Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/109 E. 2022/343 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/109
- Karar No
- 2022/343
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/700 KARAR NO : 2025/935 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14/12/2022 NUMARASI : 2022/109 E. - 2022/343 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/12/2022 tarih ve 2022/109 E. - 2022/343 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin kurulduğu 1961 yılından bugüne kadar özellikle bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, kekler ve sair ürünlerin imali, ithali, ihracı ve ticari alanda faaliyet gösterdiğini ve "..." markalarının tanınmış marka olarak kabul edildiğini, davalı yanın 2020/161214 numaralı “...” ibareli başvurusuna “... .../ ...” ibaresini esas unsur olarak ihtiva eden müvekkili şirket markaları ve “... .../ ...” markasını ihtiva eden tasarımlarına dayalı olarak gerçekleştirilen itirazın MDB tarafından SMK'nın 6/1.maddesi uyarınca kabul edildiğini, davalı Şirket'in bu karara itirazının ise dava konusu YİDK kararı ile kabul edilerek başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılmasına karar verildiğini, müvekkilinin "..." ibareli markaları ile işbu dava konusu marka arasında benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunduğunu, davalı şirketin, müvekkilinin “... .../ ...” markasının tanınmışlığından haksız bir menfaat elde edeceğini, müvekkilinin “... ...”/ “...” markalarının tanınmış marka olması sebebiyle iltibas ihtimalinin de arttığını, dava konusu “...” ibareli markanın tüm mal ve/veya hizmetleri kapsar şekilde tescil edildiğini, müvekkili şirketin “... ...”/ “...” ibareli tescilli markalarının 29 ve 30.sınıfta yer alan mal ve/veya hizmetleri kapsadığını, dolayısıyla davalı yan markası ile müvekkili şirket markalarının 29 ve 30.sınıf yönünden sınıfsal benzerliğinin ayniyet boyutunda olduğunu, ortalama gıda tüketicilerinin çok büyük bir kısmını çocukların oluşturduğunu, bu hususun da iltibas ihtimalini artırdığını, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu, davalının “...” ibareli markasının tesciline cevaz verildiği takdirde bu durumun müvekkiline ait “... ...”/ “...” ibareli tanınmış markaların ayırt edici karakterine zarar vereceğini ve davalının müvekkili markalarından haksız yarar sağlamasına sebep olabileceğini ileri sürerek, davalı ...’in 03.02.2022 tarih ve 2022-M-832 sayılı YİDK kararının tüm mal ve/veya hizmetler yönünden iptaline, davalı adına TÜRKPATENT nezdinde 18.12.2020 tarih ve 2020/161214 numarası ile kayıtlı “...” ibareli marka başvurusunun tescil edilmesi halinde hükümsüz sayılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davalı markasının “şekil+ kelime” şeklinde, davacı markalarının yalnızca kelime unsurundan, bir kısmının ise “şekil+kelime” şeklinde oluşturulduğunu, davalı markasında yer alan şekil, slogan, farklı yazı tipi kullanlarak oluşturulan bütünselliğin davacı markasında yer almadığını, her iki markanın bu anlamda görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklılaştığını, “...” ibaresinin Türkçe okunuşunun “...” olduğunu ve özellikle “Kraker” gibi ürünler açısından ayırt ediciliğinin düşük bir ibare olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, tanıtma işareti olarak zayıf bir marka seçen kişinin bunun sonuçlarına katlanmak zorunda olduğunu, davacı vekilinin SMK m. 6/9 hükmü bağlamında kötü niyete ilişkin iddialarının da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, davaya konu “...” ibareli marka başvurusuna konu olan ürünün pretzel/brezel sektöründe geliştirilen yeni bir ürün çeşidi olduğunu, kırılmış ve soslanmış çıtır pretzel parçalarını içerdiğini, müvekkili markasının figüratif ve kendine özgü yazılış tarzıyla, görsel logosu ve ihtiva ettiği ibareler ile ayırt edici vasfı haiz olduğunu, davacı markasının ise "... ..." ibaresinden oluştuğunu ve müvekkili markasıyla uzaktan yakından bir benzerlik içermediğini, müvekkilinin bir bütün olarak başvurusu yapılan “...” markasının bölünerek, içerisinde geçen birkaç harfin benzerliğinden bahisle “...” markasının tanınmış marka olmasının öne sürülmesinin, topluma mal olmuş kraker/cracker kelimesine ait olan tüm benzer ibarelerin itiraz sahibi firmanın tekelinde olması sonucu doğuracağını, bisküvi, kraker üreticileri arasında kullanılması neredeyse kaçınılmaz olan “kraker” yani “...” ile türetilmiş markaların varlığına ilgili sektör bazında yaygın olarak rastlanıldığını, “...” markasının, mahkemenin huzurunda görülmekte olan 2021/201 E. sayılı dosyaya konu “...” ibareli markanın bir çeşidi olduğunu, markaların hiçbir surette tüketici nezdinde iltibas ve karışıklık yaratmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı markalarının esas unsurunun "..." sözcüğü olduğu, davacının bu kelime etrafında seri marka ailesi oluşturduğu, davacı