Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/167 E. 2022/2 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/167
- Karar No
- 2022/2
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/353 - 2024/621 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/353 KARAR NO : 2024/621 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/01/2022 NUMARASI : 2021/167 E. - 2022/2 K. DAVACI : VEKİLİ DAVALI DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/01/2022 tarih ve 2021/167 E. - 2022/2 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2015/71156 sayılı ve "..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, 2020/18184 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa benzerlik konusundaki beyanlarına emsal teşkil edecek nitelikte kararların bulunduğunu, başvurunun seri marka olarak algılanacağını, esas unsurları aynı olan ve aynı/benzer/ilintili mal ve hizmetleri kapsayan taraf markalarının ortalama tüketici tarafından karıştırılacağını, aralarında bağlantı kurulacağını, müvekkilinin tanınmış markasına ayırt edilemeyecek kadar benzeyen davalı markasının tesciline izin verilmesi halinde müvekkilinin emek ve zaman harcayarak itibar edindirdiği markasının ayırt edici vasfının zedeleneceğini, başvurunun tesadüfen seçildiğinin düşünülemeyeceğini ve iyi niyetli olarak yapılmadığını, davalı markasının haksız rekabet de oluşturduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2021-M-2345 sayılı kararının iptali ile dava konusu 2020/18184 başvuru numaralı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili, müvekkili şirkete ait marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markanın benzer olmadığını, markalar arasında görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma olasılığı bulunmadığı, başvuru markasının farklı şekil unsuru ve yazım stiline sahip olduğu ve bir bütün olarak bambaşka algılanan bir marka halini aldığı, davacının markasının dışında “...” ile başlayan birçok marka mevcut olup, anılan ibarenin, davacının tekeline verilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı yan markasının Türkçe'de "güzelim" anlamına geldiği, ancak, bu anlamın “...” ve “...” ibarelerinin ayrı yazılması halinde söz konusu olduğu, davacı yanın markasının da İngilizce'de anlamlı olup, Türkçe “...” anlamına geldiği, taraf markalarında ortak ve çekişme konusu olan ibarenin “...” olduğu; markalar bütün olarak değerlendirildiğinde, görsel, işitsel ve anlamsal olarak farklı oldukları, davalı markasında "..." ibaresinin ön planda olmaması karşısında işaretlerin birbirinden yeterince ayrıldığı, buna bağlı olarak çekişmeli mal ve hizmetler üzerinde kullanıldığında işaretleri gören ortalama tüketicinin markaları birbirinden ayırabileceği, tüketicilerin “...” ibareli ürünleri gördüğünde davacı markaları ile arasında bağlantı kurma ihtimali dâhil markaları karıştırma ihtimalinin bulunmadığı; davalının 2020/18184 başvuru sayılı markasının davacı yan markasından farklı olduğu anlaşılmakla haksız rekabete konu bir durumun da oluşmadığı, dosya içeriği itibari ile SMK’nın 6/5. maddesinde sayılan koşullar oluşmadığı gibi, taraf markaları arasında SMK’nın 6/1. maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, markalar benzer olmadığından hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, başvurunun kötüniyetle yapılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "..." ibaresinin "..." anlamına gelmediğini, ülkemizde okuma yazma oranı dahi çok düşükken Türkçe olmayan kelimelerin anlamının biliniyor olmasının gerçeğe aykırı olduğunu, dava konusu başvuruda ilk "..." ibaresinin algılanacağını, başvuruda benzer bir yazı karakteri kullanılarak görsel benzerlik de yaratıldığını, taraf markaları kapsamındaki mal ve hizmetlerin de benzer olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin "..." ibareli marka tescil başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markası arasında, SMK'nın 6/1. maddesi anlamında görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunmadığı, zira İtalyanca'da güzel anlamına geldiği belirlenen "..." kelimesinin değişik ibarelerle birlikte yaygın şekilde kullanıldığı, diğer yandan, bütünsel olarak yapılan incelemeye göre de markaların bir bütün olarak algılanmaları nedeni ile markalarda bulunan diğer kelimelerin yeterli ayırt ediciliği sağladığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin, "..." markalarına ilişkin verdiği ve emsal olabilecek nitelikteki 25.05.2016 tarih ve 2015/10978 E.- 2016/5695 K. kararında da markalar arasında iltibas bulunmadığının, zira, “...” veya “...” biçimindeki ekin birçok markada değişik sözcüklere eklenmek suretiyle kullanılmasının yaygın uygulama olduğunun belirlendiği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 29/03/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 08/04/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.