Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/832 E. 2022/593 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/832
- Karar No
- 2022/593
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1162 KARAR NO : 2025/224 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26.05.2022 NUMARASI : 2021/832 E. - 2022/593 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 12.02.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 12.02.2025 Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.05.2022 tarih 2021/832 E. - 2022/593 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, davacı şirketin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasını temin ettiği ve davalının maliki-işleteni, ...'in araç sürücüsü olduğu ... plakalı araç ile ... plakalı aracın 09.09.2020 tarihinde trafik kazasına sebebiyet verdiğini, işbu kaza neticesinde ... plakalı aracın maddi hasara uğradığını, ...' in ise yaralandığını, ... plakalı araçta meydana gelen hasarın, bağımsız eksper tarafından incelendiğini ve araçtaki hasarın tamirinin ekonomik olmadığını, aracın perte ayrılması gerektiğini, ... plakalı aracın maliki ile davacı şirket arasında aracın pert olması sebebiyle piyasa rayiç değerinin 19.000,00-TL, sovtaj bedelinin 5.666,00-TL olduğu, aracın rayiç değerinden sovtaj bedelinin mahsubu ile elde edilen 13.334,00-TL'sinin ödenmesi hususunda mutabık kalındığını, işbu bedelin 17.02.2021 tarihinde ... plakalı aracın malikine ödendiğini, zarar gören ... tarafından davacı sigorta şirketine müracaat edilerek zararın tazminin talep edildiğini, yapılan incelemeler sonucunda tarafların kusur durumu ve zarar görenin çalışma gücü kayıp oranı nazara alınarak aktüerya raporu neticesinde kazadan zarar görenin 49.569,18-TL zararının bulunduğunun tespit edildiğini, iş bu kazadan dolayı zarar görenin, davacı sigorta şirketi aleyhine arabuluculuk kurumuna da müracaat ettiğini, arabuluculuk görüşmeleri sonucunda tarafların toplam 39.500,00-TL ödenmesi hususunda anlaşmaya varıldığını, anlaşma belgesi uyarınca da 39.500,00-TL nin 26.04.2021 tarihinde ödendiğini, kaza tutanağından anlaşıldığı üzere; sigortalı araç sürücüsü dava dışı ...'in kazanın meydana geldiği sırada kanuni sınırların üzerinde 0,65 promil alkollü olduğunu, 2918 sayılı KTK ve ZMSS Genel Şartları uyarınca, trafik kazalarından kaynaklanan hasarlara sebebiyet veren sürücü alkollü olduğunda hak sahiplerine ödenen bedelin sigortacı tarafından sigortalısına rücu edilebileceğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ödenen bedelin tahsili için açılan Marmaris 2. İcra Müdürlüğü’nün 2021/1271 E. ve Marmaris 2.İcra Müdürlüğü'nün 2021/1541 E. sayılı dosyası ile takibe geçildiğini fakat davalı tarafından itiraz edildiğini, itirazların iptali ve uzlaşı için öncelikle arabulucuya müracaat edildiğini fakat anlaşma sağlanamadığını, taraflar arasındaki ihtilafın kaynağının sigortalı aracın yolcu naklinde kullanıldığından tüketici işlemi olmayıp, ticari iş mahiyetinde olduğunu ileri sürerek, davanın kabulü ile davalı-borçlunun, Marmaris 2.İcra Müdürlüğü’nün 2021/1271 E. ve Marmaris 2.İcra Müdürlüğü’nün 2021/1541 E. sayılı dosyalarına yapmış olduğu itirazlarının iptaline ve takiplerin devamına, borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davalı şirketin kendisine ait araçlarla turizm ve seyahat organizasyonu işi yapmakta olduğunu, davalı şirketin davacı sigorta şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası yaptırdığını, davalı şirkete ait ... plakalı aracın şirket çalışanı ...'in sevk ve idaresinde iken 09.09.2020 tarihinde ... sevk ve idaresindeki ...'ye ait ... plakalı araç ile kazaya karıştığını, sigorta şirketinin sigorta ettirene rücu haklarının oldukça kısıtlı olduğunu, sigorta ettirenin kazanın oluşumundaki kusurunun kast derecesinde veya ağır kusur sayılabilecek şekilde kazaya sebebiyet verilmesi gerektiğini, sürücünün uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki alması