Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/45 E. 2021/411 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/45
- Karar No
- 2021/411
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/715 - 2024/1027 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/715 KARAR NO : 2024/1027 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/11/2021 NUMARASI : 2021/45 E. - 2021/411 K. DAVACI VEKİLİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/11/2021 tarih ve 2021/45 Esas - 2021/411 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar... Gıda İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı Şirketin 2019/59614 sayılı ve "Şekil+..." ibareli marka başvurusuna, müvekkiline ait "...” asıl unsurlu markalara dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa tarafların markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, müvekkilinin “...” ibareli markalarının yoğun kullanım sonucunda ayırt edici ve dünya çapında tanınmış hale geldiğini, dava konusu başvurunun tescilinin müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını ve haksız rekabet oluşturacağını ileri sürerek, 2020-M-10093 sayılı YİDK kararının 30. sınıfta yer alan “şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler” ve 35. sınıfta yer alan bu malların satışına ilişkin hizmetler açısından iptali ve 2019/59614 sayılı markanın aynı mal ve hizmetler açısından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, tarafların markaları arasında iltibas koşullarının bulunmadığını, müvekkili markası ile davacı yanın dayanak markalarının birbirlerinden farklı olduklarını, davacının markasının ayırt ediciliği düşük bir ibareden oluştuğunu, Türkçe’de “mükemmel” anlamına gelen “...” ibaresinin davacının tekeline bırakılamayacağını, davacının markasının da “mükemmellik” anlamına gelen zayıf bir sözcük olduğunu, kaldı ki davacı markalarında “...” ibaresinin de yer aldığını, "..." ibaresinin davacının "..." markasından bağımsız bir tanınırlığının söz konusu olmadığını, bu nedenle davacı yanın benzerlik ve haksız rekabete ilişkin itirazlarının dikkate alınmaması gerektiğini, davacının markasının ancak “... ...” şeklinde aranıldığında arama motorlarında çıktığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 30. sınıf "Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler." 35/5.Sınıf: "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)." mal ve hizmetlerinin davacının itirazına mesnet markaları kapsamında yer alan 30. sınıf mallarla aynı ve benzer bulunduğu, her iki taraf markasının hakim unsuru konumunda olan “...” ve “...” ibarelerinin de benzer bulunduğu, anılan ibarelerin gıda sektörü açısından öncül olarak akla gelecek ve kullanılacak sıfatlar arasında olmadığı, kaldı ki dava konusu marka içerisinde “...” ibaresinin kullanım biçiminin de tali nitelikte değil doğrudan esaslı unsur olduğu, bir an için davacı yanın, tali nitelikteki bu gibi ibarelerin kullanımlarının engelleyebilmesi veyahut tali nitelikteki kullanımların, davacı markaları ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmayacağı varsayımında dahi, somut uyuşmazlıkta bu kriterin gerçekleşmediği, davacı yanın gerek “... ...” gerekse de tek başına “...” şeklindeki markalarında, tüketicinin aklında kalan ayırt edici ibarenin “...” sözcüğü olacağı, benzer şekilde dava konusu markada da tüketicinin ilgili mal ve hizmetleri tanıtırken kullanacağı ilk sözcüğün “...” ibaresi olacağı, bu ibarenin marka içerisindeki sair unsurlara nazaran büyük bir şekilde yazıldığı ve markanın tam merkezinde konumlandırılarak tüketiciye karşı bu yönde bir pazarlama stratejisi izlenerek tüketicinin markayı gördüğünde algılayacağı ilk ibarenin bu unsur olmasının istenildiği, hal böyleyken tüketicinin dava konusu edilen mal ve hizmetlerde, daha evvel davacı markalarını gördüğü, deneyimlediği bir durumda, dava konusu marka ile karşı karşıya kalması halinde, bu markayı daha önceki deneyimlediği marka ile karıştırarak tercih etme ihtimali mevcut olabileceği gibi iki ayrı marka karşısında olduğunu algılayabilse dahi bu durumda aynı iktisadi kaynağın markaları ile karşı karşıya olduğu zannına kapılabileceği, nitekim uyuşmazlık konusu çikolata, şekerleme, bisküvi vs. gibi ürünlerin, tüketicilerin genellikle çok dikkat sarf etmeksizin satın aldığı ürünler oldukları, yan yana ve birbirine benzer şekilde ambalajlı olarak satışa konu edildiği gözetildiğinde, işaretler arasındaki farklılık düzeyinin çok daha belirgin olması gerektiği, dava konusu markada ise başkaca ek