Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/2 E. 2021/51 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/2
Karar No
2021/51
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2021/849 KARAR NO : 2024/196 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10.03.2021 NUMARASI : 2021/2 E. 2021/51 K. DAVANIN KONUSU : Markaya Tecavüzün Tespiti ve Önlenmesi KARAR TARİHİ : 31.01.2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 31.01.2024 İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 10.03.2021 tarih 2021/2 E. 2021/51 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davacıların 1985 yılından beri kendi geliştirdikleri ve dünyanın bir çok ülkesinde kabul gören metotlarla dünya çapında 35 ülkede 90'ın üzerindeki franchiseları aracılığıyla ingilizce eğitim verdiklerini, davacıları olan şirketlerin zamanla öğretim materyallerini geliştirip ayrıcalıklı eğitim metotlarını kullanarak öğretmenler yetiştirmeye başladıklarını hedef kitlelerini 3 aylık bebeklerden 19 yaşındaki gençlere kadar genişlettiklerini, 30 yılı aşkın bir süredir dil bilimci ve eğitimci olan müvekkil şirketlerinin kurucusunun ilham veren yenilikçi vizyonu sayesinde dünyanın çeşitli ülkelerinde 2 milyon genç ve çocuğa İngilizce konuşmayı öğrettiklerini, 2013 yılında Türkiye pazarına giriş yapan ...'nin halihazırda Türkiye'de aktif olarak faaliyet gösteren 25 eğitim kurumu bulunduğunu, bu kapsamda 30 Haziren 2013 tarihinde ... ile ... ... A.ş. ("...") arasında bir ana franchise sözleşmesi imzalandığını ve başta İzmir, İstanbul ve Ankara olmak üzere ... ile franchise sözleşmesi akdeden şirketler aracılığıyla bayilikler kurulduğunu, ancak ...'nın ana franchise sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve sözleşmenin feshine neden olan ağır ihlaller gerçekleştirdiğini, özellikle akdettiği franshise sözleşmelerinden doğan yükümlülüklerini ihlal edip, gerekli denetimleri yapmadığını, ...'ye karşı olan bilgilendirme yükümlülüğü ile mali hedef ve yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve hatta ana franchise sözleşmesinde belirlenen kıstaslar çerçevesinde alt-franchise olabilecek yeterlilikte ve özellikte olmaya kişilere haksızca franchise hakkı tanıdıklarını, bahse konu ihlaller sebebiyle ana franchise sözleşmesinin haklı nedenle feshedilebileceği hakkında defalarca kez ihtar edildiğini, bu ihtarların başlangıcının ise 2015 yılına dayandığını, ...'nın ise bu uyarıların hiçbirini dikkate almadığını, sözleşmesel yükümlülüklerini ihlal etmeye devam ettiğini, ...'nın tutumunda bir değişme gözlemlemeyen ...'isi ana franchise sözleşmesini haklı nedenle feshetme kararı aldığını, bu kapsamda ...'ya defalarca fesih bildirimlerinde bulunulduğu ancak bu fesih bildirimlerini hiçbirisinin dikkate alınmadığını, ...'nın bu fesih bildirimlerine cevaben yükümlülüklerini yerine getireceğini, bu kapsamda faaliyet planları hazırlayarak bunlara uyacağını vadettiğini ve ...'nin onayını dahi beklemeden sanki fesih bildirimlerinden haberdar değilmişçesine faaliyetlerine devam ettiğini, bu zorlu süreçte ...'nin iyi niyetini koruduğunu ve yapıcı taraf olmayı tercih ettiğini, ... ile aralarındaki ticari ilişkiyi korumak adına ona vaatlerini yerine getirmesi için süre tanığını, ancak ...'nın bu vaatlerini yerine getirmediğini, ...'nın verdiği bu güvensizlik ve sergilediği basiretsiz hareketler sebebiyle ana franchise sözleşmesinin sona erme tarihi olan 30 Haziran 2017 tarihinde sözleşmenin yenilenmediğini ve ... ile ... arasındaki sözleşmesel ilişkinin kendiliğinden sona erdiğini, bu durumun ...'Ya yapılan 22 Ocak 2018 tarihli bildirimde de açıkça belirtildiğini, buna bağlı olarak ...'nin ... ile franchise sözleşmesi imzalayan alt-franchiselarla yaptığı e-posta yazışmaları ve yazılı bildirimler yoluyla alt-franchise hakkı sahiplerine ... ile imzalanan ana franchise sözleşmesinin 30 Haziren 2017 tarihinde sona ermesi sebebiyle ... ile aralarında imzalanan franchise sözleşmelerinin aynı tarihte sona erdiğini bildirmiş ve ... alt-franchise alanı olarak tüm faaliyetlerini durdurmalarının ihtar edildiğini, bu bildirime rağmen ... adı altında faaliyet gösteren davalı ... Sanayi ve Ticaret L.