Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/380 E. 2021/201 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/380
Karar No
2021/201
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/449 - 2024/778 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/449 KARAR NO : 2024/778 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/06/2021 NUMARASI : 2020/380 E. - 2021/201 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/06/2021 tarih ve 2020/380 Esas - 2021/201 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili Şirketin 2019/88830 sayılı "..." ibareli marka başvurusunun yapıldığını, davalı Şirketin 2016/100462 sayılı "..." ibareli markaya dayalı olarak bu başvuruya itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığınca bu itirazın kısmen yerinde görüldüğünü ve 36. sınıf hizmetlerin müvekkili başvurusunun kapsamından çıkarıldığını, müvekkilinin bu karara yaptığı itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, müvekkil bankanın tanınmış ve tanınmış marka serilerinde yer alan "..." ibaresi de dahil birçok markanın sahibi olduğunu, 2011/76212 sayılı "..." markasının 27.09.2011 tarihinden beri müvekkili adına tescilli bulunduğunu, müvekkilinin "... ..." ürünü için uzun yıllardır yoğun tanıtım ve reklam harcamaları yaptığını, bu yatırımlar sayesinde ürünü tanınmış kıldığını ve markanın ayırt ediciliğini arttırdığını, "... ..." ürününün müvekkili banka ile özdeşleştiğini, dijital ortamda vereceği hizmetlerde kullanılmak üzere "... ..." marka başvurusunda bulunulduğunu, YİDK kararının eksik ve hatalı olduğunu, markaların benzer olmadığını, markaları arasındaki tek ortak kelimenin "..." kelimesi olduğunu, "..." kelimesini ilk tescil ettirenin de davalı şirket olmadığını, birçok yargı kararında 36. sınıf hizmetlerin profesyonel meslek kurumlarına hitap ettiğinin vurgulandığını, dolayısıyla bu mal ve hizmet sınıflarında tüketicilerin çok daha dikkatli ve özenli şekilde ürünlerini tercih edeceğini, davalı adına tescilli "..." marka başvurusunun müvekkili adına tescilli markadan 5 yıl sonra yapıldığını, dolayısıyla müvekkili bankanın müktesep hak iddiasına dayanan itirazının reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-8390 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, davacının müktesep hakka dayanak teşkil ettiğini ileri sürdüğü 2011/76212 sayılı markasının, başvuru konusu markadan farklı kelime ve şekil unsuru içerdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, dava konusu marka başvurusu ile müvekkiline ait 2016/100462 sayılı "..." ibareli marka arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, başvuruda "..." ibaresine yer verilmediğini, bu nedenle davacının önceki markasının asli unsurunu, dava konusu başvuruda muhafaza etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı başvurusu ile redde mesnet markanın benzer olduğu, davacıya ait markanın tescil başvurusu kapsamından çıkartılan hizmetlerin de redde mesnet markanın kapsamında yer aldığı, davacının kazanılmış hak iddiasına ilişkin, dava konusu markada kazanılmış hak sağlayan markanın asli unsurunun muhafaza edilmediği, dolayısıyla kazanılmış haktan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, redde mesnet marka ile müvekkili başvurusu arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin adına tescilli önceki markası nedeniyle dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakkının olduğunu, aksi yöndeki mahkeme kararının yerinde bulunmadığını, marka başvurusu kapsamından çıkartılan 36. sınıftaki hizmetlerin tüketicilerinin, davaya konu marka ile davalı şirket markasını karıştırmayacaklarını, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." kelimesinin kimsenin tekeline verilemeyeceğini, davalı şirketin markasını kullandığına ilişkin herhangi bir delilin olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davacının 20.09.2019 tarihinde 2019/88830 sayılı, "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğu, marka kapsamında 9.35 ve 36. sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı, davalı Şirketin 2016/100462 sayılı ve "..." ibareli markasına dayalı olarak yaptığı itirazın, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edilerek, SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca başvuru kapsamından 36. sınıf hizmetlerin çıkarıldığı, başvuru sahibi davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da YİDK'in 19.10.2020 tarih, 2020-M-8390 sayılı kararı ile reddedildiği, anılan kararının başvuru sahibi davacıya 20.10.2020 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve davacının istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının "..." ibareli başvurusu ile davalı Şirkete ait "..." ibareli redde mesnet marka arasında, uyuşmazlık konusu 