Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/2828 E. 2023/1811 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/2828
- Karar No
- 2023/1811
- Karar Tarihi
T.C. BURSA BAM 7. HUKUK DAİRESİ T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A 7. HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : KARAR NO :
BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : KARAR NO : KARAR TARİHİ : 12/07/2021 İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : 10/09/2021- DAVACI : . DAVALI : .... DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit B.A.M. KARAR TARİHİ : 07/12/2023 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/12/2023 Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilinin tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında satış ve hizmet sözleşmesi yapıldığını, VDF- Araç içi kamera ve takip cihazı (2 adet) satın alındığını, malların ayıplı olduğunu, araçların kaç kilometre yol gittiğini doğru şekilde göstermediğini, iade alınmasını davalıdan istemesine rağmen almadıklarını beyanla ayıplı malların iadesini, sözleşmenin feshini ve 606,00.-TL ödemenin iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, mobil DVR sisteminin teknik özelliklerinde ve tanıtımında hassas km takibine dayanan özellik bulunmadığını, dolayısıyla ayıplı olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davalı şirket sözleşmenin tarafı olmadığından fesih isteminin reddine, davalı tarafından sistem keşif gün ve saatinde aktif hale getirilerek düzgün çalıştığı ve ayıplı olmadığı hususu ispatlanamadığından, 2 adet araç içi ve takip cihazlarının bütün parçalarıyla davacıdan alınarak davalıya teslimine, 606,00.-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, taraflar arasında sözleşme düzenlendiğini, davalı ile Vodafone arasında ticari faaliyet bulunduğunu, sözleşmenin asli unsuru olan aracın konumu, kontak açıp kapatması ve kilometre hesaplanmaması sebebiyle sözleşmenin feshinin talep edildiğini, davacı beklenen faydayı göremeyince, yasal hakkını kullanıp ödeme yapmadığını beyanla kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, sözleşmeye konu sistemin özellikleri arasında km hesaplama hizmeti yer almadığını, mobil DVR sistemi gerek ticari hayatta gerekse normal hayatta oldukça sık kullanılan bir takip sistemi olduğunu, DVR yazılımının bir araç ve nesne takip sistemi kapsamında yer aldığını, davacı tarafa farklı bir özellik kapsamında hizmet verme gibi bir taahhüdü bulunmadığını, mobil DVR sisteminde uzaktan kilometre hesaplama gibi bir özellik bulunmadığından davacının sevkiyat yapan araçlarının kaç kilometre yaptığını yanlış hesaplamasının mümkün olmadığını ve davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, ayıp nedeniyle sözleşmenin feshi ve ödemenin iadesi istemine ilişkindir. Somut olayda, davacı şirketin, davalı şirketten iki adet VDF-araç içi kamera ve takip cihazı satın aldığını, bu cihaz ile telefon, kamera gibi dijital aletler ile takip yapıldığı gibi aracın kaç kilometre yol gidildiğini kaydettiğini, aracın gittiği kilometrenin düzgün şekilde kayıt edilmediğini, sözleşmede yer alan amaca yönelik hizmet veremediğini, iade etmek üzere başvurduğunu iddia etmiş, davalı ise mobil DVR sisteminin teknik özelliklerinde ve tanıtımında hassas kilometre takibine dayanan özellik bulunmadığını, böyle bir taahhüt olmadığını savunmuştur. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, raporda, sözleşmede belirtilen mobil DVR cihazının, yalnızca kamera görüntülerinin mobil şebeke üzerinden takip etmeye yarayan sistem olmadığı, bu özelliklerin yanında araçların hız, kontak ve konum bilgisini anlık olarak sunuculara göndererek takip edilmesini, kontak açık/kapalı bilgisinin, konum bilgilerinin takip edilmesini ve raporlanmasını sağladığını, cihazın araç koltuğunun altına monte edildiği, kameraların ise aracın ön camını sağına ve soluna monte edildiği, cihazının enerji bağlantısının araç kontağına bağlantılı olarak yapıldığı, araç kontağı açıldığında mobil DVR cihazına enerji gelerek iki kameradan oluşan sistem çalışmakta ve görüntü kayıtlarının cep telefonu ile mobil şebeke üzerinden takibinin sağlanabildiği, araç kontağı kapatıldığında ise cihaza enerji gelmediği, araç kontağının kapalı olduğu anlarda cep telefonu ile görüntü kayıtlarını izleyemediği, araç aküsü üzerinden 12 volt DC direk olarak beslenmesi ve bu sayede cihazın kontak kapatılması ve güç kesilmesi durumunda akü destekli kayıt devam fonksiyonunu destekler yapıda olması gerektiği, montaj sırasında hatalı işlem yapıldığı, bu durumun