Ş'nin (Davalı) de aralarında bulunduğu dört alt-franchisenin ... markası, materyalleri ve yöntemlerini kullanarak faaliyetlerine devam ettiklerini, davalının müvekkkil şirketlerden ... adına tescilli markaları haksız yere kullanmakta ve ... marka hakkına tecavüz ettiklerini, davalının alt-franchise sözleşmesinin ve bu sözleşmeden doğan haklarının sona erdiğini bilmesine rağmen bir yılı aşkın bir süredir ... markasını, logosunu ve ürünlerini kullanmaya devam etmekte ve hem sosyal medya aracılığıyla çeşitli platformlarda hem de işletmesinde kullandığı tabela ve işaretlerle işletmesini ... tesisi gibi göstererek yeni öğrenci kayıtlarının başladığını duyurarak haksız kazanç elde ettiğini, bu nedenlerle maddi ve manevi tazminat talep etme hakları saklı kalmak kaydıyla teminat alınmaksızın, yargılama süresince tecavüzü oluşturan ürün ve işaretlerin toplatılarak muhafaza edilmesine yönelik el koyma kararı verilmesine, tecavüzü oluşturan internet ortamındaki tüm kullanımların yasaklanmasına ve bu paylaşımların internet ortamından kaldırılmasına, ... adına tescilli markalardan doğan mülkiyet hakkında yönelik davalı tarafından yapılan tecavüzün tespit edilmesi ve tecavüzün durdurulmasına ve tecavüzün tespitne ilişkin kararın ilan edilmesine, tecavüzü oluşturan ürün ve işaretler üzerinde ... adına mülkiyet hakkı tanınmasına ve ...'e teslimine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davalının ... Ltd. Şti. İle 06.06.2014 tarihinde imzalamış olduğu İş Yeri Devir Sözleşmesi ile ... Ltd. Şti.’ye ait ... ... Şubesini, ...'dan edinilen franchise hakkını, bu hakka ait imtiyazları, şubeye ait milli eğitim ruhsatlarını tüm demirbaş ve eğitim malzemelerini devraldığını, iş bu devir işlemini davacılara da bildirdiğini, davacıların devir tarihi itibariyle franchise ilişkilerine davalı ile birlikte devam ettiklerini, davalının devralmış olduğu iş yeri ile davacıların İzmir Bölgesi ana bayisi ... ... A.Ş. 15.02.2011 tarihinde Eğitim Merkezi Franchise Sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşmenin 4 yıl süreli olarak imzalanmasıyla birlikte 4 yılın sonunda davalı müvekkili ve davalıların ana bayisi ... ... A.Ş. arasında imzalanan 15.02.2015 tarihli Öğrenim Merkezi İmtiyaz Sözleşmesi Süre Uzatımı Sözleşmesi ile sözleşme süresinin 14.02.2019 tarihine kadar uzatıldığını, iş bu sözleşmelerin imza tarihinde davacılar ve ... ... A.Ş. arasındaki sözleşmenin yürürlükte olduğunu, yapılan sözleşmelerin davalılar tarafından da bilindiğini, davacıların dava dilekçesinde hem ... ... A.Ş. İle aralarındaki sözleşmenin 30.06.2017 tarihinde sona erdiğini ve bu tarihten sonra yenilenmediğini hem de sözleşmeyi 26.06.2016 tarihi saat 11:59 itibariyle sona erdirdiklerini iddia etiğini, davacıların iş bu beyanlarının dahi kendi arasında çelişmekte olduğunu, iş bu sözleşmenin fesih tarihininde kendileri tarafından dahi net olarak bilinmemekte olduğunu, davacıların ... A.Ş. İle yapılan ana franchise sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle alt franchise sözleşmelerinin de kendiliğinden sona ereceğini iddia ettiğini, iş bu iddianın kabulünün hiç bir surette mümkün olmadığını, aksi halde alt franchise sözleşmesi imzalayacak olan tüm gerçek ve tüzel kişilerin sözleşmenin imzalanma tarihinde ana franchise yetkili olan gerçek veya tüzel kişinin ana sözleşmesinin her an feshedilmesi ve sözleşmeler uyarınca ödemiş olduğu bedellerin karşılıksız kalması tehlikesi ile karşı karşıya kalacağını, dava konusu olayda da davalı müvekkil ... A.Ş.'nin ana franchise yetkilisi olduğu dönemde alt franchise sözleşmesi imzaladığını ve tüm sözleşme bedelini ödediğini, davacının iddia ve taleplerinin kabulü halinde davalının 14.02.2019 tarihine kadar kullanmak üzere ödemiş olduğu franchise bedeli karşılıksız kalacağını, bu durumun kanuna ve hukuk mantığına aykırı olduğunu, bu hususla birlikte davacıların davalı ile yapmış oldukları tüm görüşmelerde ... ... A.