulunduğu, anlamsal açıdan ise, davacının ... ... ve ... ... ibareli markaları ile ... ibareli davalı markası arasında anlamsal benzerlik olduğu, her iki markada da ... kelimesinin anlam kaybına uğramadan, vurgulu şekilde kullanılmış olmasının bu benzerliği arttırdığı, öyle ki davalı markasının, davacının ... ... markalarının, ... ürünler için oluşturulmuş seri markası imajı taşıdığı, davalının “...” ibareli markasını gören bir tüketicinin, bu markayı, davacının “... ...” ve/veya “... ...” ibareli markalarının serisi, alt markası yahut yeni bir versiyonu sanabileceği, çekişme konusu hizmetlerin tamamı bakımından, ... ... ve/veya ... ... ibareli davacı markaları ile dava konusu ... markasının emtia listesi aynı/aynı tür hizmetlerden oluştuğu, 2020/147939 sayılı ... ibareli davalı markası ile ... ... ve ... ... ibareli davacı markalarının benzer olduğu; davalı markasının kapsadığı çekişme konusu hizmetlerin tamamı bakımından hizmet listelerinin aynı/aynı tür ve benzer olduğu ve markalar arasında SMK m. 6/1 uyarınca karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacının ... ... markasının hem başvuru hem de dava tarihi itibariyle tanımış marka olduğu, somut olayda davalı markasının kapsadığı hizmetler, davacının ... ... markasının tanınmış olduğu “online mağazacılık” hizmetleri ile aynı/aynı türden hizmetler olduğu, davalı markasının kapsadığı 35. sınıftaki “reklamcılık, büro, iş yönetimi, açık arttırma” hizmetleri ise, davacının online satış faaliyetleri ve tanınmış olduğu e-ticaret sektörü ile dolaylı da olsa benzer ve ilişkili hizmetler olduğu, davalının markasını çekişme konusu olan 35. Sınıftaki hizmetlerde tescil ettirmesi durumunda, davacının tanınmış ... ... markasının toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğmasının kuvvetle muhtemel olduğu, davacı markasının tanınmışlığının 35. Sınıftaki çekişme konusu tüm hizmetler bakımından 6769 sayılı SMK’nun 6/5 maddesi anlamında tescil engeli ve hükümsüzlük nedeni yarattığı, davacının “... ...” ibareli markasının “tanınmış marka” olmasının, somut olayda benzerlik ve iltibası arttıran bir unsur olarak kabul edilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK'nın 2022/M-2066 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu 2020/147939 sayılı markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yerel mahkeme tarafından verilen kararın açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini, bilirkişi raporu aleyhine ek bir rapor ya da yeni bir rapor dahi alınmadan karar tesis edildiğini, tanınmışlık iddiasına ilişkin verilen kararın kabulünün mümkün olmadığını, davacı yanca tanınmışlığı ileri sürülen marka ve müvekkili yan markası mukayese edildiğinde markalar arasında herhangi bir benzerlik, ayniyet, iltibas veya iltibas tehlikesinin mevcut olmadığının görülebileceğini, müvekkili yan müşteri portföyünde yer alan kitlenin birer ikişer mal alım satımından ziyade ... bir mal alımı gerçekleştirdiğini, ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markalar arasında benzerlik olduğu sonucuna varılarak YİDK kararının iptaline karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkeme tarafından sadece ... ibaresi üzerinden inceleme yapıldığını, bu durumun, hukuka aykırı şekilde markalar arasında benzerlik ve iltibas ilişkisi kurulmasına neden olduğunu, kararda yer alan inceleme yöntemi ve markaların parçalara ayrılmasının kabul edilemeyeceğini, “...” “...” ya da “...” ibarelerinin davacı tarafından yaratılmış fantezi ibareler olmadığının, tasviri anlama sahip düşük ayırt ediciliği olan genel adlandırmalar olduğunun göz önüne alınması gerektiğini, markalar arasında iltibas ihtimali bulunmadığını, dosya kapsamında alınan 12/12/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunun da haklılığı ortaya koyduğunu, somut olayda SMK 6/5 maddesinde yer alan şartların gerçekleştiğine veya gerçekleşeceğine dair davacı tarafça bilgi ve belge de sunulmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacının ... ve ... ibareli tescilli markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira davalının başvurusunda bulunan ibarelerin davacının itirazına mesnet markalarının birer kelimesinin birleşiminden oluştuğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği anlaşılmakla, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı şirket ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı Şirketten ve davalı ... alınması gereken 615,40'ar TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şirket ve davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90'ar TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50'şer TL'nin davalı şirketten ve davalı ... ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/05/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/158, K. 2023/42, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-158-e-2023-42-k-0fe12c49ad97