36. sınıf hizmetler yönünden, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı yararına müktesep hak koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Gerek dava konusu başvuru, gerekse de redde mesnet markanın asli unsurları "..." kelimesinden oluşmakta olup, başvuruda ve redde mesnet markada yer alan diğer kelime ve unsurlar, yardımcı unsur niteliğindedir. Dava konusu başvurunun reddedildiği 36. sınıf hizmetler redde mesnet marka kapsamında da aynen yer aldığından, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu açık olup ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kabulü Dairemizce de yerinde bulunmuştur Ayrıca, davacının davalı Kurum nezdinde ileri sürmediği kullanım ispatı talebinin işbu davada dinlenmesi mümkün olmadığından, ilk derece mahkemesinin bu iddia yönünden bir değerlendirme yapmamasında da bir isabetsizlik görülmemiştir. Bununla birlikte, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2008 tarih ve 2007/7547 E.-2008/10251 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için, kazanılmış hakka dayanak teşkil eden tescilli marka ile yeni markadaki ibarelerde, asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerekmektedir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, davacının dava konusu başvuru yönünden, müktesep hak oluşturduğunu iddia ettiği 2011/76212 sayılı markasının "..." ibarelerinden oluştuğu, "..." ibaresinin davacının çatı markası olduğu, "..." ibaresinin de anılan markanın tescilli olduğu mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliği bulunmayan veya düşük olan tali unsur niteliğinde bulunduğu, bu duruma göre 2011/76212 sayılı davacı markasının asli unsurunun dava konusu başvuruda olduğu gibi "..." ibaresinden oluştuğu, uyuşmazlık konusu 36. sınıf hizmetlerde de tescilli bulunan anlan davacı markasının uzun süreli kullanım şartını da sağladığı, davacının markasını, davalı markasına yanaştırmaya da çalışmadığı, dolayısıyla davacının 2011/76212 sayılı markasından kaynaklanan müktesep hakkı nedeniyle dava konusu başvuruyu tescil ettirebileceği kanaatine varıldığından, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde bulunmamıştır. Davacı tarafça, YİDK kararının iptali ile birlikte, dava konusu marka başvurusunun tescili işlemlerine devam edilmesi yönünde karar verilmesi talebinde de bulunulmuştur. 6769 sayılı SMK kapsamında mahkemelere tescil isteminin kabulü ya da reddi yönünde tanınmış bir yetki bulunmamaktadır. Tescil işlemi idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararının kabulüne bağlı doğal bir sonuçtur. Yine davacının tescil işlemlerine devam edilmesine karar verilmesi istemi ayrı bir dava olarak değerlendirilemez. Bu nedenledir ki, açılan davada iki ayrı talebin olduğu ve başvurunun tescil işlemlerinin devamına yönelik isteminde reddedildiği gerekçesiyle davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemez. Dolayısıyla Dairemizce davacının başvurunun tescil işlemlerinin devamına yönelik talebin reddine karar verilmiş, ancak bu nedenle davalılar yararına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Yargıtay'ın emsal uygulaması da bu yöndedir (Yargıtay HGK.'nın 22.03.2017 gün ve 2017/11-78 E.-521 K.) Bu itibarla, ilk derece mahkemesince, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında, uyuşmazlık konusu 36. sınıf hizmetler bakımından, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşulları oluşmasına rağmen, davacının 2011/76212 sayılı markası nedeniyle dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakkı bulunduğundan, redde mesnet markanın dava konusu başvurunun tesciline engel olamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 03/06/2021 gün ve 2020/380 Esas - 2021/201 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile Türk Patent ve Marka Kurumunun 19/10/2020 tarih ve 2020-M-8390 sayılı YİDK kararının İPTALİNE, 3-Davacı vekilinin başvurunun tescil işlemlerinin devamına yönelik talebinin reddine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile kalan 373,2‬0 TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.250,00 TL bilirkişi ücreti, 93,00 TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan 79,50 TL tebligat ve posta ücreti, 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.643,2‬0 TL yargılama giderine, 54,40 TL peşin harç, 54,40 TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 2.752‬,00 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı şirket ile davalı ... tarafından ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/04/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/04/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/380, K. 2021/201, T. 22.03.2017, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-380-e-2021-201-k-fe7db249bf88