ş. ile yapılan sözleşmenin süresi boyunca sözleşmenin geçerli olduğunu, sözleşme süresince sözleşmede belirtilen yetkilerin davalı tarafından kullanılabileceğini beyan ve kabul ettiklerini, tüm bu hususlar karşısında davacıların tüm iddia ve talepleri Türk Medeni Kanunu uyarınca hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, korunmasının mümkün olmadığını, iş bu nedenle haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini, öncelikle davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dosya kapsamında davalı ana Franchise sahibi ... firması ile alt franchise antlaşması imzaladığı, 15/02/2015 tarihinde bu sözleşmenin 4 yıl süre ile yenilendiği, davacı 30/06/2017 yılında ana franchise sahibi ... firması ile arasındaki sözleşmeyi feshettiği, davalıya bu durumun 22/01/2018 ve 22/03/2018 tarihli noter ihtarı ile bildirildiği, davalıya sözleşmenin sona erdiği ve kullanımlara son vermesi istenildiği, davalının 04/08/2018 tarihli noter tespiti ile kullanıma devam ettiği, davacının da 20/09/2018 tarihinde davasını açtığının anlaşıldığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/9219 E - 2018/5071 K ve 17.07.2018 tarihli ilamında da belirttiği üzere; bilindiği üzere, iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan birinin fesih iradesi karşı tarafa ulaştıktan sonra, karşı taraf, artık sözleşmeye dayalı olarak aynen ifayı talep edemeyeceği gibi doğrudan sözleşme ile kendisine tanınmış bulunan bir hakkı, sözleşme halen yürürlükte imişcesine kullanma olanağına sahip değildir (Y.11 HD. 15.02.2017 tarih ve Esas 2015/12426 - Karar 2017/843 sayılı kararının gerekçesinden). Bu anlamda, sözleşmenin feshinin ileriye etkili yahut geriye etkili (dönme) olup olmadığı veya haklı nedenlere dayalı bulunup bulunmadığının tartışılmasının, somut davada ve bu davadaki talep sonucunu oluşturan marka hakkına tecavüzün giderilmesi istemi açısından bir önemi olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin fesihle birlikte sona ermiş olup feshin haklı nedenlere dayalı olup olmadığı hususunun, ancak bu yoldaki iddia ile karşı taraftan tazminat isteminde bulunulması halinde, bu cihette açılacak bir tazminat davasında tartışılması ve sonuca bağlanması gerektiği, işbu davada gerek davacının ve gerekse de feshin haksızlığını savunan davalının bu yolda bir istemi söz konusu olmadığı, uyuşmazlığın açıklanan niteliği ve HMK'nın 143/2. maddesi de gözetilerek, tarafların bu yöndeki iddia ve savunmaları, işbu marka hakkına tecavüzünün giderilmesi istemine ilişkin eda davasında incelenmesine gerek bulunmamaktadır. Davalının fesihle sona ermiş sözleşmede kendisine tanınmış hakların sona erdiği SMK'nın 6/1 ve 148. maddeleri uyarınca davalı kullanımlarının yasal dayanağı olmadığı, davacı markasına tecavüz niteliğinde olduğu anlaşılarak davacının davasının kabulüne, davalı eylemlerinin, davacı markasına tecavüz olduğunun tespitine, men’ine ve durdurulmasına, davalının “...” ibaresini internet ortamında kullanmasının yasaklanmasına, kaldırılmasına, davalıya ait işyerinde “...” ibaresi içeren tabela, broşür, evrak ve tanıtım araçlarına el konulmasına, el konulan ürünlerden “...” ibaresinin silinmesi mümkün ise silinmesine, mümkün değil ise imhasına, hükmün kesinleşmesiyle masrafları davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin ulusal çapta yayın yapan gazetede ilanına, davacıya kesinleşmeden itibaren 3 ay içerisinde başvurulması gerektiği, başvurulmaz ise ilan hakkının düşeceğinin ihtarına karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, ... Ltd. Şti. İle 06.06.2014 tarihinde imzalamış olduğu İş Yeri Devir Sözleşmesi ile ... Ltd. Şti.ye ait ... ... Şubesini, ...'dan edinilen franchise hakkını, bu hakka ait imtiyazları, şubeye ait milli eğitim ruhsatlarını tüm demirbaş ve eğitim malzemelerini devraldığını, iş bu devir işlemi davacılara da bildirilmiş olup, davacılar devir tarihi itibariyle franchise ilişkilerine davalı ile birlikte devam ettiğini, davalının devralmış olduğu iş yeri ile davacıların İzmir Bölgesi ana bayisi ... ... A.