Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/16986 E. 2021/10480 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/16986
Karar No
2021/10480
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/2481 KARAR NO: 2024/1975 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 19/09/2023 NUMARASI: 2023/427 Esas - 2023/631 Karar DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 25/11/2024 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29/05/2016 tarihinde sürücü ...'in sevk ve idaresindeki davalı ... şirketine ZMSS poliçesi ile sigortalı bulunan ... plakalı aracın kusurlu olarak kaza yapması sonucu yolcu konumunda olan müvekkili ...'un yaralandığını ve malul kaldığını, davalı ... şirketinin poliçe kapsamında kaza tarihinde kişi başına teminat çerçevesinde sorumluluğunun bulunduğunu ve zararı karşılamakla yükümlü olduğunu belirterek, HMK'nın 107.maddesine göre belirlenecek şimdilik 50,00 TL kalıcı maluliyet, 50,00 TL geçici iş göremezlik, 50,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 150,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı ıslah dilekçesi ile talebini 103.345,25 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan aracın ZMMS poliçesi ile müvekkili nezdinde sigortalı olduğunu, müvekkili sigorta kooperatifinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında poliçe teminatları dahilinde ve poliçe teminat limitiyle sınırlı olmak üzere sorumlu olduğunu, müvekkili kooperatifin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında olmak üzere bedeni zararlarda kişi başına azami kaza tarihi itibariyle 290.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, ZMMS sigortasının meblağ sigortası değil zarar sigortası olduğunu, teminat altına alınan rizikonun gerçekleşmiş olması nedeniyle teminat limitinin ödenmesinin söz konusu olamayacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının müvekkilinin maddi zararından tamamen sorumlu olduğunu, davadan feragat söz konusu olmayıp, yapılan ödemenin zarar kapsamı belirlenmeden yapıldığını ve yetersiz olduğundan ibranamenin sadece makbuz niteliğini haiz olduğunu, mahkemeye hitaben yapılmayan, mahkeme dışı feragat, feragat eden tarafından kabul edilmez ise geçerli olmadığını ve taraflarınca mahkemeye HMK kapsamı uyarınca bir feragat sunulmadığını, davalı ... şirketi tarafından yapılan ödemenin yetersiz olup zarar ile kapsamı belirlenmeden haktan vazgeçilemeyeceğinden ibra - feragat'in Yargıtay kararları doğrultusunda makbuz niteliğini haiz olduğunu, trafik kazasının 29/05/2016 tarihinde gerçekleştiğini Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tanzim edilen 25/06/2020 tarihli raporun hükme esas alınmış olduğunu ve yasaya, usule uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğunu, hesap yönteminin Anayasa Mahkemesi iptal kararı uyarınca hukuka uygun bulunduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 17/05/2023 tarih, 2022/629 Esas ve 2023/961 Karar sayılı kararı ile "maluliyet ve aktüerya raporundaki hesaplamaya ilişkin istinaf itirazlarının reddine, davalının ödeme savunması üzerinde durularak davalıya 21/10/2016 tarihli ibraname gereğince yapılan ödemeye ilişkin dekontu sunmak üzere mehil verilmesi ve ibranamenin geçerli olması halinde ödemenin borcu sona erdiren sebeplerden olduğu da gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece karar ilamı doğrultusunda, 21.10.2016 tarihli ibraname gereğince yapılan ödemeye ilişkin ödeme belgesinin sunulması için davalı vekiline süre verilmiş, davalı vekili 25/10/2016 tarihinde davacı vekilinin hesabına 78.050,00 TL ödeme yapıldığına ilişkin banka dekontunu dosyaya ibraz etmiş, ibranamenin geçerli olduğu ve ibraname uyarınca ödemenin gerçekleştiği, ibraname gereğince davacının davadan feragat etmesi gerektiği halde davadan feragat etmediği anlaşılmıştır. Dairemizin 17/05/2023 tarih, 2022/629 Esas ve 2023/961 Karar sayılı kararı ile "ödemenin dava sırasında olması halinde, bulunan tazminat miktarından dava tarihinden sonra yapılan ödeme güncelleştirilmeksizin (faiz eklenmeksizin) tenzil edilmesi gerektiği" belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ise de dava sırasında ödeme nedeniyle ibraname de düzenlendiği ve ibranın tarafların kabulünde olduğu anlaşılmaktadır. Dairemiz kararında olduğu gibi Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel 2022/12741 Esas-2022/15606 Karar sayılı kararında da; "ödeme ya da ibra borcu sona erdiren işlemlerden olup, hüküm kesinleşinceye kadar taraflarca her zaman ileri sürülebileceği, bu durumda anılan belge (ve yapılan ödemeler) değerlendirilerek yargılama aşamasında davalı ... şirketi tarafından, sulh protokolü neticesinde ödeme yapıldığından davanın konusuz kaldığına ilişkin karar verilmesi gerektiği" yönünde karar verilmiştir. (Aynı yönde Yargıtay 4. Hukuk 2021/16986 E.