Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/337 E. 2021/261 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/337
Karar No
2021/261
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/438 KARAR NO : 2024/758 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/06/2021 NUMARASI : 2020/337 E. - 2021/261 K. DAVACI VEKİLİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararı İptali ile Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/06/2021 tarih ve 2020/337 E. - 2021/261 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin Güney Kore’de bulunan Kore-Japon holding grubu olan ... ...’un şirketlerinden biri olduğunu, "..." ibaresi ve "L" logosunun birçok ülkede tescil ettirildiğini, ... ...'in Güney Kore'nin en büyük otel zincirlerinden birisi olduğunu, dünya çapında da bilirlik kazandığını, müvekkili şirket tarafından davalı şirketin 2019/67024 sayılı ve “...” ibareli marka başvurusuna itiraz edildiğini, itirazlarının TÜRKPATENT Markalar Dairesi Başkanlığı ve YİDK tarafından reddedildiğini, başvurunun müvekkilinin markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzediğini, davalı şirketin dava konusu ibareyi kötüniyetle tescil ettirmeye çalışarak müvekkili şirkete ait “...” ibaresini içeren markanın kalitesinden ve güvenilirliğinden haksız yarar sağlamaya çalıştığını, ibarenin başına getirilen “e” harfinin markaya ayırt edicilik katmadığını, dava konusu markada müvekkili şirkete ait logonun çok benzerine yer verildiğini, tüketicilerin markaları taşıyan mal veya hizmetin aynı kaynaktan geldiğini düşünmelerinin kuvvetle muhtemel olduğunu, davaya konu markanın tescilinin haksız rekabete sebebiyet vereceğini, davalı şirketin marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirket ile aynı ticari alanda faaliyet gösteren davalı şirketin müvekkili markasını bilmemesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirket marka ve logosunun birebir aynısının kullanımı sebebiyle davalı şirkete ihtarname çekildiğini, ihtarnameye verilen cevapla kullanımın durdurulduğunun bildirildiğini, ancak davalı şirketin ihtarname sonrasındaki kullanımında çok ufak değişiklikler yaparak dava konusu markayı başvuruya konu ettiğini, bu durumun davalı şirketin müvekkili şirket markasından haberdar olduğu ve kötü niyetli olduğu hususundaki iddialarını desteklediğini, benzer marka başvurularının davalı kurum tarafından kötüniyet gerekçesiyle reddedildiğini, SMK'nın 6/5 ve 6/6 maddesi kapsamında da başvuru markasının tümüyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından davalı aleyhine Ankara 4. FSHHM 2020/21 E. sayılı dosya ile marka haklarının ihlaline yönelik dava açıldığını, bu dosyada alınan raporda taraf logolarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu kanaatine varıldığını ileri sürerek, YİDK’nın 2020-M-8417 sayılı kararının iptaline, 2019/67024 sayılı marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili, davacının dava ehliyetinin bulunmaması sebebiyle davanın reddini talep ettiklerini, davacı tarafın “...” ibareli marka ile yurt dışında faaliyet gösterdiğini iddia ettiğini, ancak markanın adlarına tescilli olduğundan bahsedilemediğini, “...”nin davacı ... Corporation ile ilgisinin ispatlanamadığını, davalı şirketin başvurusuna davacı tarafça yapılan itirazın TÜRKPATENT tarafından reddedildiğini, “...” markasının Türkiye’de tescilli olmadığını, Türkiye’de hiçbir faaliyetinin bulunmadığını, ortalama tüketiciler tarafından tanınmadığı ve bilinmediğini, taraf markalarının karıştırılması ihtimalinin bulunmadığını, bir markanın korunmasının ancak tescilden sonra mümkün olduğunu, davacı tarafın markasının tescilli olmadığını beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu 2019/67024 sayılı başvuru kapsamında yer alan 43. sınıf hizmetler ile davacı yanın itiraza mesnet 2018/54752 sayılı markası kapsamındaki hizmetlerin aynı/aynı tür olduğu; davacıya ait itiraza mesnet marka salt “şekil”den ibaret olup, herhangi bir kelime unsuru içermediği, buna karşın dava konusu markanın hem şekil hem kelime unsurlarını bir arada barındıran karma nitelikli bir marka olduğu, davacı markasında yer alan dikdörtgen şekil unsurunun ayniyet taşıdığı, her iki markada da şeklin içerisine “L” harfi konumlandırılmış olup, bu harf taraf markalarının birinde büyük, diğerinde ise küçük harf olarak yazılmışsa da her iki harfin de yazım şeklinin özellikleri nedeniyle büyük/küçük harf olarak değerlendirmeye almanın ya da bu markaları ayırt etmenin, dikkat gerektirdiği, bu ayrımin ilk bakışta fark edilebilir olmadığı, taraf markalarının “şekil” unsurları arasında, görsel açıdan yüksek seviyeli bir benzerlik taşıdığı, “şekil” unsurları arasında yüksek seviyeli benzerlik bulunması nedeniyle, taraf markaları arasında bütünsel anlamda da görsel benzerlik bulunduğu; davacı tarafça sunulan belgelerin iddia edilen tanınmışlığı ispatlamaya yeterli olmadığı, SMK'nın 6/4-5 maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı; dosya kapsamında SMK'nın 6/3. maddesi anlamında davacı şirketin Türkiye’de önceki tarihli, markasal ve ciddi kullanımını ispatlar nitelikte bir bilgi/belge bulunmadığı, bu nedenle davacının gerçek hak sahipliği iddiasının ispatlanamadığı, davacı tarafça ticaret unvanının Türkiye’de kullanıma ilişkin herhangi bir belgenin dosyaya sunulmadığı, bu nedenle dava konusu başvurunun SMK'nın 6/6. maddesi anlamında, davacıya ait ticaret unvanı sebebi ile reddi için gerekli koşulların oluşmadığı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.07.2008 tarih 2008/11-501 E.-2008/507 K. sayılı kararında başvuru sahibinin, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi halinin, kötü niyetin varlığı bakımından önemli bir kriter olarak görüldüğü, dava dışı ...'un, hem davalı şirketin, hem de dava dışı ... A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesi olduğu, ... A.Ş. adına kayıtlı 31.12.2017 tarihli, 2017/122883 sayılı ve “... ...” ibareli başvurunun 19.07.2018 tarih ve 2018-OE-335272 sayılı MDB kararı ile; 08.05.2018 tarihli, 2018/45331 sayılı ve “... ...” ibareli başvuru 20.06.2019 tarih ve 2019-M-5660 sayılı YİDK kararı ile; 08.05.2018 tarihli, 2018/45323 sayılı ve “... ... ...” ibareli başvuru ise 26.06.2019 tarih ve 2019-M-5656 sayılı YİDK kararı ile reddedildiği, söz konusu başvuruların tamamının davacı şirketin itirazı üzerine reddedildiği ve kararlarda başvuru sahibin kötü niyetli olduğunun ifade edildiği; davacı şirketin dava dışı şirkete 03.09.2019 tarihinde ihtarname göndererek, kullanıma son verilmesini talep ettiği, şirketin 11.09.2019 tarihli cevabı ile kullanımı durdurduklarını bildirdiği; davalı şirket ile dava dışı ... A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesinin, dava dışı ... olduğu, her iki şirketin yönetim kurulu üyesinin aynı kişi olmasından kaynaklı olarak; davalı şirket ile dava dışı şirket arasında organik bir bağ bulunduğunun söylenebileceği, dava dışı şirketin, eldeki davaya konu marka başvuru tarihinden önce 2017 ve 2018 yıllarında içinde "..." ibaresini taşıyan marka tescil başvurularının bulunduğu, bu başvuruların davacının itirazı üzerine davalı kurum tarafından reddedildiği, dolayısıyla dava dışı şirketin, davacıya ait tescilli markalardan haberdar olduğu, dava dışı ... A.