Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/5964 E. 2022/1022 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/5964
- Karar No
- 2022/1022
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/134 KARAR NO: 2024/623 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/11/2020 NUMARASI: 2020/94 Esas - 2020/591 Karar DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/04/2024 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili sunmuş olduğu dilekçesinde; Müvekkil ..., ... Limited Şirketi tarafından çekilen ticari kredi sözleşmesine kefil olduğunu, kredi borcunun ... Limited Şirketi tarafından ödenmemesi sebebi ile ve kullanmakta olduğu kredi kartı borcunun ödenmemesinden dolayı müvekkillimin emekli maaşının tamamına bilgisi dışında bloke konulduğunu ve altı aydır emekli maaşının tamamını alamadığını, davalı banka tarafından müvekkilin emekli maaşının tamamına haciz konulmasına ilişkin muvafakat müvekkil ile davalı banka arasında imzalanan kredi sözleşmesi sırasında verildiğini, müvekkilinin şu ana kadar emekli maaşından 12.000 TL civarında para kesildiğini, söz konusu kesilen paranın alınması ve kesintinin kaldırılmasını, davalı banka tarafından yapılan 12.000 TL kesintinin faiziyle iadesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili sunmuş olduğu dilekçesinde; davacının müvekkil banka ile arasında imzalamış olduğu 'Muvafakatname, Taahhütname, Virman, Takas ve Mahsup Talimatı'nın 7. Maddesinde; "Bankadan kullanmış olduğum kredilerin yahut hamili bulunduğum kredi kartı borçlarının ödenmemesi halinde ve sair suretle Bankaya borçlu bulunduğum durumlarda banka tarafından hakkımda başlatılacak icra takiplerinde Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan almakta olduğum gelir, aylık ve ödeneklerin tamamı üzerine haciz uygulanacağını gayri kabil-i rücu olarak kabul, beyan ve taahhüt ederim."dediğini, dolayısıyla kefillik nedeniyle müvekkil bankaya borçlu konumuna gelen davacının bu durumda da emekli maaşının haczedilmesine muvafakati bulunduğunun ortada olduğunu, davacının iş bu kredileri emekli maaşını ... A.Ş' ye taşıması ve emekli maaşının kesintileri ile kredi borcunun ödenmesi karşılığında kullandığını, davacı borçlu bu konuda yani emekli maaşından kredi borçlarının ödenmesine dair bankaya imzalı muvafakat verdiğini, bu muvafakatname genel işlem koşulu niteliğinde olmadığını, davacının bu muvafakatine karşılık olarak kendisine kredi kullandırımı yapıldığını, davacı bu muvafakatı verdiği için kendisine kredi verildiğini, Arz ve izah olunan nedenlerle fazlaya ilişkin ve sair her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Hemen belirtilmelidir ki, davacının bankadan aldığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödememesi halinde sözleşme gereğince kullandırılan kredinin teminatı olarak maaşından kesinti yapılmasını kabul etmesi ve diğer teminat öngören hükümlerin sözleşmeye konulmasına rıza göstermesinin haksız şart olarak kabulü de mümkün değildir. Zira davacı yürürlükteki bu yasaları bilerek sözleşmenin her sayfasını ayrı ayrı imzalamış olup, serbest iradesi ile sözleşme şartlarına uygun olarak kredi borcu taksitlerinin bankadan aldığı maaşından kesilmesi için talimat verdiğine göre artık sözleşmenin söz konusu hükmünün müzakere edilerek kararlaştırılmadığı söylenemez. Davacının banka ile yapmış olduğu 22/03/2017 tarihli muvafakatname, taahhütname virman, takas ve mahsup talimatını ihtirazi kayıt koymadan imzalamış olması ve talimatın 7.maddesindeki açık rıza ile hacze muvafakatinin olması ve uyuşmazlığın sözleşmeye bağlılık ahde vefa ilkesi ile tarafları bağlayan sözleşme hükümleri çerçevesinde incelemesi