ve güçlü bir ayırt edici unsurun ön plana çıkartılmadığı, dolayısıyla taraf markaları arasındaki farklılıkların işaretlerin somut olarak birbirlerinden ayrılmaları için yeterli olmayacağı, bu durumun ise taraf markalarını taşıyan işaretlerin karıştırılması sonucunu doğurabileceği,,davacı yanın işlem ve dava dosyasına sunduğu benzer içerikteki delillerden davacının uzun yıllardır “...” markası ile “çikolata” ürünlerinde ciddi bir pazar payına sahip olduğu, bu markayı taşıyan ürünlerin satışını, reklam ve tanıtım çalışmalarını yoğun olarak gerçekleştirdiği, bu sayede ilgili pazarda bilinmesinin yanı sıra geniş tüketici kitlelerine de ulaştığı, uzun yıllardan beri bu markayı taşıyan ürün satışlarını gerçekleştirdiği, markasını korumak adına ciddi yatırımlarda bulunduğu gibi hukuki süreçler de gerçekleştirdiği, davacının “çikolata” ürünleri açısından yoğun kullanım sonucunda “...” markasını, “...” çatı markası ile birlikte ve bu markadan bağımsız olarak da belli bir bilinirlik elde etmesini sağladığı, dolayısıyla ilgili ürünler açısından da taraf markaları arasındaki benzerlikte davacı markalarının bu bilinirliğinin karıştırılma ihtimalini kuvvetlendirecek bir sonuç meydana getirebileceği, dava konusu markanın tescilinin, davacı markalarının elde ettiği bu bilinilirliği zayıflatabileceği ve haksız menfaat temini sonucu doğurabileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 30. sınıf "Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler." 35/5.Sınıf: "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)." mal ve hizmetleri bakımından 2020-M-10093 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2019/59614 sayılı markanın sayılan mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ...vekili, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalarının kavramsal, görsel olarak bıraktıkları toplu intiba yönünden birbirlerinden farklı olduklarını, dava konusu başvurunun "..." ibareleri ile şekil unsurundan oluştuğunu, davacının markalarının da "..." asıl unsuru ile birlikte kullanıldığını, somut olayda SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların da oluşmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalarının bütünsel olarak birbirlerinden farklı olduklarını, davacının "..." ibareli markasının ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, "mükemmel" anlamına gelen anlan ibarenin ticaret hayatında yaygın olarak kullanıldığını, davacının "..." markalarının tanınmış olduğunu, "..." markalarının tanınmış olmadığını, ayrıca anılan ibarenin "..." markasından bağımsız olarak da kullanılmadığını, dava konusu başvuruda yer alan diğer unsurların başvuruyu davacı markalarından farklılaştırdığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu " ..." asıl unsurlu başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında uyuşmazlık konusu mal ve hizmetler bakımından, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, her ne kadar dava konusu başvuru sahibi davalı tarafça "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu savunulmuş ise de tescilli olduğu sürece bu ibarenin korunmasının gerektiği gibi mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davacının yoğun kullanımı ile "..." ibaresinin çikolata mallarında ayırt edici hale geldiği, dava konusu başvuruda yer alan diğer kelime unsuru ve şekil unsurunun yeterli ayırt ediciliği Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10.06.2019 tarih, 2018/2692 esas, 2019/4233 karar sayılı kararında da "..." ibaresi korunarak, "..." ibareli başvurunun, davacının "..." ibareli markaları ile benzer kabul edildiği hususları gözetildiğinde bu savunmaya itibar edilemeyeceği, , yine mahkemece alınan bilirkişi raporunda ifade edildiği üzere davacının "..." markasının çikolata mallarında tanınmış hale geldiği, bu itibarla ilk derece mahkemesince SMK'nın 6/5 maddesindeki koşullarının da oluştuğu kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17.03.2022 tarih, 2020/7635 esas, 2022/2068 karar sayılı kararının da aynı yönde olduğu anlaşılmakla, davalılar... Gıda İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile ... vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar... Gıda İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca davalılardan ayrı ayrı alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 346,90-TL bakiye harcın davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 31/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/06/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.