cihazdan beklenen faydayı azaltan nitelikte olduğu, bağlantı hatasının giderilmesi ile sorunun ortadan kaldırılabileceği ve davacının cep telefonunda kurulu olan trio mobil uygulamasının aktif olarak çalışmadığı, bu nedenle aracın aldığı kilometrenin düzgün şekilde kayıt edilip edilemediğinin tespit edilemediği, bunun sebebinin ise sistemin çalışmasını sağlayan Vodafone firmasına ait sim kart aracılığıyla sunulan internet hizmetinin, davalı firma tarafından sunulan sunucu ve yazılım hizmetinin sunulmaması olduğu tespit edilmiştir. Mahkemeler, önlerine gelen uyuşmazlığı, tarafların sulh olması, davadan feragat edilmesi, davanın kabul edilmesi, yahut geri alınması gibi istisnalar dışında, esas hakkında verecekleri nihaî kararla çözerler. Mahkemenin verdiği her karar, prensip olarak onun, önüne gelen somut uyuşmazlık hakkında, "Anayasa, kanunlar ve hukuk" çerçevesindeki vicdani kanaatini ifade eder. Bu vicdani kanaatin, söz konusu çerçeveye uygunluğu ise kararın gerekçesiyle ortaya konulur. Bundan dolayıdır ki, Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmak zorundadır. Bu çerçevede yargısal karar, mahkemenin önüne gelen uyuşmazlık hakkında açıkladığı kanaatinden ibarettir. Diğer bir ifadeyle yargısal karar, mahkemenin somut bir hukukî soruna ilişkin kanaat açıklamasıdır. Yargısal karar olarak nitelendirdiğimiz bu kanaat açıklaması, muhatapları açısından bağlayıcı sonuçlar doğurur. Öyle ki, kararın gereğinin muhatabı tarafından yerine getirilmemesi hâlinde, eda hükmü içerenlerin ilâmlı icra yoluyla (zorla) yerine getirilmesi mümkündür (Pekcanıtez, Hakan, Medeni Usûl Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s.1967). Bu açıklamalardan yola çıkıldığında, hüküm, hâkimin dava yolu ile önüne getirilen uyuşmazlıkla ilgili yaptığı yargılama faaliyeti sonucunda verdiği, davayı esastan çözen, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sonlandıran karar olarak tanımlanabilir. Nitekim 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 294. maddesinin 1. fıkrasında, "Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihaî kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihaî karar, hükümdür." şeklinde esasa dair, uyuşmazlığı çözen mahkeme kararının hüküm olduğu yönünde düzenleme yapılmıştır. Hüküm vermeden önceki yargılama aşamasında hâkim, somut olaya uygulanacak bir hukuk kuralı bulunup bulunmadığını öncelikle araştırır ve tespit eder. İkinci olarak soyut hukuk kuralındaki şartların somut olayda bulunup bulunmadığını inceler; ileri sürülen iddiaların ve savunmanın ispat edilip edilmediğini araştırır. Hâkimin bu görevi delillerin toplanması ve değerlendirilmesi ile gerçekleşir. Son aşamada ise hâkim yaptığı yargılama faaliyeti sonucunda objektif hukuk kuralını somut olaya uygulayarak uyuşmazlığın esası ile ilgili kararını verir (Yargıtay HGK 12/10/2021 tarih 2018(22)9-591- 2021/1202 s.k). Davalı vekili cevap dilekçesinin ekinde, " Vodafone İş Ortağım DVR Kampanyası (24 Ay)" isimli sözleşmenin imzalanarak davacıya ait araçlarda kullanılması amacıyla mobil DVR sistemi satıldığını kabul etmiş, dilekçe ekinde sözleşmenin bir örneğini dosyaya ibraz etmiştir. Bu nedenle mahkemenin, sözleşmenin dava dışı Vodafone bayisi ile imzalandığı, davalının sözleşmenin tarafı olmadığına dair kabulü dosya kapsamına göre doğru görülmemiştir Öte yandan mahkemece sözleşmenin feshi talebi reddedilmesine rağmen araç içi ve takip cihazlarının davalıya teslimine ve ödenen bedelin davacıya iadesine karar verilerek kararda çelişki yaratıldığı, sözleşme konusu eşyaları iade edip ödenen bedelin davacıya iadesine karar verdikten sonra bir de davalı vekili lehine 5.500.86.-TL vekalet ücretine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından davacı vekilinin istinaf nedenleri yerindedir. HMK nun 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece tarafların iddia ve savunmaları okunarak, toplanan deliller ile bir bütün halinde değerlendirme yapılmadan verilen karar usul ve yasaya uygun olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK nun 353/1.a.6 hükmü uyarınca kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/07/2021 tarih... sayılı kararının KALDIRILMASINA, Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-İstinaf başvurusu aşamasında davacı tarafından yatırılan karar ve ilam harcının yatırana iadesine, 3-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere 07/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
... Başkan ... E-İmzalıdır. ... Üye ... E-İmzalıdır. ... Üye ... E-İmzalıdır. ... Katip ... E-İmzalıdır.