Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/29 E. 2021/420 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/29
Karar No
2021/420
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/307 - 2024/513 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/307 KARAR NO : 2024/513 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/12/2021 NUMARASI : 2020/29 E. - 2021/420 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI DAVANIN KONUSU : Marka Tecavüzünün ve Haksız rekabetin Tespiti, Durdurulması, Kaldırılması Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/12/2021 tarih ve 2020/29 Esas - 2021/420 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 43. sınıfta tescilli “..." ibareli markaların sahibi olduğunu, müvekkili ile davalı firma arasında 25.04.2019 tarihinde franchise ve devir sözleşmesi akdedildiğini, iş bu sözleşme kapsamında davalı franchise alana ... adresinde tam teşekkül ile kurulu ve işlemeye devam eden ... şubesinin toplam 475.000,00-TL bedelle 275.000,00 TL'si nakit, geri kalan 200.000,00-TL'si ise 30.06.2019 ve 30.07.2019 vade tarihli bonolar karşılığında devredildiğini ve müvekkili markasının kullanım hakkının verildiğini, ayrıca 01.04.2020 tarihinden itibaren başlamak üzere aylık cironun %4'ünün royalty bedeli olarak kararlaştırıldığını, müvekkilinin iş yerini davalıdan evvel bir süre kendi işlettiği için taşınmazı kiralayarak depozito olarak 10.000,00-USD ödediğini, 25.04.2019 tarihli franchise ve devir sözleşmesinin imzası sırasında müvekkili ile davalı 25.04.2019 tarihinde mal sahibinin de imza ettiği bir alt kira sözleşmesinin de yapıldığını, davalının akde aykırı davranması nedeniyle 06.09.2019 tarihinde davalıya Kadıköy 29. Noterliğinden 19421 yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiğini, davalının sözleşmeye aykırı davranışlarının devamı ve ödemelerini aksatması üzerine söz konusu hususların Franchise ve Devir Sözleşmesinin 5.2.2. Ödemelerde Aksama başlıklı maddesine aykırılık teşkil ettiği, söz konusu aykırılıkların giderilmesi ve ayrıca 2019 yılı Haziran ve Temmuz aylarında ödenmesi gereken 200.000,00-TL'nin 7 gün içerisinde ödenmesi, aksi halde sözleşmenin feshi yoluna başvurulacağı hususlarının ihtar edildiğini, davalının ihtarnameye cevap verdiğini, davalının sözleşmeye aykırı olarak başka tedarikçilerden alım yaptığını, iki adet bononun davalı tarafından ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesinin 2019/32160 E. sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz yapıldığını, burada başka bir dosyadan icra takibi olduğunun öğrenildiğini, davalının Franchise ve Devir Sözleşmesinin yürürlükte olduğu bir dönemde sözleşmedeki başka alanlarda faaliyette bulunma yasağına aykırı davranarak borç altına girdiğini, bunun üzerine 21.10.2019 tarih ve 23181 yevmiye nolu Kadıköy 29. Noterliğince “25.4.2019 tarihli franchise ve devir sözleşmesinin, sözleşme mucibince feshedildiği ve ana sözleşmeye bağlı akdedilmiş tüm sözleşmelerinde aynı şekilde tek taraflı olarak sonlandırıldığı, müvekkiline ait sistem, konsept, marka, know-how şekillerin kullanılmasına derhal son verilmesi, tabelanın indirilmesi vb.” hususunu içeren ihtarname gönderildiğini, ancak işyerinin mühürlenmiş olması sebebiyle ihtarnamenin bila tebliğ döndüğünü, sonrasında davalının bildirdiği adrese ihtarnamenin tebliğ edildiğini ve sözleşmenin sona erdiğini, davalının bu süreç devam ederken kötüniyetli olarak 21.10.2019 tarihinde gece saatlerinde iş yerinde bulunan tüm taşınır malları gizlice çıkarttığını, Çankaya Belediyesi Zabıta Müdürlüğünün iş yerini davalının kusuru sebebiyle mühürlediğini, dükkanın fiili olarak kapanmış olmasına rağmen üzerinde müvekkili firmaya ait tabela