Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/12907 E. 2022/6237 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/12907
- Karar No
- 2022/6237
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/307 KARAR NO: 2024/1018 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 23/11/2021 NUMARASI: 2017/307 Esas - 2021/917 Karar DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 11/06/2024 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; olay günü olan 02.10.2015 tarihinde, sürücü ..., sevk ve idaresindeki ... plakalı çekici ile Fatsa istikametinden Çatalpınar istikametine seyir halinde iken, Fatsa-Çatalpınar (52-75) karayolu 6.Km.+900 metreye geldiğinde, tehlikeli viraja hızını yeterince azaltmadan girdiği sırada direksiyon hakimiyetini kaybederek, gidiş istikametine göre yolun sol tarafına doğru sol yan tarafına devrilmesi sonucu, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davacı müvekkili ... çekici araçta yolcu olarak bulunmakta olduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerle davacıya ödenmesi gereken işgücü kaybından doğan 3.200,00 TL daimi maluliyet (sakatlık) tazminatın ve 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 3.300,00 TL tazminatın davalı sigorta şirketine başvuru tarihi olan 21.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket sigortalısının kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, .... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğunu, davacı dava öncesinde müvekkili şirkete başvurmuş olup davacının sürekli maluliyetinin bulunmadığının tespit edildiğini, bu nedenle müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedilmesi için davacının iddia ettiği sürekli sakatlık halinin ATK 3. İhtisas Dairesi tarafından tespiti gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumluluk olduğunu, kusur durumunun tespiti ile aktüerya raporu alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik zararının teminat içinde olmadığını, hatır taşıması nedeniyle zarar miktarında indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile; 3.078,37 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 23.667,58 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 26.745,95 TL tazminatın 07/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya konu kazada davacının sürekli maluliyetinin oluşmadığını, müvekkili şirket nezdinde düzenlenen trafik poliçe teminatının sadece sürekli sakatlığı kapsadığını, bu nedenle davacının sürekli sakatlığı söz konusu olmadığından ve maluliyeti tespit edilemediğinden davanın reddi gerektiğini, 19.03.2021 tarihli raporun TRH 2010 yaşam tablosu ve %0 teknik faiz hesabına göre yapılmış olup bunun hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirket aleyhine bir tazminata hükmedilecekse PMF-1931 Yaşam Tablosu'na göre yapılan hesaplamanın hükme esas alınması gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre destekten yoksun kalma tazminatının hesabında gelirde %10 artırım, % 10 iskonto uygulanması görüşünün benimsenmiş olduğunu, davacının kazanın meydana geldiği araçta yolcu konumunda olduğunu, davacının araçta yolcu olarak ne için bulunduğunun araştırılması, hatır taşıması varsa en az %20 oranında hesaplanan tazminattan indirim yapılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 02.10.2015 tarihinde davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı tek taraflı kaza sonucunda, araç icerisinde yolcu olarak bulunan davacı yaralandığı ve davacının bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiğinden hükme esas alınmış olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekeceğinden davalı vekilinin TRH 2010 Yaşam Tablosu uygulanması gerektiğine ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K. sayılı kararları).Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin KTK'nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 02/03/2022 tarih, 2022/312 E. ve 2022/3685 K. sayılı kararında; geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam ettiği yönünde karar vermiştir. Bu nedenle davalı Sigorta şirketi vekilinin geçici iş göremezlik tazminatının teminat dışı olduğuna ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/6911 E. - 2021/10351 K., 2021/5305 E. - 2021/7685 K. sayılı kararları).Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır. Somut uyuşmazlıkta davacının iş için davaya konu araca bindiğin göre hatır taşıması söz konusu olmadığından bu yöndeki istinaf talebi yerinde bulunmamıştır.Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 1.827,01 TL harçtan peşin alınan 456,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.370,26 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.11/06/2024