Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/230 E. 2022/90 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/230
Karar No
2022/90
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1702 - 2024/1833 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1702 KARAR NO : 2024/1833 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/03/2022 NUMARASI : 2021/230 E. - 2022/90 K. DAVACI VEKİLLERİ DAVALI DAVANIN KONUSU : Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/03/2022 tarih ve 2021/230 Esas - 2022/90 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şirketin 2020/29763 başvuru numaralı "..." ibareli markanın 03. ve 05. sınıflarda tescili için davalı ... başvurduğunu, müvekkilinin "..." ibareli markalarını mesnet göstererek başvuruya yaptıkları itirazın davalı kurum Markalar Dairesi Başkanlığı kararıyla reddedildiğini, bu karara yaptıkları itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararıyla nihai olarak reddedilmiş olduğunu, oysa davalı markasının müvekkilinin itiraza mesnet markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzediğini, dava konusu markanın müvekkili markalarının tescilli olduğu 03 ve 05. sınıf mallarda tescilinin talep edildiğini, hem sınıfsal benzerlik şartının hem de marka benzerliği şartını sağlandığını, davacının "..." kök markasını ve "..." ibaresini haiz seri markalarının tüketiciler nezdinde tanınmış olduğunu, davaya konu başvurunun davacının oluşturduğu bu haklı güven duygusundan haksız ve kötü niyetli bir şekilde yararlanmayı amaçladığını, dava konusu markaya eklenen ufak eklemelerin de "..." esas unsurunun anlamını destekleyecek ibarelerden olduğunu müvekkilinin "..." markasının "sinek kovucu losyon" ürününde yüksek seviyede tanınmış olduğunu, birçok zincir markette ve kozmetik mağazalarında satıldığını ileri sürerek, 2021-M-2216 sayılı YİDK kararının iptaline ve başvurunun tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davaya konu marka kapsamındaki 03 ve 05. sınıf malların davacının mesnet markalarının kapsamındaki mal ve hizmetlerle benzer olduğu; markalarda müşterek olarak bulunan "..." kelimesinin Fransızca'dan dilimize geçtiğini, "savunma/koruma/korunma" gibi anlamlara geldiğini ve yaygın kullanımı olan bir kelime olduğu, markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı hususunda değerlendirme yapılırken, markalarda müşterek olan unsurların, davaya konu mal veya hizmetler bakımından ayırt ediciliği düşük zayıf bir unsur olup olmadığının dikkate alınması gerektiği, zayıf markaların koruma kapsamı değerlendirilirken iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklikle dahi bertaraf edilebileceğinin göz önüne alınması gerektiği; davaya konu 03 ve 05. sınıfta yer alan emtiaların genel olarak temizlik, parfümeri, sağlık, bakım ve koruma, ilaç, tıbbi ve veterinerlik amaçlı muhtelif ürünler, vücut ve diş sağlığı için ürünler, hijyen ürünleri, haşere kovucu ürünler, dezenfektanlar gibi ürünlere ilişkin olduğu, bu emtiaların kullanım amacı, niteliği nazara alındığında; "kirden koruma, kötü kokudan koruma, hastalıktan koruma, eskimeden ve yıpranmadan koruma, zararlı hayvan etkilerinden koruma, enfeksiyondan korunma vb." gibi amaçlara dayalı olarak piyasada kullanıldıkları, buna göre, "savunma/koruma/korunma" gibi anlamlara gelen "..." kelimesinin, hemen ve ilk bakışta bu emtiaları tanımlamasa bile bu emtiaların kullanım amaçlarına çağrışımda bulunması nedeniyle ayırt ediciliği düşük zayıf karakterli bir kelime olarak kabul edilmesinin gerektiği, davaya konu "..." markası ile davacıya ait "..." esas unsurlu markalar arasında müşterek olarak bulunan "..." kelimesinin, davaya konu emtialar bakımından ayırt ediciliği düşük zayıf karakterli bir ibare olması nedeniyle, salt bu kelimenin markalar arasında müşterek olarak bulunmasından kaynaklı olarak ilgili tüketici kesiminin dava konusu markayı davacıya ait markalarla bağdaştırmayacağı, dava konusu markada "..." kelimesinin hemen yanına eklenen "..." kelimesi ile birlikte dava konusu markanın bir bütün halinde genel görünüm olarak "..." şeklinde farklı bir marka olarak algılayabileceği gibi, marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, aksi düşüncenin, ilgili sektörde tasviri olarak kullanım ağına sahip bir kelimenin markalar arasında müşterek olarak bulunmasından kaynaklı olarak salt o kelimeyi daha önce tescil ettiren kimse lehine o kelimenin içinde geçtiği sair unsurlu markalar üzerinde tekel hakkı tanıyacağı, böyle bir durumun serbest işleyen piyasa ekonomisini bozucu nitelikte olacağı ve haksız rekabet meydana getireceği, SMK'nın 6/1. maddesi hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, nitekim benzer bir uyuşmazlıkta, Dairemizin 23.09.2021 tarih ve 2020/127 E.