durumunda meydana gelen kazalarda alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediğ̆inin araştırılarak alkollü araç sürme ile kazanın oluşu arasında “nedensellik bağı” arandığını, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçların yolcu taşıması veya kapasitesinden fazla yolcu veya yük taşıması yüzünden meydana gelen kazalarda kazanın fazla yolcu veya yük taşıma sınırının aşılması sebebiyle meydana gelip gelmediğinin araştırılması gerektiğini, sigorta şirketinin bu şartların varlığı halinde sigorta ettirene rücu hakkına sahip olduğunu, davaya konu kaza tutanağının incelenmesinde ... plakalı araç sürücüsü ...'nın 1.15 promil alkollü olduğunun tespit edildiğini, meydana gelen kaza sebebi ile davalı şirket çalışanın herhangi bir kusurunun olmadığını, kaza tutanağında U dönüşü yapmak için manevra aldığı iddia edilmiş olsa da bu tespitin hatalı ve doğru olmadığını, kaza mahallinde özellikle keşif yapılmasını talep ettiklerini, davalı şirket çalışanının sol tarafta karşı yola gitmek üzere direksiyonu kırdığında ... sevk ve idaresindeki araca çarptığını, ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın hız sınırına uymadığını, mahkeme tarafından kaza kamera kayıtları da incelendiğinde de ... plakalı aracın bu sebeple de kusurlu olduğunun ve kazaya sebebiyet verdiğinin ortaya çıkacağını, davacı sigorta şirketi tarafından herhangi bir kusur araştırması yapılmaksızın ... plakalı araç sahibine ve kazada yaralanan kişiye ödeme yapmasının hatalı ve hukuka aykırı olup ödenen rakamın neye göre belirlendiğinin de somut olmadığını, kazada yaralandığı iddia edilen ... yönünden Adli Tıp Kurumundan rapor alınmadığını, SGK'dan bu kişinin iş göremezlik ödeneği alıp almadığının tespit edilmediğini ve yine bu kişinin maluliyet oranının SGK tarafından tespit edilmediğini, özel bir üniversite hastanesi ana bilim dalından alınan rapora göre ödeme yapılmasının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın dilekçesinde KMZAZMSS Genel Şartları B.4.c madesi uyarınca 0.50 promilin üstünde araç sürücülerine rücu hakkı olduğunu belirttiğini, kaza tuatanağı incelendiğinde müvekkili şirkete ait araç sürücüsünün 0.65 promil alkollü olduğunun tespit edildiğini, yasanın öngördüğü alkol sınırı ile davalı şirkete ait aracı kullanan şoförün alkol promilinin birbirine oldukça yakın olduğunu, davacının tüm iddialarının doğru olduğu kabul edilse dahi araç kullanıcısının kanuni sınırın %10'unu geçmediğinin açıkça ortada olduğunu, davacı sigorta şirketi tarafından ödemeler yapılırken kazanın davalı şirket çalışanının aldığı alkol sebebi ile oluşup oluşmadığını da araştırmadığını, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5.5. maddesi hükmü gereğince, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle, sürücünün münhasıran, sadece alkolün etkisi altında kaza yapmış olmasının gerektiğini, sigorta şirketinin huzurdaki rücu davasının dinlenebilmesi için kazanın davalı şirkete ait aracı kullanan sürücünün alkol sebebi ile meydana geldiğinin ispat edilmesinin gerektiğini, davacı sigorta şirketinin bu hususu da araştırmaksızın davalı şirket aleyhine huzurdaki davayı ikame ettiğini, icra inkar tazminatı talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının huzurdaki davadaki talebinin likit bir alacak olmadığını, icra inkar tazminatının bu sebeple de reddi gerektiğini savunarak davanın reddini ve davacının huzurdaki davaya konu her iki icra dosyasından ayrı ayrı asıl alacağın en az % 20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davacı tarafça davalı şirket sürücüsünün alkollü olması sebebi ile kazaya sebebiyet verdiği belirtilerek dava dışı şahıslara ödenen hasar bedeli ve tazminatın ödenmesi talebinde bulunulmuş ise de, davalı şirkete ait aracın karıştığı kazanın münhasıran sürücünün alkollü araç kullanması sebebi ile meydana geldiğinin davacı tarafça ispatlanamadığı ve sadece sürücünün alkollü olması üçüncü şahıslara ödenen hasar bedeli ve tazminatların sigortalıya rücu için yeterli olmaması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, kaza tespit tutanağına bakıldığında sigortalı araç sürücüsü dava dışı ...'in kanuni sınırların üzerine 0,65 promil alkollü olduğunun tespit edildiğini, davalı sigorta şirketinin, dava dışı sürücü ...'