Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/14 E. 2022/219 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/14
Karar No
2022/219
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1936 KARAR NO : 2024/2134 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/06/2022 NUMARASI : 2022/14 E. - 2022/219 K. DAVACI : VEKİLLERİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : Marka YİDK Kararının İptali İle Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/06/2022 tarih ve 2022/14 E. - 2022/219 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin tescilli 2010 38394, 2013 16543, 2013 16544, 2010 38396, 2013 16538, 2013 16537, 2013 16525, 2013 08456, 2010 22596 ve 2002 19145 sayılı “... ...”lı markaların sahibi olduğunu, ayrıca müvekkilinin “...” markasının davalı ... nezdinde T/00979 sayı tahtında tanınmış marka statüsünü haiz bulunduğunu, müvekkilinin “... ...”lı markalarına 2009 yılından beri yoğun ve ciddi kullanım sonucunda ayırt edicilik kazandırdığını, davalı şahsın 2020/19701 sayılı marka başvurusuna müvekkilinin seri markalarına dayalı olarak gerçekleştirdiği itirazın, ... YİDK'nin 2021-M-9606 sayılı kararı ile reddedildiğini, oysa dava konusu edilen markanın müvekkilinin seri markaları açısından herhangi bir ayırt edicilik teşkil etmediğini, davacının “...” ve “...” esas unsurlu seri markaları ile görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğunu, ayrıca karşılaştırılan markaların aynı/benzer/türdeş emtialarda kullanılacağını, dava konusu edilen markanın müvekkilinin seri ve tanınmış markalarını sulandırıcı nitelik taşıdığını, davalı şahsın böyle bir markayı tescil ettirmek isterken müvekkilinin seri ve tanınmış markalarının ticari itibarından haksız bir biçimde yararlanmak kötü niyetiyle hareket ettiğini ileri sürerek, ... YİDK’nın dava konusu edilen 12.11.2021 tarih ve 2021-M-9606 sayılı kararının iptaline ve 2020 19701 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, somut olayda karşılaştırılan markaların görsel, işitsel, kavramsal açılardan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden çok farklı olduklarını, tüketicilerin dava konusu edilen markada kullanılmış olan çok çeşitli unsurlar içerisinden “...” kelimesini seçerek taraf markaları arasında bağlantı kurmasının mümkün olmadığını, ayrıca taraf markalarında kullanılmış olan “...” ibaresinin markasal hüviyette ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, davalının markasında yer alan yan unsurlar nedeniyle ayırt edici niteliği düşük bu ibare açısından taraf markaları arasında belirgin farklılıklar yaratıldığını, markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, SMK m. 6/5 hükmünün uygulanması koşullarının oluştuğunun ispat edilemediğini, davacının ... nezdinde ileri sürmediği kötü niyet iddialarını huzurdaki davada ileri süremeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı şahıs vekili, dava konusu edilen markanın içerdiği farklı renk, şekil ve kelime unsurları itibariyle davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markalardan bütüncül algı çerçevesinde farklılaştığını, davacının markalarında esas unsurun “...” ibaresi değil, davacının seri markalarına konu çatı markası olan “...” ibaresi olduğunu, bu durumda ilgili tüketicilerin esas unsurları birbirinden tamamen farklı iki markayı benzer görüp karıştırmasının hayatın olağan akışına aykırı olacağını, taraf markalarında geçen “...” ibaresinin yerleşik/bilinen anlamı itibariyle herkes tarafından yaygın olarak kullanılabilecek zayıf bir marka olduğunu, davacının “...” ibaresi üzerinde tanınmış marka hakkının söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu ibarenin kapsamına giren mal ve hizmetleri tanımlamadığı/tasviri bir işaret olmadığı, davacının 2002 19145, 2010 22596 ve 2013 08456 sayılı markaları hariç, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, davacının 2013 16543, 2013 16544, 2013 16538, 2013 16537, 2013 16525, 2013 08456, 2010 22596 ve 2010 38396 sayılı markaları özelinde, dava konusu edilen markanın kapsamına giren 30.sınıftaki emtiaların tamamı ile bu emtiaların 35. Sınıf altında toptan/perakende satışı hizmetleri ve 43. Sınıfa giren “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” yönünden somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, davalının markasının kapsamına giren 35 ve 43.sınıflardaki diğer hizmetler açısından ise bu şartın