Ş. İle yapmış oldukları 15.02.2011 tarihinde Eğitim Merkezi Franchise Sözleşmesinin imzalandığı, iş bu sözleşme 4 yıl süreli olarak imzalanmakla birlikte 4 yılın sonunda davalı ve davalılar ana bayisi ... ... A.Ş arasında imzalanan 15.02.2015 tarihli Öğrenim Merkezi İmtiyaz Sözleşmesi Süre Uzatımı Sözleşmesi ile sözleşme süresi 14.02.2019 tarihine kadar uzatıldığını, sözleşmelerin imza tarihinde davacılar ve ... ... A.Ş. arasındaki sözleşme yürürlükte olup yapılan sözleşmeler davalılar tarafından da bilindiğini, davacılar ... A.Ş. ile yapılan ana franchise sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle alt franchise sözleşmelerinin de kendiliğinden sona ereceğini iddia ettiğini, iş bu iddianın kabulünün mümkün olmadığını, aksi halde alt franchise sözleşmesi imzalayacak olan tüm gerçek ve tüzel kişiler, sözleşmenin imzalanma tarihinde ana franchise yetkili olan gerçek veya tüzel kişinin ana sözleşmesinin her an feshedilmesi ve sözleşmeler uyarınca ödemiş olduğu bedellerin karşılıksız kalması tehlikesi ile karşı karşıya kalacağını, davacı yanın keyfi olarak öngörülemez bir biçimde ve zamanda sözleşmeyi feshetmesi müvekkilin eğitim verme taahüdünde bulunduğu öğrencilerini mağdur ettiğini, davalıları veliler karşısında zor durumda bıraktığını, İş bu dava konusu olayda da davalı müvekkil ... A.Ş. Nin ana franchise yetkilisi olduğu dönemde alt franchise sözleşmesi imzalamış ve tüm sözleşme bedelini ödediğini, dolayısıyla müvekkil davacı tarafın iddia ettiği gibi marka hakkına tecavüz etmemiş olmakla men'ini gerektirecek bir husus bulunmadığını, Mahkemenin bu yöndeki kararı usül ve yasaya aykırı olmakla kaldırılması gerektiğini, davalı tarafından halihazırda davacı şirkete ait herhangi bir materyal, tabela, broşür ve evrak kullanılmadığını, söz konusu malzemelerin de logolar sökülmek suretiyle müvekkile iadesine karar verilmesi gerektiğini, davalı sözleşmeden doğan haklarına dayandığını, davacının iddia ve taleplerinin kabulü halinde davalının 14.02.2019 tarihine kadar kullanmak üzere ödemiş olduğu franchise bedelinin karşılıksız kalacağını, bu durumun kanuna ve hukuk mantığına aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, markaya tecavaüzün tespiti, önlenmesi istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı tarafların Türk Patent ve Marka Kurumu'nda tescilli 2017/69290 sayılı ..., 2005/05866 sayılı ... ... şekil markaları bulunmaktadır. Franchise veren davacı şirket ile dava dışı ... şirketi arasındaki franchise sözleşmesinin sona erdiğinin davalıya 22.03.2018 tarihli ihtarname ile bildirilmiş olmakla ... şirketi ile alt franchise sözleşmesi kapsamında markayı kullanan davalının marka üzerinde kullanım hakkı sona ermiş olup davacı tarafça sunulan noterlik tespitleriyle davalının Helen Doron markasını kullandığı ispatlanmıştır. Davalının dava dışı ... şirketi ile olan alt franchise sözleşmesinin süresinin sona ermemiş olması marka hakkı sahibine karşı hüküm ifade etmez. Zira davalı ile ... şirketi arasındaki ilişki nispi nitelikte olup marka hakkı sahibini bağlamaz. Davacı varsa uğradığı zararı akidi olan şirkete karşı ileri sürebilir. Marka sahibi marka sahibi olmaktan doğan hakkını istediği zaman davalıya karşı ileri sürmesi mümkün olup, davacının davalıya marka hakkını kulanması için açıkca yetki verdiğine, kötü niyetli olduğuna dair başkaca delil de sunulmamıştır. Bu nedenle davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 368,30 TL'nin davalıdan tahsiline, 3-İstinaf başvurusu nedeni ile davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.31.01.2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/2, K. 2021/51, T. 31.01.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-2-e-2021-51-k-a6b0e472bb0c