ın 0,65 promil alkollü olarak araç kullandığını ispatlayarak üzerine düşen ispat yükümlülüğünü yerine getirdiğini, yine kaza tespit tutanağında sürücü ...'in KTK'nun 47/1-c maddesini ihlal ettiği ve diğer sürücünün bir kusurunun bulunmadığı kanaatine varıldığını, kaza tespit tutanağının aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli bir belge olduğunu, aksinin aynı derecede delillerle kanıtlanması gerektiğini, dava dışı araç sürücüsü ...'ın 07.03.2022 tarihli bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere kontrolsüz olarak dönüş yaptığını, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak davaya konu kazaya sebebiyet verdiğini, olayda kazaya neden olabilecek başkaca bir etken saptanmadığını, kazanın meydana geliş şekline ve dosya kapsamında mevcut delillere bakıldığında ...'ın alkolün salt etkisi ile kontrolsüz olarak dönüş yapması sonucu trafik güvenliğini tehlikeye düşürdüğünün anlaşıldığını, kaldı ki kanun maddesine bakıldığında kazanın alkolün münhasıran etkisi altında gerçekleşmesi şartının aranmadığını, başka bir şart aranmadan mevzuatta belirlenen miktarın üzerinde alkollü araç kullanırken kazanın meydana gelmiş olmasının sigortacının rücü sebebine başvurması için yeterli olduğunu, davacı sigorta şirketinin, dava dışı araç sürücüsünün 0,65 promil alkollü olarak araç kullandığını ispatlayarak üzerine düşen ispat yükümlülüğünü yerine getirdiğini, aracın yolcu nakli için kullanılan bir minibüs olduğunu, kanunda açıkça hususi otomobil sürücüleri bakımından 0.50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0.20 promilin üzerinde alkollü olan sürücülerin araç kullanmasının yasaklandığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davacı sigorta şirketi tarafından 09.09.2020 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu hasarlanan dava dışı araç için üçüncü kişilere yapılan hasar bedeli ve maluliyet tazminatına dair ödemenin alkollü sürücüye ilişkin teminat dışı hal nedeniyle davalı sigortalıdan rücuen tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davaya konu kazanın, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı ticari minibüs ile Cumhuriyet caddesi içmeler istikameti sağ taraf durakladığı alandan, olay mahalli İlçe Emniyet kavşağından (U dönüşü yasağı olan alanda) dönüş yaptığı esnada, İçmeler istikametinden gelen sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki motosikletin sol tarafından çarpması sonucu meydana geldiği anlaşılmıştır. Somut olayda davacı vekili, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları uyarınca alkollü sürücüye ilişkin teminat dışı hal nedeniyle zarar gören üçüncü kişiye yapılan araç hasar bedeline dair ödemelerin sigorta ettiren davalıdan tahsili isteminde bulunmuştur. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları yürürlüğe girmeden önce düzenlenen poliçelerle ilgili olarak Yargıtay 17. H.D sigortacının rücü hakkının kabulü için kazanın münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleşmiş olma koşulunu aramaktadır. Sigorta ettirene rücu edilebilecek hallerin düzenlendiği 01.06.2015 tarihinden önceki genel şartların B.4. maddesinde "d)Tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay, yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa," hükmüne yer verilmiş iken, yeni genel şartlarda "c)Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar," düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere eski genel şartlarda "güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olma" şartı aranırken yeni genel şartlarda "mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki alma" şartı aranmıştır. Yargıtay 17.