Ş. ile aynı yönetim kurulu üyesini barındıran davalı şirketin eldeki davaya konu marka başvurusu içinde daha önce reddedilen "..." kelimesini içerecek şekilde ve "..." halinde davaya konu marka başvurusunun tescili isteminde bulunduğu, yukarıda izah edildiği üzere; başvuru markasında yer alan logo ile davacıya ait itiraza mesnet marka kapsamındaki logonun da görsel olarak yüksek düzeyde benzer şekilde oluşturulduğu, dava dışı ... A.Ş. ile aynı yönetim kurulu üyesini içinde barındıran davalı şirketin, dava konusu marka başvuru tarihinde, davacı şirketin itiraza mesnet markasından haberdar olmadığının söylenemeyeceği, yine bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının özellikle yurtdışında "..." ibaresini markasal olarak turizm sektöründe kullandığı, davalı şirketin de turizm sektörüne ilişkin marka başvurusunda bulunduğu düşünüldüğünde, bu sektör ile hemhal davalı şirketin davacıya ait "..." markalarının aynı sektörde markasal olarak yurtdışında kullandığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde, bu ibare ile oldukça benzer "..." ibaresini tescil ettirmek istemesinin ticari dürüstlük kurallarına uymayan kötü niyetli bir yaklaşım olduğu, bu nedenle dava konusu marka başvuru tarihi itibariyle, davalı şirketin, davacıya ait itiraza mesnet markayı ve davacının yurt dışında "..." markalarını kullandığını bildiği ya da bilmesi gerektiği halde, gerek logo gerekse "..." şeklinde marka tescil başvurusunda bulunmasının ticari dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığı anlaşıldığından; SMK m.6/9 hükmü uyarınca davalı şirketin marka tescil başvurusunda kötü niyetli olduğu kanaatine varıldığı, dava konusu uyuşmazlıkta SMK'nın 6/1 ve SMK 6/9. maddesi hükmü koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 2020-M-8417 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2019/67024 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markalarının bütünüyle bıraktıkları izlenimin farklı olduğunu, SMK'nın 6/9. maddesi kanaatinin hukuka uygun olmadığını, bu konuda yeterli delil sunulmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, daha önce dava dışı ... A.Ş. tarafından gerçekleştirilen 2018/45331 sayılı ve "..." ibareli başvuru ile 2018/45323 sayılı ve "... ... ..." ibareli marka başvurularının davacı şirketin itirazı üzerine YİDK kararlarıyla kötüniyet gerekçesiyle reddedildiği, ... adlı kişinin dava dışı bu şirketin hem yönetim kurulu başkanı hem de yetkilisi olduğu, aynı zamanda eldeki davaya konu başvuruyu yapan davalı şirketin yönetim kurulu üyesi ve yetkilisi olduğuna dair belgelerin işlem dosyasına ibraz edildiği, anılan YİDK kararlarının iptali talebiyle dava açıldığına dair bir bilginin ise bulunmadığı; davaya konu marka başvurusunun, kötüniyet gerekçesiyle reddedilen markaların esas unsurunu oluşturan "..." ibaresine "E" harfi eklenmek suretiyle oluşturulduğu, başvuruda davacı şirketin logosuna benzer bir logo kullanılmak suretiyle, başvurunun davacı şirketin markasına daha da yakınlaştırıldığı, davacı tarafça yaptırılan tespitte de davalı şirketin otelinde "..." ibaresinin "..." şeklinde yazılmak suretiyle kullanıldığının dahi belirlendiği, söz konusu deliller de işlem dosyasına sunulmuş olup, davalı şirketin davacının markasından haberdar olduğunun ve davaya konusu başvuruyu davacının markasından haksız olarak yararlanmak için kötüniyetle gerçekleştirildiğinin eldeki davaya konu başvuru yönünden de kabulünün gerektiği anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/04/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 12/05/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/337, K. 2021/261, T. 11.09.2019, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-337-e-2021-261-k-c236c48b0401