gerçekleşmediği, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen, gıda ile ilintili mal ve hizmetlerin hitap ettiği alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen/seçicilik seviyesinin düşük olduğu, geriye kalan ve 35 ila 43. sınıflara giren hizmetlerin hitap ettiği alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen/seçicilik seviyesinin ise düşük olmadığı, buna göre, davacının 2002 19145, 2010 22596 ve 2013 08456 sayılı markaları haricinde kalan markalar açısından, karşılaştırılan markalar arasında, 30.sınıftaki emtiaların tamamı ile bu emtiaların 35.sınıf altında toptan/perakende satışı hizmetleri ve 43.sınıfa giren “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” mal ve hizmetler yönünden iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin (kısmen) bulunduğu, davacının “önceki kullanıma dayalı gerçek hak” ve “tanınmışlık” iddialarının davalının markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, davacının “kötü niyet” iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ... YİDK 'nın 2021/M-9606 sayılı kararının 30. Sınıf, 35. Sınıfın altında müşterilerin malleri elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için (30. Sınıfa giren emtiaların bir araya getirilmesi hizmetleri, belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir), 43. Sınıfın yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri yönünden iptaline, davaya konu markanın yukarıda belirtilen mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu başvurunun, SMK'nın 5.maddesi uyarınca markasal ayırt edicilikten yoksun olması nedeniyle tescilinin mümkün olmadığını, ayrıca müvekkilinin seri markalarından biri izlenimi yarattığını, dava konusu başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "..." ibaresinin tescili talep edilen emtia bakımından ayırt ediciliği zayıf olduğunu, başvuruda yer verilen özgün şekil, renk ve kompozisyon ile davacı markalarından belirgin şekilde farklılaştığını, karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şahıs vekili istinaf başvuru dilekçesinde, karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve anlamsal açılardan benzer olmadığını, davacı markalarının esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, dava konusu başvurunun bütünü itibariyle davacı markalarından yeterince ayrıştığını, esas unsurları farklı olduğundan karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını, ayırt ediciliği zayıf "..." ibaresi nedeniyle markaların benzer olduğunun değerlendirilemeyeceğini, zayıf marka seçen davacının başka kişilerin aynı ibareyi kullanmasına katlanmak durumunda bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, itirazın reddine dair YİDK kararı iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvurunun SMK'nın 5.maddesi anlamından markasal ayırt edicilik taşıdığı, 2020/19701 sayılı "...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davacının mesnet markalarındaki "..." ibaresinin çatı/lider marka konumunda bulunduğu, “... .../ ...” şeklindeki markalarda aslen koruma altına alınmak istenilen unsurun “.../...” ibaresi olduğu, başvuru markasının asli unsurunun da "... ..." ibaresinden oluştuğu, bu durumda karşılaştırılan markalar arasında asli unsurlarının ortaklığından ve geneline hakim olan tertip tarzlarından kaynaklanan yüksek düzeyli benzerlik bulunduğu, "..." ibaresinin uyuşmazlık konusu 30.sınıf mallar, 35.sınıfın 5.alt grubunda 30.sınıf malların satışına özgülenmiş mağazacılık hizmetleri ile 43.sınıfın 1.alt grubundaki hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin zayıf olduğu söylenebilecek ise de, başvuru markasının sonunda çift -m harfi ve devamında sloganvari kelime öbeği kullanılmak suretiyle davacı markalarına yaklaştığı, davacının seri markalarının bir devamı algısı yaratıldığı, davacı lehine SMK'nın 6/3.maddesi uyarınca gerçek hak sahipliği ve SMK'nın 6/5.maddesi anlamında tanınmışlık şartlarının oluşmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığının ispat olunamadığı anlaşılmakla, davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, taraflarca istinaf başvurusunda yatırılan 80,70'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0'ar-TL'nin davacıdan ve davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :06/01/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/14, K. 2022/219, T. 12.11.2021, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-14-e-2022-219-k-726302beed8c