Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/1 E. 2021/244 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/1
- Karar No
- 2021/244
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/250 KARAR NO : 2024/600 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/06/2021 NUMARASI : 2021/1 E. - 2021/244 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/06/2021 tarih ve 2021/1 Esas - 2021/244 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin "..." ibareli 2019/21741 sayılı marka başvurusuna, davalı gerçek kişi tarafından "..." ibareli markalara dayalı olarak itiraz edildiğini, müvekkilince kullanmama def'inin ileri sürüldüğünü, ancak müvekkilinin ileri sürdüğü kullanmama def'i değerlendirilmeden 41.sınıf hizmetler bakımından davalı gerçek kişinin itirazının kabulüne karar verildiğini, bu karara yönelik müvekkili itirazının da YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkiline ait "..." ibareli marka başvurusu ile redde mesnet alınan 2013/49822 sayılı "... ..." marka arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığını, tüketicinin bu iki marka arasında kafa karışıklığı yaşamayacağını, iltibas tehlikesinin mevcut olmadığını, 41.sınıf hizmetlerin dikkatli ve bilinçli tüketici kesimine hitap ettiğini ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-8720 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında, başvuru kapsamından çıkarılan hizmetler yönünden karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, hem müvekkili markasının hem de dava konusu başvurunun esas unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu, bu nedenle markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı tarafça redde mesnet alınan 2013/49822 sayılı markanın kullanılmadığına ilişkin def'i ileri sürülmüşse de, bu markanın 11.08.2015 tarihinde tescil edildiği, markanın tescil tarihi ile dava konusu marka başvuru tarihi olan 04.03.2019 tarihi arasında en az 5 yıllık süre bulunmadığından, SMK m.19/2 hükmü uyarınca ileri sürülen kullanmama def'inin işbu marka bakımından hüküm ve sonuçlarını doğuramayacağı, dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve eldeki davaya konu olan 41. sınıf hizmetlerin redde mesnet 2013/49822 sayılı marka kapsamında yer alan hizmetlerle aynı ve aynı tür hizmetler olduğu, her iki markanın esas unsurunun müşterek olarak "..." kelimesinden oluştuğu, her iki markada da bulunan diğer şekil, renk ve kelime unsurlarının tamamlayıcı mahiyetleri gereği markaları birbirinden uzaklaştırmadığı, davaya konu 41. sınıf hizmetler dikkatli ve bilinçli tüketici kesimine hitap etse de, bu kesimin hiçbir hal ve şartta iltibas tehlikesi altında olmadığının söylenemeyeceği, zira somut olayda karşılaştırılan hizmetlerin ayniyet/aynı tür derecesinde benzer olduğu, hizmetlerin benzerlik derecesinin yüksek olması durumunda iltibas tehlikesinin bertaraf edilmesi için markaları oluşturan işaretlerin benzerlik derecesinin düşük olması gerektiği, oysa ki somut olayda karşılaştırılan markaların esas unsurlarının da müşterek olarak "..." kelimesini içerdiği ve markalar arasında bu kelimenin varlığından kaynaklı olarak görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde yüksek benzerlik bulunduğu, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, SMK m.6/1 hükmü koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece gerekli inceleme yapılmaksızın, ön inceleme duruşmasının da görüldüğü ilk celsede davanın reddine karar verildiğini, gerekçeli kararda davalının kullanım ispatına ilişkin bilgi ve belge sunulduğu belirtmişse de davalı tarafından delil olarak sunulan marka lisans sözleşmesinin, taraflar arasında adi yazılı şekilde yapıldığını, sözleşme sunulurken bunu destekler hiçbir delil ibraz edilmediğini, buna rağmen mahkemeye sunulan sözleşmenin, taraflar arasında sonradan düzenlenen alelade bir belge mi yoksa 2017 yılında düzenlenen bir sözleşme mi olduğu hususu üzerinde durulmadığını, her iki markada "..." ibaresinin yer almasının, tek başına markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu kanıtlamayacağını, mahkemece yapılan benzerlik incelemesinin de hatalı olduğunu, müvekkilinin markası ile davalıya ait markanın işitsel, görsel ve anlamsal açıdan farklı bulunduğunu, 41. sınıftaki hizmetlerin, dikkatli ve bilinçli tüketici kesimine hitap ettiğini, bu kesim açısından iltibas tehlikesinin söz konusu olmayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "...+şekil" ibareli başvuru ile redde mesnet 2013/49822 sayılı "... ... " ibareli marka arasında, başvuru kapsamından çıkarılan 41. sınıf hizmetler yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira söz konusu markaların asli unsurlarının "..." ibaresinden oluştuğu, 41. sınıf hizmetlerin tüketicilerinin dikkat ve özen düzeylerinin yüksek olmasının da söz konusu markalar arasındaki karıştırılma tehlikesini bertaraf etmeyeceği, yine redde mesnet markanın tescil tarihi ile dava konusu başvuru arasında 5 yıllık sürenin geçmemesi nedeniyle davacı tarafça ileri sürülen kullanmama definin de yerinde olmadığı, yargılamanın tüm aşamaları yapıldığından ve davacı tarafça da sözlü yargılama için ayrıca talepte bulunulmadığından, ilk celsede karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 346,90 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/03/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...