Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/170 E. 2022/32 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/170
Karar No
2022/32
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/521 - 2024/760 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/521 KARAR NO : 2024/760 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/02/2022 NUMARASI : 2021/170 E. - 2022/32 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALILAR DAVANIN KONUSU : Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/02/2022 tarih ve 2021/170 Esas - 2022/32 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2019/70399, 2019/70406, 2019/93126 sayılı ve "..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ... başvuruda bulunduğunu, 2019/71086 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, YİDK kararında müvekkilinin itiraza mesnet 2019/70399 ve 2019/70406 sayılı markalarının reddedilmiş olduğunun belirtildiğini, oysa bu iki markanın reddi ile ilgili verilen kararlara karşı müvekkili şirket tarafından dava açıldığını ve anılan davaların Ankara 1. FSHHM'nin 2020/271 ve Ankara 3. FSHHM'nin 2020/402 Esas sayılı dosyaları ile derdest olduğunu; müvekkilinin 2019/93126 sayılı markanın ise her ne kadar başvuru tarihinin davaya konu markanın başvuru tarihinden sonra olsa da “...” ibaresinin esasen müvekkili şirketinde içinde bulunduğu aile şirketi grubu içinde 2001 yılına dayalı bir marka olduğunu; dava konusu YİDK kararında yer alan ticaret unvanına dayalı itirazın reddine dair gerekçenin de kabul edilebilir olmadığını; müvekkili şirketin dahil olduğu aile grup şirketlerince 2001 yılından beri “...” ibaresinin tescilli ticaret unvanı olarak kullanıldığını; bunun dışında fiilen markasal olarak da bu ibarenin 2001 yılından itibaren kullanılmakta olduğunu; davalı şirketin sonraki tarihli markalarının müvekkilinin markalarının taklidi olduğunu, bu durumun davalının kötüniyetini açıkça ortaya serdiğini; müvekkilinin ticaret unvanının çekirdek unsurunun "..." ibaresinden oluşması karşısında davalının marka başvurusunun reddinin gerektiğini ileri sürerek, YİDK'nın 2021-M-2091 sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili, dava konusu YİDK kararına taraf olmayan şirketlerin davaya müdahilliğinin tesis edilen kararın içeriğine hiçbir etkisinin bulunmayacağını; davacı yanın ticaret unvanının 2001 yılında tescil edildiğinin iddia ettiğini, ancak tescili 2001 olan şirketin müdahillerden ... Gıda ve Temizlik Ürünleri San. ve Tic. A.Ş. olduğunu; dolayısı ile öncelik hakkının müvekkili şirkette olduğunu; davacı şirketin tescilli bir markasının bulunmadığını; 2019/70399, 2019/70406 sayılı markaların YİDK kararları ile reddedildiğini, 2019/93126 sayılı markanın ise kayıtlara müvekkili şirket markasının başvurusundan sonra girdiğini; müvekkili şirketin dava konusu marka başvurusunun kendi adına tescilli 2003/12781 sayılı markanın serisi niteliğinde olduğunu ve "..." ibaresi üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu; davacı şirketin kurduğu yeni şirket aracılığı ile müvekkilinin ticaret sahasına girdiğini ve bu suretle davacı şirketin esasen kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının 2019/70399 ve 2019/70406 sayılı markalarının başvurusunun yayına itiraz üzerine reddedildiği, 2019/93126 sayılı markasının başvuru tarihi ise 30.09.2019 olup bu tarihin dava konusu markanın başvurusunun yapıldığı 26.07.2019 tarihinden sonra olması nedeniyle anılan markaların iltibas yönünden değerlendirmeye alınmadığı, iltibas tehlikesinin oluşmadığı; başvuruların reddine dair YİDK kararlarının iptali talebiyle davalar açılmış ise de, dava YİDK kararının iptaline ilişkin olup YİDK kararlarına ilişkin aksi bir durumu tespit eden kesinleşmiş mahkeme kararlarının bulunmadığı; yayıma itiraz dilekçesi ekinde eskiye dayalı hak sahipliği itirazına dayanak olabilecek bir delil ya da belgeye yer verilmediği; ticaret unvanına dayalı