Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/108 E. 2022/337 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/108
Karar No
2022/337
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/773 - 2025/901 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/773 KARAR NO : 2025/901 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/10/2022 NUMARASI : 2022/108 E. - 2022/337 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararı İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/10/2022 tarih ve 2022/108 Esas - 2022/337 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili, müvekkili şirketlerin 2015/24697, 2000/28699, 2010/61129, 2016/87129, 2016/95185, 2003/38052, 96/020212, 2001/28334, 2016/95184, 2016/95183, 2013/10967, 2012/60309, 2012/60397, 2003/06227, 2002/29438, 2002/11138, 172665, 2013/10966, 2008/37619, 170872, 149680, T/02499 sayılı ve "... ...", "... şekil", "...", "...", "..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ... ..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, 2020/81839 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkilleri tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, itirazın reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu markanın müvekkili markalarına iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzediğini, Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleşmiş somut uyuşmazlığa emsal nitelikte bir çok mahkeme kararının bulunduğunu, başvuruda geçen "..." ibaresinin küçük puntolarla yazılmış olması nedeniyle işarette ilk bakışta dikkat çekmediğini, yani dava konusu edilen markada geçen "..." ibaresinin markanın tek başına esas unsuru olduğunun kabulünün gerektiğini, davalı markasının seri marka algısı oluşturacağını, SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca da tescil engeli bulunduğunu, davalının bu markayı tesadüfen seçtiğinin düşünülemeyeceğini, bu durumun davalının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu ileri sürerek, ... YİDK'nın 2022-M-88 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2020/81839 başvuru numaralı "... ... ..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, davalı şahsın bulunduğu bölgenin civar ilçe ve illerindeki diğer çiftçi ve/veya ... sıfatını haiz kişilerle bir araya gelerek, kendileri tarafından üretilen tarımsal ve/veya hayvansal ürünlerin tek bir çatı altında pazarlanması için huzurda dava konusu edilen marka başvurusunda bulunduğunu, somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, markalar benzemediği için de davacıların tanınmışlık iddialarının somut olaya bir etkisi olmadığını, zaten davacıların "..." markasının sadece yenilebilir yağlar, bulyon, hazır çorba gibi sarf yemeklik ürünler sektöründe tanınmış olduğunu, bu markanın tarla ve ... ürünleri yönünden tanınmışlığının bulunmadığını, ayrıca "..." ibaresinin Türkçe’de sıklıkla kullanılan ve yerleşik bir anlamı olan bir zamir olduğunu, dava konusu edilen markada olduğu gibi, başkaca unsurlarla birlikte, bir tamlama içerisinde kullanılmış olmasının markaları farklı kılmaya yettiğini, davacıların davalının kötü niyetini ispat edemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı markalarının esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, dava konusu markada ise "... ..." ibaresinin kelime öbeği unsuruyla birlikte bütünleşik olarak algılandığı, "..." kelimesinin, Türkçe’de bilinen/yerleşik anlamı olan ve yazma/konuşma dilinde sıklıkla kullanılan bir kelime olduğu için, markasal hüviyette soyut ayırt edici niteliğinin çok zayıf olduğu; dava konusu somut olayda davacıların dava dosyasına sunmuş olduğu emsal yargı kararlarına göre "..." ibareli markaların uzun yıllardır, bir takım gıda ürünlerinde, yoğun ve ciddi bir biçimde kullanıldığı, yani kullanım sonucunda belirli bir ayırt edicilik kazanmış olduğu, koruma kapsamlarının arttığı; ancak davalının markasında "..." ibaresinin "... ..." şeklinde anlamlı bir kelime öbeği/sıfat tamlaması içinde ve geri planda kalmayan bir kompozisyonla bütünleşik halde, yani "ticari dürüstlük kuralları" içerisinde kalan bir şekilde, başkaca unsurlarla bir arada kullanılmış olması durumunun, yerleşik içtihatlarda bahsi geçen "iltibasın yapılacak küçük bir değişiklikle bertaraf edilebileceği..." durumu ile örtüştüğü ve markalarda ortak olan "..." kelime unsurunun varlığına rağmen, görsel açıdan yeterli derecede farklılaştığı, markaların işitsel ve kavramsal olarak da farklılaştığı, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı; dosya içeriği itibari ile SMK’nın 6/5. maddesinde yer alan koşullar oluşmadığı gibi taraf markaları arasında SMK’nın 6/1. maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı; marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veri bulunmadığı; hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuruda "..." ibaresinin tali unsur olduğunu, esas unsurun ise "..." ibaresinden oluştuğunu, başvurunun müvekkili markasıyla iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduğunu, "..." ibaresinin müvekkili ile özdeşleştiğini, tanınmışlık düzeyi karşısında tekrar bir değerlendirme yapılması gerektiğini, dava konusu markanın müvekkili markasından uzaklaşacak unsurlar içermediğini, "..." ibareli marka başvurularına ilişkin emsal kararlar olduğunu, SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca tescil engeli bulunduğunu, başvurunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı ...'nın "... ... ..." ibaresinin tescili için davalı Kuruma başvurduğu, başvuru kapsamında 29, 30, 35 ve 43. sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı, davacıların "..." ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz edildiği, Markalar Dairesi Başkanlığınca her iki itirazın da reddedildiği, bu karara karşı davacılar tarafından yapılan itirazların ise YİDK'nın 18.01.2022 tarih, 2022-M-88 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, kararın davacı tarafa 21.01.2022 tarihinde tebliğ edildiği ve davanın yasal iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 21.03.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, davacıların itirazlarına mesnet markaların asli unsuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Dava konusu başvuru ise "... ... ..." ibareli olup başvuruda ayrıca şekil unsuru yer almamaktadır. Görüldüğü üzere, davacı tarafa ait markaların asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi, dava konusu markada da aynen asli unsur olarak yer almaktadır. Bunun dışında başvuruda farklı olarak yer verilen "..." ve "..." ibarelerinin, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı kabul edilmiştir. Buna göre yapılan değerlendirmede; taraf markaları arasında "..." ibaresinin asli unsur olarak kullanılmasından kaynaklı bir benzerliğin bulunduğu, tarafların marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu kanaatine varılmıştır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 03.03.2025 tarih ve 2024/3107 E. - 2025/1443 K. sayılı kararında "... ..." ibaresi, 15.12.2014 tarih ve 2014/11679 E. - 2014/19705 K. sayılı ilamında, "... ..." ibaresi, 25.09.2012 tarih ve 2010/16088 E. -2012/14212 K. sayılı ilamında "... ..." ibaresi, 03.04.2012 tarih ve 2010/5673 E. - 2012/5520 K. sayılı ilamında "ova ..." ibaresi, 06.12.2011 tarih ve 2009/14487 E. - 2011/16476 K. sayılı ilamında "..." ibaresi, 17.04.2012 tarih ve 2010/6480 E. - 2012/6208 K. sayılı ilamında "... ..." ibaresi, 06.10.2011 tarih ve 2009/12122 E. - 2011/12322 K. sayılı ilamında "... ..." ibaresi, 03.11.2011 tarih ve 2009/13494 E. - 2011/14850 K. sayılı ilamında "... ...+şekil" ibaresi, 04/11/2019 tarih ve 2018/5563 E. - 2019/6741 K. sayılı ilamında "... ..." ibaresi, "..." asıl unsurlu markalarla benzer bulunmuş, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü isabetli bulunmamıştır. Taraf markalarının kapsamındaki emtiaların karşılaştırmasına gelince; yukarıda da belirtildiği gibi dava konusu başvuru kapsamında 29. ve 30. sınıf mallarla, 35. ve 43. sınıfta yer alan hizmetler bulunmaktadır. Başvuru kapsamında yer alan 35/5. sınıftaki mağazacılık hizmetleri, 29, 30, 31, 32, 33 ve 34. sınıf malların satışına özgülenmiştir. Davacıların itirazlarına mesnet markaların kapsamlarında ise 29 ve 30. sınıf mallarla 35 ve 43. sınıf hizmetler yer almaktadır. Bu nedenlerle, dava konusu başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiği kanaatine varılmıştır. Davacı tarafça tanınmışlık ve kötü niyet gerekçelerine dayalı olarak da tescil engeli bulunduğu ileri sürülmüştür. Ancak, dava konusu başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 maddesindeki koşullar gerçekleştiğinden, diğer bir deyişle başvuru kapsamında farklı bir mal veya hizmet yer almadığından, bu madde kapsamında ayrıca bir değerlendirme yapılması sonuca etkili görülmemiştir. Öte yandan, sırf başka bir marka ile benzer marka başvurusunda bulunmak kötü niyet olarak değerlendirilemeyeceğinden ve dava konusu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığına dair başkaca bir delil de sunulmadığından, davacı tarafın kötü niyete dayalı iddiaları da yerinde bulunmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle; dava konusu başvuru ile davacıların itirazlarına mesnet markalar arasında, başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilmesi düzenlendiğinden Dairemizce, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca davacılar vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/10/2022 gün ve 2022/108 Esas - 2022/337 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile, ... YİDK'nın 2022-M-88 sayılı kararının İPTALİNE, 3-Dava konusu 2020/81839 sayılı ve "... ... ..." ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.300,00-TL bilirkişi ücreti, 193,48-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 189,00-TL tebligat ve posta gideri, 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 3.174,48-TL'ye, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 3.335,88-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, 7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf yargılaması sırasında herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davacılar vekilli tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacılara iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 02/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 19/05/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/108, K. 2022/337, T. 03.11.2011, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-108-e-2022-337-k-b94e0273f50f