- 2021/10480 K., 2021/25435 E.- 2022/2101 K., ve 2021/16436 E. - 2021/3924 K. sayılı kararı). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Yargılama devam ederken davacı adına ibra ve sulh yetkisi olan vekili ile davalı ... şirketi arasında 21/10/2016 tarihli ibranamenin düzenlendiği, bu ibranameye göre İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1041 E. sayılı dosya bakımından uğranılan maddi zararlara karşılık olarak ZMMS poliçesi kapsamında davacının sürekli sakatlığına istinaden 70.000,00 TL ana para, 8.050,00 TL vekalet ücreti olmak üzere 78.050,00 TL ödeme mukabilinde tarafların sulh ve ibra oldukları, ibra bedelinin ödendiği ancak davacı vekilinin feragat dilekçesi vermediği anlaşılmaktadır. Ödeme ya da ibra borcu sona erdiren işlemlerden olup, hüküm kesinleşinceye kadar taraflarca her zaman ileri sürülebilir. Bu durumda sunulan dekont örneğine göre davalı ... şirketi tarafından ödeme yapılmış ise de feragat dilekçesi verilmediğinden ibraya konu ödeme davadan sonra yargılama devam ederken gerçekleşmiş olduğundan yapılan ödeme tutarına yasal faiz eklenmeksizin (güncellenmeden) hesaplanan tazminattan indirilmesi ile belirlenecek tazminata hükmedilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmüştür. Bu doğrultuda yapılan değerlendirmeye göre kaza tarihinde davalı ... şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç dava dışı sürücüsü ...'in %100 oranında kusurlu olduğu, davacının trafik kazası nedeniyle iş gücü kaybı %60'ın altında olması nedeniyle Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanamayacağından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre %15 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği, ancak %10 maluliyet oranına göre yapılan hesaplamaya davacının sürekli iş göremezlik zararının 91.433,96 TL, geçici iş göremezlik zararının 11.911,96 TL olduğu, davacı vekilince %10 maluliyet oranına göre yapılan hesaplamaya göre ıslah yapıldığı anlaşıldığından davacı hakkında düzenlenen karar verme kriterlerini sağlayan maluliyet raporu ile aktüerya raporu hükme esas alınarak ve davacının yapmış olduğu ödeme güncelleme yapılmadan tazminattan düşülerek davacının Dairemiz kararı öncesindeki ıslah talebiyle bağlı kalınarak davanın sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatları bakımından kabulüne karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 91.433,29 TL sürekli iş göremezlik ve 11.911,96 TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 103.345,25 TL tazminatın dava tarihi olan 19/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin bakıcı gideri talebinin reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 7.059,51 TL nispi karar ve ilam harcından, başlangıçta yatırılan 29,20 TL peşin ve 353,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 382,20 TL'nin mahsubu ile bakiye 6.677,31 TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 382,20 TL (peşin+ıslah harcı) ile 29,20 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 411,40 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 3.824,58 TL yargılama giderinin, davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 3.822,73 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,5-Davalı tarafından yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, davanın kabul edilen kısmı üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, davanın reddedilen kısmı üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 50,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;1-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine, 2-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 170,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 738,00 TL istinaf başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/11/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/16986, K. 2021/10480, T. 21.10.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-16986-e-2021-10480-k-364e6f107c69