Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi 2021/1725 E. 2025/105 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/1725
- Karar No
- 2025/105
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1725
KARAR NO:2025/105
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:17/12/2020
NUMARASI:2019/899 Esas, 2020/683 Karar
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:05/02/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili: davacı ile dava dışı arsa sahibi ... tarafından kendisine verilen vekaletnamedeki özel yetkiye istinaden davalıyla gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını, davalı müteahhit davacı sözleşme vekilinden vadesiz miktarsız nakden yada malen yazılı olmayan teminat senedi aldığını, davalı tarafından sözleşmeye uygun davranılmadığı gerekçesi ile dava dışı arsa sahibi sözleşmeyi feshettiğini, sözleşmenin feshedilmesinden sonra davalı teminat senedini haksız yere ... sayılı dosyası ile cebri icraya verildiğini, davacı vekil sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığından davalıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını belirterek davanın kabulü ile davalının ... sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalıya haksız yere ödenen paranın istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili: Davacının bütün iddialarının soyut olduğunu, hukuki delilden uzak, sadece borçluya borcundan haksız olduğunu bildiği halde kurtarmaya yönelik davalıyı maddi zarara uğratmak için açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece; senedin borçtan mücerret olduğu, senedin teminat senedi olduğu söylenmiş ise de davacı tarafın vekaletsiz işi görme hükümlerine göre araba karşılığında senet vererek borçlandığı ancak vekilin (...) bu işlemi onamadığı, davacının 3. kişiler karşısındaki sorumluluğunun devam ettiği, senedin noter taşınmaz satış vaadi kat karşılığı sözleşmesi tarihinden daha sonra düzenlendiği gözönüne alındığında davacı ile davalı taraf arasında gelişen para karşılığı araba verme işleminin tanık olarak dinlenen ... da dahil olmak üzere karma nitelik taşıdığı, bu nedenle davacının vekaleti dahilinde iken yaptığı sözleşmenin ifa edilmemesi üzerine ( vekaletten azledildiğini) verilen teminatın da iadesi gerekeceği, senedin teminat senedi olduğunu söyleyerek borçlu olmadığı yönünde dava açması MK m.2 uyarınca dürüstlük kuralına aykırı bulunduğu kabul edilerek davanın reddine karar vermiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkeme tarafından yapılan yargılamada taraflar arasındaki borç ilişkisi yanlış değerlendirildiğini, senedin verilme amacı açısından borç ilişkisi değerlendirildiğinde davacı ... annesinden almış olduğu yetki ile kat karşılığı inşaat ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzaladığını, işbu sözleşmelerin karşı tarafça ifa edilmemesi ve belediyeden aldıkları bilgiye göre %50 %50 olması gereken paylarının daha sonra değiştirildiğini öğrenen ... söz konusu sözleşmeyi haklı nedenle fesh ettiğini, davacının annesi ve davacı aleyhine açılan cezai şartın ödenmesine ilişkin alacak davası (Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2016/378 Esas ) sayılı dosyası ile de sabit olduğunu, mahkemede yapılan yargılamanın sonucunda sözleşmenin haklı nedenle fesh edildiğinden bahisle davacının annesi hakkında cezai şart ödenmesi talebinin reddine karar verildiğini, bu durum da davalı tarafça sözleşmelerden doğan borçların gereği gibi ifa edilmediğini kanıtlar nitelikte olduğunu, mahkemece yapılan menfi tespit davası yargılamasında ise davalı tarafın sözleşmelerden doğan borcunu ifa etmemesi hususu hiçbir şekilde nazara alınmadığını, sözleşmenin haklı nedenle fesh edilmesinin akabinde alacağını güvence altına almak isteyen davalı müteahhit davacıya zorla senet imzalatmış olduğunu, işbu senedin söz konusu sözleşmeleri ifa etmemesine rağmen alacağını garantiye almak amacı ile yaptırıldığı açıkça ortada olduğunu, davalı taraf bahsi geçen sözleşmelerde hem alması gereken paydan fazla almak sureti ile hareket edip payı %50 %50 olması gerekirken daha sonra bu payı %30 %70 şeklinde değiştirerek kendine kar sağlamak amacı ile hareket edip daha sonra sözleşmeyi süresinde ifa etmemek sureti ile oldukça kötüniyetli bir şekilde hareket ettiğini, bu sebeplerle fesh edilen sözleşmeden doğan alacağını alamayacağı kaygısı ile hareket edip davacı tarafından verilmiş işbu teminat senedi ile ilgili ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davacı annesinden aldığı özel vekaletname işbu işlemlerin hepsini yaptığını, dolayısı ile icra takibinin tarafı davacı olmadığını, söz konusu senet kayıtsız şartsız olmayıp kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin birer güvencesi niteliği teşkil ederek davacıdan zorla alınmış olmasına rağmen mahkeme tarafından yapılan yargılamada soyut tanık beyanları ile borç ilişkisinin arabadan kaynaklandığı ve bu sebeple kayda şarta bağlı olmayan bir senet olduğu yönünde kanaat getirmesi maddi gerçekliklerle tezatlık teşkil