-2021/1129 K. sayılı kararında "..." markası ile "..." markaları arasında 5. sınıfta yer alan emtialar bakımından iltibas tehlikesi bulunmadığı kanaatine varıldığı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E. - 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmediği, dava konusu marka tescil edilmediğinden, hükümsüzlük davasında ileri sürülen tanınmışlık gerekçesinin tartışılmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle, YİDK kararının iptali isteminin reddine, dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markaları arasında sınıfsal benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin markasının perakende satış noktalarında, marketlerde sinek kovucu losyon ve vücut spreyi ürünlerinin satıldığını, bu nedenle iltibas değerlendirmesinde ortalama tüketici kitlesinin dikkate alınması gerektiğini, taraf markalarınını karıştırılması ihtimali bulunduğunu, başvurunun seri marka algısı oluşturacağını, müvekkili markasının esas unsurunu aynen içerdiğini, bir an için ... ibaresinin zayıf olduğu kabul edilse bile, ortak olmayan unsurların benzerliğe ve marka bütününe olan etkisinin her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesinin gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şirketin, "..." ibaresinin, 03 ve 05. sınıf mallarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak iltibas iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, YİDK'nın 2021-M-2216 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 10.07.2021 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 10.09.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru kapsamındaki 03 ve 05. sınıf mallar, davacının itiraza mesnet markaları kapsamındaki emtia ile aynı/aynı tür olduğundan, taraf markaları arasında emtia benzerliğinin gerçekleştiği anlaşılmıştır. İşaret benzerliğine gelince; dava konusu başvuru standart harflerle ve birleşik olarak yazılmış "..." ibaresinden oluşmakta olup, tüketiciler tarafından "defansa ..." tarafından okunup algılanacak başvurunun esas unsuru "..." ibaresidir. Davacının itiraza mesnet markaları da "..." asıl unsurludur. Bu durumda, taraf markaları arasında "..." ibaresini ortak olarak içermelerinden dolayı yüksek düzeyde benzerlik bulunup, başvurudaki "..." ibaresi de "..." ibaresine vurgu yapmakta, başvuruda ayırt ediciliği sağlayacak başkaca bir unsur yer almamaktadır. Somut uyuşmazlıkta "..." ibaresinin ayırt ediciliği çekişmeli mal ve hizmetlerde düşük ise de, başvuruda yer alan "..." ibaresi, dava konusu markayı davacının itiraza mesnet markalarından yeterince uzaklaştırmamıştır. Başvuruyu gören tüketicilerin bunun davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabilmesi mümkün olmayıp, başvurunun davacı markalarının serisi gibi algılanma ihtimali bulunmaktadır. Bu hale göre, işaret benzerliği de gerçekleştiğinden, Dairemizce, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu sonucuna ulaşılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir. Ayrıca, her marka başvurusunun kendi şartları içinde değerlendirilmesi gerekmekte olup, bu nedenle "..." ibareli marka başvurusu, somut uyuşmazlıktaki "..." ibareli marka başvurusu yönünden emsal kabul edilmemiştir. Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunması nedeniyle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 16/03/2022 gün ve 2021/230 Esas - 2022/90 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-YİDK kararının iptali istemli davanın KABULÜ ile; YİDK'nın 2021-M-2216 sayılı kararının İPTALİNE, 3-Dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden, hükümsüzlük talebi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.950,00 TL bilirkişi ücreti, 203,50 TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 159,00 TL tebligat masrafı, 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.533,20 TL yargılama giderine, 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.651,80 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 9-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/11/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 15/12/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/230, K. 2022/90, T. 10.09.2021, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-230-e-2022-90-k-aaec79303031