markalarında yer alan "..." sözcüğünün davacının çatı markası ve aynı zamanda ticaret unvanının ayırt edici eki olup ticari kökeni işaret ettiği, çatı marka vasfı nedeniyle "..." sözcüğünün markasal ayırt edicilik incelemesinde arka planda kaldığı, dava konusu markanın genel görünüm itibariyle ayırt edici unsurunun ise "... ..." ikilemesi olduğu, zira bu ikilemenin markasal mizanpajda ön planda olacak şekilde dizayn edildiği, ortalama tüketici kesiminin dikkatini çekecek şekilde büyük punto yazı stili ile oluşturulduğu, "..." ibaresinin markasal mizanpajda en altta ve küçük punto ile konumlandırıldığı, bu nedenle yukarıda yer verilen ikilemenin önüne geçecek yeterli ayırt ediciliğinin bulunmadığı, şekil unsurunun da yine "... ..." ikilemesine göre arka planda kaldığı, buna göre, somut olayda dava konusu markanın esas unsurunun "... ..." ikilemesi, davacı markalarının ayırt edici unsurunun "..." sözcüğü olduğu, davacı yanın "... ..." markasını özellikle "kraker" emtiaları bakımından, dava konusu marka tescil başvuru tarihi itibariyle tanınmışlık düzeyine eriştirdiği, davacının tanınmışlık sağladığı emtiaların gıda sektörüne ilişkin olup dava konusu emtialar ile aynı veya benzer emtialara ilişkin olduğu, davacı yanın tanınmışlık sağladığı "..." esas unsurlu markası nedeniyle dava konusu markanın, davacı markası ile ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin arttığı, nitekim Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 02.10.2013 tarih 2012/18812 E 2013/17318 K sayılı "... ...", 25.09.2012 tarih 2011/7051 E 2012/14209 K sayılı "...", 04.07.2012 tarih 2011/4397 E 2012/11909 K sayılı "..." kararlarında; söz konusu kelimelerin, davacıya ait "..." ibareli markalar ile ilgili tüketici kesimi nezdinde iltibas tehlikesi oluşturduğunun belirtildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile; 2022-M-832 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2020/161214 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, karşılaştırılan markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi halinde, davacı markalarının ilgili tüketici tarafından başvuru markası ile benzer olarak algılanmasının ve karıştırılma ihtimali doğmasının mümkün olmadığını, başvurudaki şekil, slogan, farklı yazı tipi kullanılarak oluşturulan bütünselliğin davacı markasında yer almadığını, "..." ibaresinin kraker emtiasında ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, davacı zayıf marka seçtiğinden sonuçlarına katlanmasının gerektiğini, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında benzerlik ve iltibas ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, işbu dava dosyası için emsal niteliği taşıyan Ankara 5. FSHHM'nin 2021/201 Esas sayılı dosyasında "..." ibareli başvuru ile davacının "..." ibareli marka ve tasarımlarının benzer bulunmadığını, dava konusu markanın kullanılacağı ürünün kraker olarak nitelenebileceğini, "kraker" ibaresinden türetilen "..." ibareli markaların yaygın olarak kullanıldığını, davacı markalarının da benzer şekilde oluşturulduğunu, bu ibarenin davacının tekeline verilemeyeceğini, taraf markalarının yazılış, görünüş ve telaffuzlarıyla tamamen ayrıştığını, benzerlik ve karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını, bilirkişi raporunda da bu yönde görüş açıklandığını, somut bir gerekçe gösterilmeden bilirkişi raporunun aksine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "... ...", "...” " ibareli markaları arasında, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira karşılaştırılan markalar arasında uyuşmazlık konusu mal ve hizmetler bakımından emtia benzerliği şartı gerçekleştiği gibi, başvurunun tertip tarzı itibariyle öne çıkarılarak vurguyu üzerinde toplayan "..." ibareleri ile davacının itiraza mesnet markalarının asli unsuru olan "..." ibaresi arasında yüksek dereceli benzerlik bulunduğu, başvuruda yer verilen diğer şekil ve kelime unsurlarının tertip tarzı itibariyle yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, bu hali ile dava konusu başvuruyu gören tüketicilerin, davacının mesnet markasından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabilmesinin mümkün olmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 09/05/2024 tarih, 2022/7520 Esas, 2024/3722 Karar sayılı kararında "..." ibareli başvurunun, davacının "... ..." ibareli markaları ile benzer bulunduğu, öte yandan davacının "... ..." ibareli markalarının kraker emtiasında tanınmış olduğu ve bu tanınmışlığın 30.sınıftaki dava konusu başvuru yönünden iltibas tehlikesini arttırdığı, diğer taraftan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan davalılar vekillerinin bilirkişi raporuna yönelik istinaf itirazlarının da yerinde bulunmadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50'şer-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/05/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...