sonunda, davacının iddia ettiği gibi emekli maaşı hesabında haksız olarak konulmuş bir blokenin olmadığı, emekli maaşı hesabından davalı bankadan alınan krediye müteselsil kefil olduğu, kredinin geri ödemesinin yapıldığı, geri ödemenin bu şeklide yapılmasına ilişkin davacı ile banka arasındaki sözleşmelerin haksız şart içermediği anlaşılmakla davanın reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ..., ... Limited Şirketi tarafından çekilen ticari kredi sözleşmesine kefil olduğunu, kredi borcu ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından ödenmemesi sebebi ile ve kullanmakta olduğu kredi kartı borcunun ödenmemesinden dolayı müvekkilin emekli maaşının tamamına bilgisi dışında bloke konulduğunu ve altı aydır emekli maaşının tamamını alamadığını, buna ilişkin olarak mahkemede açılan dava neticesinde yerel mahkeme; açmış olunan davanın hukuka aykırı olarak reddine karar verdiğini, davalı banka tarafından müvekkilin emekli maaşının tamamına haciz konulmasına ilişkin muvafakat müvekkil ile davalı banka arasında imzalanan kredi sözleşmesi sırasında verildiğini, müvekkilin şu ana kadar emekli maaşından 12.000 TL civarında para kesildiğini, söz konusu kesilen paranın alınması ve kesintinin kaldırılması amacı ile yerel mahkemede dava açılmış ancak mahkeme bu talebi reddettiğini, mahkemenin vermiş olduğu ret kararına ilişkin olarak istinaf kanun yoluna başvurma zarureti hasıl olduğunu, mahkeme tarafından verilen ret kararının kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talep doğrultusunda davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE: Dava; davacının davalı bankadan dava dışı şirketin kullandığı ticari kredi borcuna olan kefaleti ve kullandığı kredi kartı borcunun ödenmemesi nedeniyle davacının maaş hesabından yapılan kesintilerin iadesi ile hesap üzerine konulan blokenin kaldırılması istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinafa konu uyuşmazlık temelde taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükmünce davacının emekli maaşından yapılan bloke/kesinti/takas/virman işleminin hukuka uygun olup olmadığı noktasındadır.Taraflar arasında düzenlenen ticari kredi sözleşmesi ve eklerinden davacının uyuşmazlığa konu kredi sözleşmelerinin düzenlenmesi sırasında davalı banka nezdinde bulunan emekli maaşının yatırıldığı hesaba ilişkin mahsup - takas, virman yapılması hususunda davalı bankaya yazılı yetki ve muvafakat verildiği görülmektedir. Borçlu iktisadi ve sosyal açıdan varlığını sürdürebilmek için şahsi emeğini ortaya koyarak bir gelir elde etmişse bunun üzerine borcun tamamı kadar haciz koymak 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 17. maddesindeki “Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” düzenlemesine aykırılık teşkil edecektir (Yavaş, M.: Maaş ve Ücret Haczi, TBB Dergisi, Sayı 84, 2009, s.94).Nitekim 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 83. maddesi;“Maaşlar, tahsisat ve her nevi ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilâma müstenid olmayan nafakalar, tekaüd maaşları, sigortalar veya tekaüd sandıkları tarafından tahsis edilen iradlar, borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra müdürünce lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra haczolunabilir.Ancak haczolunacak miktar bunların dörtte birinden az olamaz. Birden fazla haciz var ise sıraya konur. Sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez.a) 82 ve 83 üncü maddelerde yazılı mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir.” hükmünü içermektedir.Buna göre maaş veya ücretten borçlunun ve ailesinin geçinmeleri için zorunlu olan miktar icra müdürü tarafından