ve işaretlerin yer almasının müvekkilinin marka değerine telafisi imkansız zararlar vermeye devam ettiğini, davalı firma dükkanın devrinden sonra kirayı ödememesine rağmen müvekkili ile davalı arasında akdedilen alt kira akdine dayalı tahliye kararının henüz tesis edilmediğinden müvekkilinin tabelayı kendi iradesi ile indirme hakkına sahip olmadığını, müvekkili yeme içme sektöründe faaliyet gösterdiğinden, davaya konu işyerinin mühürlü olmasının müşteriler nezdinde işletmenin sağlığa ve nizamnamelere aykırı et kullanılması sebebi ile mühürlendiği algısı oluşturarak ticari itibarını zedelediğini, sözleşmenin feshedildiğini, işyeri mühürlendiği halde tabelanın asılı olmasının marka hakkına tecavüz olduğunu, ticari faaliyetin yürütülüp yürütülmemesinin SMK anlamında öneminin bulunmadığını, bu sebeple Balgat Mah. Ziyabey Cad. No:55 A Çankaya/ANKARA adresinde bulunan tabela ve müvekkilini çağrıştıran sair işaretlerin indirilmesi/kaldırılması için Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2019/99 D.İş-2019/101 K. numaralı dosyaya tedbir talebi ile başvuru yapıldığını, mahkemece tedbir taleplerinin kabul edildiğini ve Ankara 8 İcra Dairesi 2020/381 Esas sayılı dosyadan infazı gerçekleştirildiğini iddia ederek davalının ... ..." markasını kullanmaya devam etmesi sebebi ile SMK'nın 149. maddesine göre; markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması, tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulması, el konulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde taraflarına mülkiyet hakkının tanınması, tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masrafları tecavüz edene ait olmak üzere el konulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası, haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesini; tescilli markayı taşıyan tüm materyal ve bilgilerin kullanımına son verilmesi ve müvekkiline teslimi (işyerindeki tabelanın indirilmesi, know –how, kartvizit vs. kullanımına son verilmesi) ... adresindeki işyerinden "... ..."/ "..." ibareli tabelasının ve markayı taşıyan her türlü işaretin işyerinden kaldırılması, davalının marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulması, marka kullanımına son verilmesi tabelanın, markayı taşıyan cam giydirme tente ve her türlü işaretin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkiline ait işyerinin Çankaya Belediyesi Encümeninin 08.10.2019 tarih ve 3048.15 sayılı kararı ile iş yerinin çalışma ruhsatının olmaması sebebiyle mühürlendiğini, mühürleme tarihi itibarı ile müvekkilinin franchise alan sıfatı ile marka hakkını kullanmakta olduğunu, mühürlenen yerde ticari faaliyet yürütülmesinin hukuken ve fiilen mümkün olamayacağınından marka hakkına tecavüzün oluşmayacağını, müvekkili tarafından çekilen ihtarnamelerden bahsedilmediğini, müvekkilinin işyerinin devrinden sonra çalışma ruhsatının olmadığını öğrendiğini, bunun üzerine müvekkilinin davacı şirkete başvuru yaptığını ve franchise ve devir sözleşmesi ile çalışır durumda iken devraldığını, ruhsatsız olarak kendisine devredilen işyerinin kapatılacağını belirterek cayma iradesini ortaya koyduğunu, davacı şirketin müvekkiline ruhsat alımı ile ilgili her türlü maddi ve manevi sorumluluğun kendilerine ait olacağını belirttiğini, müvekkilinin bu konuda bir ek sözleşme yapılması talebi üzerine Franchise ve Devir Sözleşmesine Ek Protokol başlıklı bir sözleşme ile bu durumun yazılı olarak hüküm altına alındığını, davacının müvekkilini finansal tablolar, çalışanların sayısı ve maaş bilgileri konularında yanılttığını, müvekkilinin daha önce uzun yıllar başarı ile bir kahve zincirinin franchise alanı olarak ticaret yaptığını, davacının mal aldığı firmalarla “sponsorluk