(Kapatılan) H.D ve 4. H.D'nin alkollü sürücüyle ilgili yeni genel şartlara göre verilmiş bir kararına rastlanmamıştır. Ancak 01.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5.5. maddesinde "Aracın, uyuşturucu madde veya Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar," teminat dışı sayılmış olup kasko sigortası genel şartlarında da KTK Yönetmeliğinde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü olma koşulu belirtilmiş olsa da Yargıtay 17. H.D'nin 28.06.2021 tarih 2021/15097E, 2021/3716K ve 10.12.2018 tarih 2018/4623E, 2018/11940K sayılı kararlarında yine mevzuattaki alkol sınırı değil alkolün kazanın meydana gelmesinde münhasıran etkili olması koşulunu aranmıştır. Buna göre yeni genel şartlarda mevzuatta belirlenen sınırın üzerinde alkol alınması teminat dışı hal olarak belirtilse bile alkolün kazanın oluşumunda münhasıran etkili olması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Eldeki dosyada mahkemece dosyanın trafik bilirkişisine tevdi edilerek 09.03.2022 havale tarihli bilirkişi raporunun alındığı, ... plakalı minibüs sürücüsü ...'in günün her saati araç ve yaya trafiği yönünden yoğun ve dönüş yasağı olan bir alandaki manevrası sırasında diğer yol kullanıcılarının varlığını gözetmeksin hareket ettiği, kontrolsüz bir şekilde dönüşü sırasında sağdan gelen araç olması durumunda kaza olabileceğini öngördüğü halde tecrübesine, şoförlük yeteneğine, yolun boş olacağı ihtimaline, karşı istikametten gelenlerin kendilerini koruma yönünde dikkatli davranacaklarına güvendiği, böyle bir zanla objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi sonucu meydana gelen olayda; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu trafik işaret ve levhalarına uyma zorunluluğu başlıklı 47/1c “Trafik işaret levhaları, cihazları ve yer işaretlemeleri ile belirtilen veya gösterilen hususlara uymak zorundadırlar" maddesindeki kural ve yasakları ihlal ettiği, bu nedenle %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, ... plakalı motosiklet sürücüsü ...'nın kullanılması özel beceri isteyen ve diğer araçlara göre denge kontrolü daha zor olan iki tekerlekli motosikletli ile yerleşim yeri içi seyri sırasında, minibüs sürücüsünün hatalı manevrası sonucu sol tarafından çarparak yere düşmesiyle sonuçlanan olayda, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve aynı kanuna bağlı çıkartılan yönetmelik çerçevesinde herhangi bir ihlal yapmadığı kamera kaydı incelemesinden anlaşılmakla atfı kabil bir kusurunun bulunmadığı görülmüştür. Dosyanın bilahare nöroloji uzmanı Prof. Dr. ...'e tevdi edilerek 13.04.2022 havale tarihli bilirkişi raporunun alındığı, işbu raporda; hastanın dosyası, ekleri, ekte bulunan CD içerisindenki olay yeri fotoğraflarının incelendiği, olay videosunun izlendiği, olay sırasında hastanın muayenesi yapılamadığı ve kendisinin yaralanması olmadığı için adli raporu tutulmadığı için geriye dönük dosya verisinden dolaylı bilgiler eşliğinde değerlendirme yapıldığında; kendi şeridinde sağ şeritte durduğunu, arkadan gelen trafiği kontrol ettiğini ve geçebileceği iki araç arasında harekete başladığı, aracın uzunluğu değerlendirildiğinde geniş açı ile manevra yaptığı, dönüş sonrası (motosiklet ile çarpıştıktan sonra) aracını tekrar sağ şeritte konumlandırarak durdurduğunun görüldüğü, geriye dönük olarak bu görüntülerden hastanın denge - koordinasyon hakimiyetinin bir kazaya neden olmayacak derecede korunmuş olduğu kanaati ile söz konusu kazanın tek başına alkolün etkisiyle olup olmadığının belirlemenin mümkün olmadığının değerlendirildiği, dosya kapsamına göre kazanın salt alkolün etkisiyle gerçekleştiğinin ispatlanamadığı, dolayısıyla teminat dışı halin söz konusu olmadığı ve davacının davalı sigortalıya rücu edemeyeceği sonucuna varılmakla; mahkemece davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamıştır. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 12.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.