takdir ve tespit edilerek dörtte birinden daha az olmamak kaydıyla kalanı haczedilebilir. Geçim için zorunlu ücret miktarı borçlunun ve ailesinin sosyal, sağlık ve tahsil durumları gibi hâller gözetilerek belirlenmelidir.Borcun ifa edilerek alacaklının tatmini asıl olduğundan, borçlu, malvarlığında ücret olarak yer alan meblağın kanun koyucunun yukarıdaki madde hükmüyle öngördüğünden daha fazlasını kullanarak da borcunu ödemeyi tercih edebilir. Ancak bu hâlde haczedilemezlikten feragate ilişkin önceden yapılan sözleşmelerin geçersiz olduğuna ilişkin 83. maddenin (a) bendi düzenlemesi gözden kaçırılmamalıdır. Önceden feragatin geçersizliğinin nedeni, borçlunun hacizden önceki bir dönemde böyle bir anlaşmanın sonuçlarını ve hacze gelindiğinde kendisine yükleyeceği yükün ağırlığını tahmin edemeyeceğinin varsayılmasıdır. Bu hâlde, borçluyu bizzat kendisine karşı koruma gereği vardır (Kılıçoğlu, E.: İcra Sözleşmeleri, İstanbul 2005, s. 130- atıf yapan; Yavaş; s.106). Ancak haciz veya daha sonraki bir aşamada borçlunun maaş veya ücretinin tamamının haczine olanak sağlayan bir irade açıklamasında bulunulması mümkündür.Ayrıca 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 93'üncü maddesi “Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez.” hükmünü haiz olup, madde hükmü ile emekli maaşlarının devir ve temliki yasaklanmıştır. Bu durumda, emekli maaşı alan sigortalılar tarafından yapılacak olan herhangi bir muvafakat işleminin kanunun emredici hükmü karşısında geçerliliği bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme eki olan "muvafakatname, taahhütname, virman, takas ve mahsup talimatı" hükümleri irdelendiğinde az yukarıda değinildiği gibi davalı bankaya her türlü hesap üzerinde takas, mahsup, rehin ve hapis hakkının verildiği görülmektedir. Davacı tarafından yukarıdaki madde kapsamında davalıya verilen yetkinin İİK’nın 83/a maddesi anlamında geçerli sayılıp sayılmayacağının belirlenmesi gerekir. Söz konusu düzenleme, temerrüde düşen borçlu davacının, davalı nezdindeki maaş hesapları yönünden, henüz hakkında herhangi bir icra takibi yapılıp kesinleşmeksizin verdiği haczedilemezlikten feragat anlamını taşımakla, yukarıda açıklandığı üzere, Kanun’un 83/a maddesinin açık hükmü gereği geçerli kabul edilmemelidir.Davacının takibin kesinleşmesinden sora emekli maaşından virman, mahsup yoluyla borç hesabına para aktarılması yönünde bir talimatın bulunmadığı çekişmesizdir.Bu durumda taraflar arasındaki "muvafakatname, taahhütname, virman, takas ve mahsup talimatı" nın temerrüt hâlinde Banka’ya takas mahsup yetkisi veren hükümleri İİK’nın 83. maddesinin (a) bendi gereğince geçersizdir. Yargıtay 11. HD nin 11/02/2022 tarih ve 2021/5964 E. 2022/1022 K. gerekse YHGK'nun 10.02.2022 tarih ve 2019/11-565 E. 2022/108 K., 24.06.2021 tarih ve 2017/(13)3-1980 E. 2021/829 K. Sayılı ilamlarında da; sözleşmelerin imzalanması sırasında davalı bankaya, anılan sözleşmelerden doğan mevcut ve müstakbel borçların teminatı olarak davacının banka nezdindeki maaş hesaplarından bloke, rehin, hapis, virman ve mahsup işlemleri suretiyle alacağını tahsil yetkisini veren sözleşme hükümleri, İİK’nın 83/a maddesi gereğince geçerli olmadığı kabul edilmiştir. Bu sebeple davalı banka tarafından davacının maaş hesaplarına bloke konulmasının hukukî dayanağı bulunmadığı gibi geçersiz sözleşme hükümlerine dayalı ve İİK’nın 83. maddesine aykırı bir şekilde tahsil edilen meblağın davacıya iadesi gerekir.İDM tarafından hatalı değerlendirme yapılarak ve davacının maaş hesabında yapılan kesintiler belirlenip deliller toplanmadan eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 25/04/2024