Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/12907 E. 2022/6237 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/12907
Karar No
2022/6237

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO:2022/462 KARAR NO:2024/1676 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:16/06/2021 NUMARASI:2019/70 Esas - 2021/399 Karar DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ:14/10/2024 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06/12/2018 tarihinde çift taraflı, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucunda ... plakalı aracın sürücüsü olan müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, kazanın oluşumunda ....plakalı araç sürücüsü ...'un kusurlu olduğunun tespit edildiğini, oluşan maluliyet nedeniyle ... A.Ş.'ye başvuru yapıldığını, ancak davalı ...'nin yasal süre geçmesine rağmen başvuruyu sonuçlandırmadığını, kaza nedeniyle oluşan sürekli iş gücü kaybı, geçici iş göremezlik ve geçici iş göremezlik süresi boyunca bakıma muhtaç olup olmadığı hususlarının 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe uygun olarak tespit edilmesi gerektiğini belirterek HMK'nın 107. maddesi uyarınca toplanacak delillere göre maddi tazminat tutarının belirlenerek şimdilik 100,00 TL sürekli iş gücü tazminatının davalıdan sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmadığından davanın reddi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusur durumunun ve maluliyet derecesinin tespit edilmesi ve kaza tarihindeki bilinen ücret üzerinden aktüerya raporu alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik zararının teminat içinde olmadığını, ... tarafından yapılan ödeme varsa tazminattan düşülmesi, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının davasının reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın HMK'nın 107. maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak açıldığını, belirsiz alacak davası olarak açılan davada kesin olarak red kararı verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2.İhtisas Kurulunun 10/03/2021 tarihli itiraza konu olan raporunu kabul etmediklerini, itiraz dilekçesinde belirttikleri üzere dava konusu kaza nedeniyle müvekkilinde sol 1. Kot, 2. Kot, 3. Kot posteriorda nondeplase hipodens fraktür hattı izlendiği, derin trekealsolzigoma, nazal kemik, maxillada eski kırık sekellerinin olduğunun belirtildiğini, bu derece sakatlıkları olan bir insanın hem fiziksel hem psikolojik olarak kaza sonrası günlük hayatına devam edemeyeceğinden kalıcı maluliyeti oluşacağını, kaldı ki itiraza konu raporda da belirtildiği üzere dava konusu kaza nedeniyle kaburga kırıklarının olduğu, sol üst göz kapağında cilten kabarık nedbe izlendiğinin belirtildiğini, normal insanlardan farklı bir görüntüye sahip olmasına rağmen müvekkilinin kaza tarihinden önceki hali arasında fark görülmemesinin anlaşılır bir durum olmadığını, maluliyet raporunun hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.İlk derece mahkemesince ek karar ile istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş davacı vekili davanın dava dilekçesinde belirtildiği üzere HMK'nın 107. maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak açıldığını, yargılama aşamasında belirsiz alacağın belirli alacak olarak niteliği değişmeden miktar yönünden değerlendirme yapılarak belirsiz alacak olarak açılan davada kesin olarak red kararı verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek ek karara karşı da istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dava, HMK'nın 107/1. maddesi hükmüne göre belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Dosya kapsamına göre davacı davasını ıslah etmediği gibi talep arttırım dilekçesi de vermemiştir. Bu halde İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm kesin olmadığı halde ek karar ile kararın kesin olduğu gerekçesi ile istinaf talebinin reddine karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin ek karara karşı istinaf talebi yerinde görülerek esasa ilişkin istinaf talepleri inceleme konusu yapılmıştır.Davacının trafik kazasına bağlı yaralanması nedeni ile maluliyetinin belirlenmesi için alınan ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 21/08/2020 tarihli maluliyet raporunda; mevcut belgelere göre davacı ...’ın 06/12/2018 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümleri kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu dolayısıyla kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 1,5 aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir.Davacı vekilinin itirazları üzerine mahkemece alınan ATK 2. İhtisas Kurulunun 10/03/2021 tarihli raporunda ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu, sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 1.5 aya kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli veya geçici bir süreliğine bakımına muhtaç durumda olmadığı mütalaa olunmuştur.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları)Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, muayenesi yapılarak maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi'nin kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/10/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/12907, K. 2022/6237, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-12907-e-2022-6237-k-23fdaa65406a