Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/138 E. 2021/409 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/138
Karar No
2021/409
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/529 - 2024/797 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/529 KARAR NO : 2024/797 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/12/2021 NUMARASI : 2021/138 E. - 2021/409 K. DAVACI VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/12/2021 tarih ve 2021/138 Esas - 2021/409 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili ile davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin davalı Kurum nezdinde 2020/53590 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun Resmi Markalar Bülteninde yayınlandığını; davalı şirketin 2006/63985, 2006/63986, 2006/63987, 2006/63989, 2019/130603 sayılı ve "..." ibareleri markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kabulüne karar verilerek başvurunun reddedildiğini, bu ret kararına karşı müvekkilin yeniden inceleme taleplerinin de Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2021-M-1609 sayılı kararı ile nihai olarak reddedilmiş olduğunu, oysa müvekkilinin dava konusu başvurusunun davalının markalarından çok farklı ve özel tasarımı haiz özgün bir marka olduğunu, taraf markalarının benzemediğini, markalarda ortak olarak “...” ibaresinin geçmesinin bu gerçeği değiştirmediğini, zira müvekkilinin markasındaki esas unsurun bir bütün olarak “...” ibaresi olduğunu, davalının markalarında da “...” ibaresinin önüne ve arkasına çeşitli şekiller ve ibareler getirildiğini, markaların karşılaştırması yapılırken işaretlerin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini, zaten markaların farklı hizmetleri kapsadığını, davacının markasında kullanılmış olan şekil unsurlarının ahşap bir bungalov yapıyı ve huzurlu bir ortamı simgelediğini, işaretin esas unsurunun tek başına “...” ibaresi olamayacağını, zaten bu ibarenin 97/010934 sayılı bir marka tahtında dava dışı üçüncü bir kişi adına marka olarak tescilli olduğunu, dolayısıyla taraf markalarında esas unsurun “...” ibaresi olduğundan bahsedilemeyeceğini ileri sürerek, ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2021-M-1609 sayılı kararının iptale karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili, müvekkilinin uzun yıllardır otelcilik, geçici konaklama ve turizm sektörü ile iştigal ettiğini, “...” ibareli markalarını uzun yıllardır bu sektörlerde kullanarak ve ciddi yatırım yaparak tanınmış bir marka haline getirdiğini, davacının dava konusu edilen markasının bu tescilli-tanınmış “...” markasını birebir ihtiva ettiğini, bu markada “...” ibaresinin esas unsur olarak kullanıldığını, davacının markasında geçen diğer kelime ve şekil unsurlarının ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, dava konusu markanın müvekkilinin “...” ibareli markalarının serisi izlenimini yarattığını, taraf markalarının hitap ettiği alıcı kitlesinin dikkat/özen seviyesinin de yüksek olmadığını, taraf markalarının birebir aynı hizmetlerde ve sektörde kullanılacak olmasının markaların karıştırılma ihtimalini doğurduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının redde mesnet markalarında “...” ibaresinin .markasal anlamda ayırt ediciliği en yüksek unsuru olduğu, davacının markasında geçen şekil unsurlarının, markanın genel görünümü itibariyle kelime unsurlarının baskınlığı sebebiyle geri planda kaldığının söylenemeyeceği, davacının markasında “...” ibaresinin tek başına değil, “...” şeklinde, yani birleşik bir isim tamlaması içinde geçtiği, bu tamlama içinde her iki kelimenin de aynı puntolarda, birebir aynı yazım karakterinde yazıldığından kelimelerin tek tek değil yine bütünleşik olarak algılandığı, davacının markasında geçen “...” kelime öbeklerinin de, davalının markalarında olduğu gibi, yerleşik/bilinen anlamları haiz cins isimler, coğrafi yer adları ve sloganvari kelime öbekleri olduğu kabul ediliyor olsa da, davacının markasının bir bütün olarak bıraktığı genel izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajı ile başvuru markasında “...” ibaresinin tek başına ön plana çıkarak esas unsur olarak ele alınmasını mümkün kılmadığı, markanın esas unsurunun “...” tamlaması olduğu, taraf markalarında ortak olarak “...” ibaresinin mevcudiyetinin, markaları görsel olarak benzer kılmaya yeten baskınlıkta bir durum yaratmadığı, markalar arasına iltibas ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, YİDK'nın 2021-M-1609 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirketi vekili, istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin tescilli markalarının ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğunu, dava konusu başvuruda da "..." ibaresinin tescil ettirilmek istendiğini, taraf markaları kapsamındaki emtiaların da benzer olduğunu, başvurunun iltibasa sebebiyet vereceğini, hatalı bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, Köyceğiz Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/74 Esas sayılı dosyasında düzenlenen raporun haklılıklarını ortaya koyduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararı iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davacı gerçek kişinin, "... ..." ibaresinin, 43. sınıf hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davalı şirketin "..." ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas, gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve kötü niyet iddialarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, davalının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edilerek başvurunun reddedildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, YİDK'nın 2021-M-1609 sayılı kararıyla reddedildiği, 03.03.2021 tarihli bu karara karşı eldeki davanın yasal iki aylık süre içerisinde 24.04.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davalının itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, dava konusu başvurunun 43. sınıfın 1-3. alt sınıfındaki hizmetler için tescili talep edilmiştir. Davalının itiraza mesnet markaları da 43. sınıf hizmetlerde tescilli olduğundan ve hizmetler arasında aynı/aynı tür/benzer hizmetler yer aldığından, emtia benzerliği şartının gerçekleştiği sonucuna ulaşılmıştır. Taraf markalarının işaret benzerliği yönünden karşılaştırmasına gelince; dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda her ne kadar "..." ve "..." ibareleri birleşik olarak yazılmış ise de, söz konusu kelimeler bu şekilde anlamlı yeni bir kelime oluşturmamıştır. "..." ibaresi de anlamı bilinen bir kelime olduğundan, başvurudaki ibarelerin rahatlıkla ayırt ediceleceği ve başvurunun "... ..." olarak okunup algılanacağı, "..." ibaresinin redde konu hizmetlerde ayırt ediciliği sağlamaması ve başvuruda yer alan diğer kelime unsurlarının da bu nitelikte olması nedeniyle başvurunun esas unsurunun "..." ibaresi olduğu; aynı durumun davalının itiraza mesnet markaları için de söz konusu olduğu, zira, bu markalarda da ..." kelimelerinin ayırt edici mahiyette olmadıkları, bu hale göre "..." ibaresini ortak esas unsur olarak içeren taraf markaları arasında benzerlik bulunduğu, taraf markalarının benzer mal ve hizmetlerde kullanılması SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verecek olup, yukarıda açıklandığı üzere emtia benzerliğinin de gerçekleştiği, taraf markalarındaki şekil unsurlarının da taraf markaları arasındaki bu benzerliği bertaraf edecek mahiyette olmadıkları, iptali istenen YİDK kararının yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 16/12/2021 gün ve 2021/138 Esas - 2021/409 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 59,30-TL harçtan mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 1,00-TL tebligat ve posta masrafı, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 221,70-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 7-Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 56,40-TL tebligat ve posta masrafı, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 277,10-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davalılardan ayrı ayrı peşin olarak alınan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davalılara iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/04/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 14/05/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/138, K. 2021/409, T. 08.06.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-138-e-2021-409-k-bff0ef8ce9da