Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/100 E. 2023/645 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/100
- Karar No
- 2023/645
- Karar Tarihi
T.C. .... BAM ..... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .../... - .../... T.C. ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A .... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : .../.... KARAR NO : .../...
BAŞKAN : .... ÜYE : .... ÜYE : ... KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : .... İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : ..... DAVACI : .... VEKİLİ : Av. ..... DAVALI : ... VEKİLİ : Av... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) B.A.M. KARAR TARİHİ : ... KARAR YAZIM TARİHİ : ....
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın reddine dair verilen karara süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Dava dışı ....'ün sürücüsü ve maliki olduğu .... plakalı aracın 14.11.2011 tarihinde müvekkili .......'nın .... adresinde karşıdan karşıya geçtiği sırada, müvekkiline çarpmak suretiyle yaralanmasına sebebiyet verdiğini, bu kaza nedeniyle müvekkilinin ağır yaralandığını ve uzun süre tedavi gördüğünü, çeşitli ameliyatlar geçirdiğini, 6 ay boyunca hiç ayağa kalkamadan yatağa muhtaç kaldığını, gerçekleşen kazada müvekkile atfı kabil kusur bulunmamakla birlikte; kazaya bağlı müvekkilin mevcut rahatsızlıkları da ele alındığında hayati tehlike oluşturmasının önüne geçmek için müvekkilinin hastaneye yetiştirildiğini ve kaza tespit tutanağının tutulmasına imkan olmadığını, davalı şirket tarafından sigortalı bulunan ....... plakalı aracın üçüncü kişilere vereceği zararlar şirketçe düzenlenen poliçe ile teminat altına alındığını, bu kapsamda mevzuat uyarınca davalı şirkete 13.11.2019 tarihinde ihtarname gönderildiğini ancak anılan ihtarnamenin bila tebliğ iade döndüğünü, bu nedenle müvekkilinin kalıcı arazları, tedavi masrafları, bakıcı giderleri ve gelir kaybı gibi uğranılan belirsiz alacak davası olarak şimdilik 1.000,00.-TL maddi zararlarının davalı şirketten haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek avans faizleriyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, Borçlar Kanunu'na göre zamanaşımı, alacağın muaccel olduğu tarihte başladığını, zamanaşımı süresinin başlangıcının, alacağın muaccel olduğu gün, yani sigortalının rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği günden itibaren başlayan beş günlük ihbar tarihinin son günü olduğunu, dava konusu kazanın 14.11.2011 tarihinde gerçekleştiğini, dolayısıyla zarar görenin başvurusunun iki yıllık zamanaşımı süresinin bitiminden sonra yapıldığını, bu nedenle başvurunun zamanında yapılmadığını, yetki yönünden davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, KTK 97 uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, sürücünün kazada kusuru olmadığından müvekkili şirketin sorumluluğunun doğmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili istinafa başvuru dilekçesinde, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi rapora itirazlarının değerlendirilmemiş olduğunu, kaldı ki Yerel Mahkemece, Adli Tıp raporuna dahi itibar edilmediğini, olay yeri inceleme tutanağında 16 SS 907 plakalı kamyonetin yol üzerinde 8 metre fren izine rastlanıldığı ve fren izinin kazanın olduğu yerden itibaren başladığı tespit edilmiş olduğunu, fren izinin kaza yerinden başlıyor oluşunun, sürücünün dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde yol kontrolünü sağlamadan, açıkça önüne bakmaksızın seyir halinde olduğunu göstermekte olduğunu, sürücünün ancak müvekkili .......’ya çarptıktan sonra kendisini farkedip ve frene bastığını, eğer yol kontrolünü sağlamış ve yolu takip ediyor olsa idi frene basmak suretiyle kazaya engel olabileceğini,ancak sürücünün dikkati dağınık şekilde ve tedbirsiz sürüş neticesinde tam kusuru ile kazaya sebebiyet vermiş olduğunu,müvekkilinin ,kusursuz olduğunu, aksi düşünülse dahi Adli Tıp Kurumu raporunda dava dışı sürücünün de kusurunun bulunduğu belirtildiğini belirterek,yerel mahkeme kararını istinaf etmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava,trafik kazasında meydana gelen yaralanmadan ötürü, maddi ve manevi tazminat davasıdır. Yerel mahkemece, talimat yolu ile kaza yerinde yapılan keşif ve dinlenen tanık beyanları sonrası alınan kusur raporunda, kazanın oluşumunda, davacının %100 kusurlu olduğu, davacının hareket eden davalı sigorta şirketinin sigortladığı araca soldan çarpması sonucu kaza oluştuğunu belirtmiştir. ATK Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 09/04/2021 tarih ve 5728 sayılı raporunda ise, "sürücü ........., idaresindeki kamyonet ile olay mahalli mevkiye yaklaşırken seyrini müteyakkız sürdürmesi, yayaya karşı varlığını belli eder tarzda ikazda bulunup zamanında etkin tedbir alması gerekirken çarpma noktasının yeri ile kendi ifadelerinden anlaşılacağı üzere anılan bu hususlara yeterince riayet etmediği anlaşılmakla, meydana gelen olayda; alt düzeyde tali kusurlu bulunmuştur." tespitiyle, sonuç olarak davacı %90 , dava dışı sürücü ise %10 kusurlu bulunmuştur. Yerel mahkemece, iki rapor arasında yorum farkı olduğu, ATK raporunda belirtildiği şekli ile sürücünün müteyakkız olmadığı gerekçesi ile kusur izafının KTK’nın sistematiğinde bu yönde bir kural bulunmadığı gerekçesi ile davacının %100 kusurlu olduğuna dair ilk rapora itibar ederek davanın reddine karar vermiştir. Yetersiz gerekçe ve eksik araştırma ile karar verilemez. Mahkemece Adli Tıp Kurumu raporu doğrultusunda kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmiş olması hatalı olup, İTÜ Fen Heyeti ya da Karayolları Fen Heyetinden, dosyadaki kusur raporlarını irdeler ve çelişkiyi giderir şekilde rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden davalının kusura yönelik istinaf talebinin yerinde olduğu kabul edilmiş, belirtilen nedenle mahkeme kararının kaldırılması gerekmiştir. HMK'nun 355.maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, hükmün esasını etkileyecek tüm deliller toplanmadan karar verilmesi nedeniyle karar usul ve yasaya aykırı olup, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeplerle kabulü ile mahkeme kararının HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile .... ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....tarih ve ../....-.../... sayılı kararının KALDIRILMASINA, Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine, 3-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere 14/03/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
... Başkan ....
... Üye ...
... Üye ..
... Katip ...