Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/321 E. 2022/155 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/321
- Karar No
- 2022/155
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1896 - 2024/2122 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1896 KARAR NO : 2024/2122 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/05/2022 NUMARASI : 2021/321 E. - 2022/155 K. DAVACI VEKİLİ DAVALI DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/05/2022 tarih ve 2021/321 E. - 2022/155 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili Şirketin "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin bu markalar ile karıştırılma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı Kuruma başvurduğunu, 2020/44532 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin "..." ibareli markaları ile dava konusu başvuru arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin çok sayıdaki "..." markalarının seri marka niteliğini haiz olduğunu, davalının tescil ettirmek istediği "..." ibareli markanın, müvekkili markalarının devamı niteliğinde olduğu imajını verdiğini, dava konusu başvuruda geçen "..." ibaresinin tasviri/tanımlayıcı bir ibare olduğunu ve ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ayrıca genel görünümleri itibariyle benzer markalar olduğunu ve aynı/aynı tür mallarda kullanılacağını, bu durumun markalar arasında karıştırılma ihtimalini doğuracağını, "..." ibaresinin gıda sektöründe müvekkili ile özdeşleştiğini ve tanınmış hale geldiğini, bu tanınmışlığın davalı Kurum tarafından da kabul edildiğini, bu nedenle de dava konusu başvurunun reddinin gerektiğini, "..." ibaresinin müvekkilinin ticaret unvanında da yer almasının da bir tescil engeli oluşturduğunu, davalının, müvekkilinin tanınmış markalarının ününden haksız bir biçimde faydalanmak amacıyla dava konusu başvuruyu yapmasının, kötü niyetin açık bir tezahürü olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-7959 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, karşılaştırılan markaların/işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirleriyle benzer olmadığı, dava konusu başvuru kapsamında yer alan tüm mallar yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, ancak belirtildiği üzere işaret benzerliği koşulu gerçekleşmediğinden, markalar arasında, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacının önceki kullanıma dayalı hak, tanınmışlık ve ticaret unvanından doğan hak iddialarının, davalının başvurusunun tesciline engel olmayacağı, davacının kötü niyet iddialarının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvuru kapsamında yer alan mallarla, müvekkili markalarının kapsamlarında yer alan mallar arasında aynılık/benzerlik bulunduğunu, bu hususun mahkemenin de kabulünde olduğunu, emtia benzerliği ve özellikle de müvekkili markalarının tanınmışlığı dikkate alınarak, SMK'nın 6/1 maddesinde yer alan diğer koşul olan marka işaretlerinin benzerliği değerlendirmesinin daha özenle yapılması gerektiğini, taraf markalarının benzerliği yönünden mahkemece yapılan değerlendirmenin yerinde olmadığını, müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında görsel, işitsel, kavramsal yönden ve genel izlenim itibariyle benzerlik bulunduğunu, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu ve bu yönden de davalı başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğini, SMK'nın 6/3 ve 6/6 maddeleri kapsamında da müvekkili taleplerinin haklı bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira başvuruda yer alan "..." ibaresinin öne çıkarılmadığı ve bir bütün olarak "..." ibaresine yer verildiği, kelimelerin hecelerine bölünerek iltibas değerlendirmesi de yapılamayacağı, marka işaretleri arasında benzerlik görülmediğinden, SMK'nın 6/3, 6/5 ve 6/6 maddesi koşullarının da somut olayda gerçekleşmediği, başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/01/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.