ettiğini, mahkemece hüküm kurulurken Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/378 Esas sayılı dosyasında dinlenen tanık beyanları esas alınmış olup söz konusu dosyada ... ve annesi ... tarafından verilen beyanlar göz ardı edildiğini, taraf beyanlarından da anlaşılacağı üzere davacının annesi davalı müteahhit tarafından mağdur edilmiş olduğunu, oğlunun da bu durumdan mağdur olduğunu açıkça belirttiğini, bu durumda davacının annesi tarafından azledildiği yönünde hüküm kurulması hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğini, somut olayda davalı tarafın işinin müteahhitlik işi olduğu ve taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin bulunduğunu, bu durumda senedin teminat için verildiği ve taraflar arasında herhangi bir kambiyo ilişkisinin bulunmadığı açık olmasına rağmen mahkemece bu hususlar nazara alınmadan hüküm tesis edilmiş olup işbu durum açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini, mahkeme tarafından verilen gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, işbu sebeplerle davacının davalıya karşı B.çekmece ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından dolayı herhangi bir borcu bulunmadığını, davaya konu senet teminat senedi olduğunu, teminat senedi için kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibin yapılamadığını, kaldı ki senedin teminat senedi olmadığı varsayıldığında dosya alacaklısı ile dosya borçlusu olması gereken kişi davacı değil davacının annesi ... olacağını, davacının söz konusu senet ile ilgili olarak borçlu olduğu varsayıldığı durumda ise dosya alacaklısının kat karşılı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemiş olduğu ortada olduğundan borçlunun zararına hareket etmek amacı ile kötüniyetli olarak başlatılan işbu takibin de bu nedenle iptali gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı arsa sahibi, davalı ise yüklenicidir.Davada davacı, dava dışı annesi ... tarafından davacıya verilen vekaletnamedeki özel yetkiye istinaden davalı yüklenici ile Büyükçekmece ... Noterliğinin 25.03.2016 tarihli ... yevmiye numaralı gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıklarını, davalı yüklenici davacıdan vadesiz miktarsız nakden ya da malen yazılı olmayan teminat senedi aldığını, davalı edimlerini yerine getirmemesi sebebiyle arsa sahibi ... tarafından sözleşme fesih edildiğini, davalı teminatsız senedi kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlattığını, davalı tarafından açılan Büyükçekmece 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/378 esas ve 2018/397 karar sayılı ilamı ile davacıya açılan sözleşmeye ilişkin davada pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verildiğini, ... ile yüklenici arasında imzalanan sözleşmeden dolayı davacının sorumluluğunun bulunmadığını belirterek sözleşme kapsamında verilen teminat senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini, davalıya ödenen bedelin istirdatını talep etmiştir. Davalı, arsa sahibi ... ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşme imzalandıktan sonra davacı ... paylaşımı yeterli bulmayıp davalıdan arsa sahibi ...'a verilmek üzere 55.000,00 TL nakit para talep ettiği ve bu bedeli davacıya verdiklerini ve karşılığında dava konusu senet alındığını, talep edilen para çek ile davacıya verildiğini, davacı arsa emlakçısına verdiğini, emlakçı çekleri aldığı ve kendi alacağını mahsup edip geri kalan tutar için 3.900,00 TL nakit para ile üzerine kayıtlı olan aracı davacıya çeklerin ödeme gününe kadar ki süre zarfından alacağın teminat alması için devrettiği, çekler tahsil edildiğinde nakit paranın davacıya verileceği ve arabının devrinin tekrar alınacağı hususunda emlakçı ile davacı anlaştıklarını, verilen çekler zamanında tahsil edildiğini, dava konusu senet teminat senedi olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, senedin borçtan mücerret olduğunu, davacı senet'in teminat senedi olduğuna ilişkin ispat edilemediği, MK 2 uyarınca dürüstülük kuralına aykırı oluştuğundan davanın reddine karar vermiştir.Davacı ... annesi arsa sahibi ...'e vekaleten davalı ... ile Büyükçekmece ...notğerliğinin 25.03.2016 tarih ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmıştır. Taraflar arasında imzalanan sözleşme arsa sahibi tarafından fesih edilmiştir.Sözleşme incelendiğinde teminat senedi verilmesi yönelik bir düzenleme bulunmamaktadır.Dava konusu kambiyo senedi davacı tarafından davalı tarafa verildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı tarafından senedin; davacının annesi adına vekaleten imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesi sebebiyle davalıya verildiği iddia edilmiş ancak davacı tarafından bu husus dosya kapsamı ile yasal deliller ile ispat edilememiştir. Ayrıca davacı tarafın yemin deliline dayanmamış olduğu görülmektedir. Mahkemece farklı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/12/2020 tarih ve 2019/899 Esas, 2020/683 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 05/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.