itiraz yönünden, ticaret unvanına dayalı olarak bir markanın tesciline itiraz ediliyor ise, tescilli ticaret unvanına ait sicil kaydındaki faaliyet konuları ile tescil edilmek istenen markanın kapsayacağı mal veya hizmet listesinin karşılaştırılarak, başvurunun önceki sınaî hak kapsamında kalıp kalmadığı incelenmesi ve ayrıca yine tescilli ticaret unvanına dayalı kullanım ile itiraz edilen markayı oluşturan işaretin de ilgili tüketici nezdinde iltibasa yol açacak bir benzerlik taşımalarının gerektiği, bir diğer hususun da ticaret unvanının, markasal etki doğuracak düzeyde kullanılması olduğu, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün 14.06.2021 tarihli yazısına göre davacı şirketin 17.10.2018 tarihinde tescil edilen ana sözleşmesinde çalışma konusu arasında davalının dava konusu marka başvurusunun kapsamında yer alan 30. sınıf malların yer almadığı; diğer yandan ticaret unvanına dayalı üstün hak sahipliğinin her tescil edilmiş ticaret unvanında değil ticaret unvanının, markasal etki doğuracak düzeyde kullanılması halinde söz konusu olduğu, somut olayda ise, davacı şirket olan ... Gıda San. Tic. A.Ş. yönünden bahsedilen durumun oluştuğuna dair dosya kapsamında delil bulunmadığı, marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veri bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde, SMK'nın 6/6. maddesi uyarınca başvurunun reddinin gerektiğini, başvurunun başkasına ait ticaret unvanını içermesinin yeterli olduğunu, markasal etki doğuracak şekilde kullanılma şartı aranmadığını, müvekkilinin faaliyet alanı içinde "her türlü gıda maddesi alım ve satımı"nın da bulunduğunu, öncelik hakkının müvekkiline ait olduğunun da delillerle sabit olduğunu, başvurunu kötü niyetle yapıldığını, dosyaya emsal bilirkişi raporu sunduklarını, müvekkili grup şirketlerin "Z" logosunun aynen kullanıldığını, rapora göre davalının sistematik iltibas kaydı ve kötüniyet içinde olduğunu, rapora 13.12.2021 tarihli itirazlarının gereği gibi incelenmediğini, seri markalarda öncelik hakkı değerlendirilirken kökenin esas alınacağını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararı iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı şirketin 30. sınıfta yer alan mallar yönünden "..." ibaresinin marka olarak tescili için başvurduğu, 2019/71086 sayılı başvurunun yayımı üzerine davacı şirketin 2019/70399, 2019/70406 ve 2019/93126 sayılı markalarını mesnet göstererek başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığınca 2019/70399 ve 2019/70406 sayılı marka başvurularının müddet olması, itiraza mesnet diğer markanın ise dava konusu markadan sonraki tarihli olması nedeniyle davacının itirazının reddedildiği, davacı şirketin bu karara yaptığı itiraz üzerine ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla SMK'nın 6/1. maddesi koşullarının oluşmadığı, başvuru sahibi adına kayıtlı markalar aleyhine açılan hükümsüzlük davasına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmadığı, SMK'nın 6/3, 6/6 ve 6/9. maddesine ilişkin itirazın yeterli delille desteklenmediği gerekçesiyle, davacının itirazının reddedildiği, YİDK'nın 29.03.2021 tarihli bu kararının davacı tarafa 02.04.2021 tarihinde tebliğ edildiği ve eldeki davanın da yasal iki aylık süre içerisinde 01.06.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olup, davacı vekilinin istinaf itirazları gözetildiğinde istinaf incelemesine konu uyuşmazlık taraf markaları arasında SMK'nın 6/1, 6/3, 6/6 ve 6/9. maddesi koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. ... tarafından bazı marka tescil başvurularının işlem dosyasına "müddet" kaydı koyuluyor ve bu markalar hükümden düşmüş olduğu gerekçesiyle benzerlik incelemesinde dikkate alınmıyorsa da, bu kaydın mevcut hukuki ve fiili durumla uyuşmaması halinde, sadece anılan kayda dayanılarak bir marka başvurusunun hükümden düşmüş sayılamayacağı tabiidir. Nitekim somut uyuşmazlıkta da işlem dosyasındaki "müddet" kaydına rağmen, davacının itirazına dayanak 2019/70406 numaralı marka tescil başvurusunun reddine ilişkin YİDK kararının iptali talebiyle Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/402 sayılı esasında dava açılmış, anılan davada davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karara karşı davalılarca istinaf başvurusunda bulunulmuş ise de, Dairemizin 2021/1324 E. - 2023/1277 K. sayılı kararıyla davalı ... ile davalı şirketin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptali davalarında, YİDK kararının verildiği tarih itibariyle mevcut hukuki ve fiili duruma göre karar verilmesi gerektiğinden, somut uyuşmazlıkta da dava konusu YİDK karar tarihinde, hukuki varlığını sürdüren ve davacı tarafça işbu dava konusu başvuruya davalı kuruma sunulan itiraz dilekçesinde de açıkça dayanılan, davacının 2019/70399 ve 2019/70406 numaralı marka tescil başvurularının, benzerlik incelemesinde dikkate alınması zorunludur. Dolayısıyla, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2019/70399 ve 2019/70406 sayılı markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik değerlendirilmesi yapılması gerekmektedir. Taraf markalarını oluşturan işaretlerin incelenmesinde; dava konusu başvuru "..." ibaresinden, itiraza mesnet 2019/70399 ve 2019/70406 sayılı markalar ise "... ..." ve "... ..." ibarelerinden oluşmaktadır. Taraf markaları arasında "..." ibaresini ortak esas unsur olarak içermelerinden kaynaklı benzerlik bulunmakta olup, itiraza mesnet markadaki "..." ibaresi çikolata kelimesinin İngilizcesi olan "..." kelimesinden türetildiğinden, markaların esas unsurundan sonra gelen tanımlayıcı ibareler arasında dahi benzerlik söz konusudur. Dava korusu başvuru ile itiraza mesnet markanın emtia yönünden karşılaştırılmasına gelince; davalı şirketin 2019/71086 sayılı başvurusu 30. sınıfta "Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Pekmez" mallarını kapsamaktadır. Davacının 2019/70399 ve 2019/70406 sayılı başvuruları kapsamında ise 30. sınıf malların tamamının yer aldığı, emtia benzerliğinin gerçekleştiği anlaşılmıştır. Taraf markalarını oluşturan işaretler arasında yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu, markalar arasında emtia benzerliğinin de gerçekleştiği gözetilerek, bu hali ile, başvurunun itiraza mesnet markanın devamı ya da serisi gibi algılanacağı, taraf markalarının ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verecek derecede benzediği ve SMK'nın 6/1. maddesinin uygulanması koşullarının oluştuğu kanaatine varılmıştır. Öte yandan, davacı taraf itirazında "..." ibareli ticaret unvanına da dayanmıştır. 6769 sayılı SMK'nın 6/6. maddesi, "Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir." şeklindedir. Ticaret unvanı, bir tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemlerinde kullandığı addır. Markalar, eşya ile işletme arasındaki ilişkiyi kurar ve farklı işletmelerin ürettiği benzer emtiayı birbirinden ayırt etmeye yarar. Buna karşılık, ticaret unvanları ise işletmenin kendisini tanımlar. Şirketlerin ticaret unvanları tescil edilirken, faaliyet alanına her türlü mal ve hizmetin yazılması mümkün olduğundan ve ticaret unvanının bu alanların hepsinde kullanma gibi bir yükümlülük bulunmadığından, ticaret unvanının fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından, 6769 sayılı SMK'nın 6/6 maddesi anlamında sahibine öncelik hakkı sağladığının kabulü gerekmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22.06.2017 tarih ve 2016/1193 E.- 2017/4014 K. sayılı ilamında da, "davacı şirketin fiilen faaliyette bulunduğu mal ve hizmetler ile davalı markası kapsamında kalan mal ve hizmetler arasında ilişkilendirilebilecek ölçüde benzerlik bulunması halinde, bu mal ve hizmetler yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken" denilerek aynı sonuca ulaşılmıştır. Yine Yüksek Dairenin 12.02.2020 tarih ve 2019/2828 E.- 2020/1294 K. sayılı ilamı da aynı yöndedir. Somut uyumazlıkta, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 22.11.2021 tarihli kök raporda her ne kadar davacı şirketin ana sözleşmesindeki faaliyet alanı kapsamında 30. sınıf malların yer almadığı belirtilmiş ise de, dosya arasında bulunan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 23.10.2018 tarih ve 9687 sayılı nüshasına göre davacı şirketin ana sözleşmesinin "amaç ve konu" başlıklı 3. maddesinin 5, 6, 7 ve 8. fıkralarında 30. sınıf malların yer aldığı görülmektedir. Yine, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı şirketin ticaret unvanının markasal etki doğuracak düzeyde kullanılıyor olduğuna dair delil bulunmadığı belirtilmiştir. Oysa, davalı şirket vekilinin işlem dosyasına sunduğu itiraza karşı görüş bildirme formunun ekinde davalı şirketin davacı şirket aleyhine İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde marka ve ticaret unvanı tescilinden doğan haklara tecavüz ve haksız rekabet oluşturan eylemlerin tespiti talebiyle açtığı davaya ilişkin dava dilekçesi eklenmiştir. Bu dilekçede ise davalı tarafça, eldeki davanın davacısının "..." ibaresini işletmesinin girişinde tanıtım işareti olarak kullandığı ileri sürülmüş, delil olarak da davacının "..." ibaresi ile katıldığı fuar standlarında ve ürünler üzerinde anılan ibareyi kullandığına dair fotoğraflar sunulmuştur. Söz konusu fotoğraflar, davacı şirketin katıldığı dondurma, tatlıcılık, şekerleme ve fırıncılık fuarına ilişkin olup, davacı şirketin burada ürünlerini tanıttığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacının ticaret unvanını SMK'nın 6/6. maddesi kapsamında kullandığı, dosya kapsamından anlaşıldığı gibi davalı tarafın dahi kabulünde olduğundan, ilk derece mahkemesinin aksi yönde kanaat bildiren bilirkişi raporunu hükme esas alarak davayı reddetmesi, bu yönden de doğru olmamıştır. Davacı vekili, SMK'nın 6/3 ve 6/9. maddesi uyarınca da başvurunun reddinin gerektiğini ileri sürmüş olup, söz konusu iddialar somut delillerle kanıtlanmamış ve davacı taraf iddiaları Dairemizce yerinde bulunmamıştır. Her ne kadar, davalı şirket vekili, dava konusu marka başvurusu yönünden müvekkilinin müktesep hakkının bulunduğunu savunmuş ise de, istinaf edenin sıfatı gözetilerek, davalı şirket vekilinin bu savunması, Dairemizce inceleme konusu yapılmamıştır. Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşullarının oluşması ve davacı şirketin fiilen faaliyette bulunduğu mallar ile davalı markası kapsamında kalan mallar arasında ilişkilendirilebilecek ölçüde benzerlik bulunması ve bu kapsamda SMK'nın 6/6. maddesinin uygulanma şartlarının da bulunması nedeniyle, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın yazılı gerekçeyle reddi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 03/02/2022 gün ve 2021/170 Esas - 2022/32 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2- Davanın KABULÜ ile; YİDK'nın 29.03.2021 tarih ve 2021-M-2091 sayılı kararının İPTALİNE, 3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin davalı ... ile davalı şirketten tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalı ... ile davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.100,00-TL bilirkişi ücreti, 132,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 78,50-TL tebligat masrafı, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.531,70-TL yargılama giderine, 59,30-TL başvurma harcı, 59,30-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.650,30-TL'nin davalı ... ile davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı ... ile davalı şirketten tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 8-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/04/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 18/04/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/170, K. 2022/32, T. 29.03.2021, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-170-e-2022-32-k-16d1f5633709