anlaşması” yaptığını, müvekkilinin, çok daha pahalı fiyata toptan mal almasının dayatıldığını, ruhsatsız olarak kendisine devredilen dükkanda, sigortasız yabancı uyruklu çalışanlar olduğunun kendisine bildirilmediğini, çalışanların sayısı gibi maaş toplamlarının makyajlandığını, davacıya iş yerinin mühürleneceğinin bildirilmesine rağmen hukuki girişimde bulunmadığını, davacı yanın kusuru sebebiyle mühürlenen işyerindeki eşyaların marka hakkına tecavüz oluşturmasının hukuken mümkün olmadığını, müvekkilinin şirkete zarar etmekte olduğunu bildirdiğinde kendisine “çok et kullandığı, müşteriye sunduğu et gramajını azaltması”nın yazılı olarak tavsiye edildiğini, bu tavsiyenin know-how kapsamına giren bir faaliyet olmadığını, davacı tarafça müvekkilinin markayı kullandığına dair hiçbir delil ortaya konulamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, benimsenen bilirkişi heyet raporunda "2019/99 D. İş sayılı dosya ve bu dosya kapsamında verilen ihtiyati tedbire ilişkin haciz tutanağının incelenmesi neticesinde davalı iş yerindeki tabela ve tentenelerdeki kullanımların "..." şeklinde olduğunun tespit edildiği, taraflar arasında 25.04.2019 tarihinde franchise sözleşmesinin kurulduğu, yine aynı tarihte davacının 10.12.2017 tarihinde kiraladığı iş yerini davalıya alt kira sözleşmesi ile kiraladığı, diğer taraftan taraflar arasında sözleşmenin kurulmasından sonra ihtilaf çıktığı, davacı tarafın, ana sözleşmeye bağlı akdedilmiş tüm sözleşmelerin de aynı şekilde tek taraflı olarak sonlandırıldığı, müvekkiline ait sistem, konsept, marka, know - how şekillerin kullanılmasına derhal son verilmesi, tabelanın indirilmesi vb.” hususunu içeren ihtarname gönderildiği, davacının çektiği fesih ihtarnamesinin davalıya başlangıçta tebliğ edilemediği, ancak söz konusu ihtarnamenin 04.12.2019 tarihinde davalının bildirdiği adrese tebliğ edildiği, dolayısıyla davalının feshin haklı olup olmamasına göre ileri sürebileceği talepler saklı kalmak kaydıyla, taraflar arasındaki hukuki ilişki davacının fesih iradesinin davalıya ulaştığı 04.12.2019 tarihinde sona erdiği, eş anlatımla davacının sözleşmeyi feshi haklı veya haksız olsun taraflar arasındaki franchise sözleşmesinin 04.12.2019 tarihinde sona erdiği, davalının bu tarihten sonra gerçekleştirdiği kullanımların sözleşme kapsamında olmadığı, genel hükümler kapsamında değerlendirilmesinin gerektiği; davalı iş yerindeki tabela ve tentelerindeki "..." şeklindeki kullanımlar ile davacı adına tescilli 2007/35378, 2016/103523 ve 2018/57504 sayılı markaları arasında aynılık veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlik bulunduğu gibi davalının bu marka ile mühürlenmeden önce tüketicilere sunduğu yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinin davacının bu markalarının kapsamında bulunduğu, dolayısıyla davalı kullanımı ile davacı markalarının hizmetleri arasında da aynılık bulunduğu, diğer taraftan mühürlü bir iş yerinde davacının markalarının bulunmasının davalı vekilinin beyanının aksine davacıya zarar verme ihtimalini de doğurduğu, davacı markalarının kullanıldığı işyerinin mühürlü olmasının tüketiciler nezdinde davacının hukuka aykırı işlemleri nedeniyle işletmesinin mühürlendiği algısını yaratacağı, böyle bir algının davacıya zarar verdiği veya ticari itibarını zedelediği, belirtilen nedenlerle davalı iş yerindeki tabela ve tentelerindeki ... şeklindeki kullanımların taraflar arasında imzalanan franchise sözleşme kapsamında hukuka uygun kullanım olarak kabul edilemeyeceği," şeklinde ifade edilen görüş ve düşünceye aynı gerekçelerle iştirak edildiği, davalı kullanımlarının davacıya ait tescilli markaları ile iltibas oluşturacak şekilde “ticaret alanında” ve “markasal” nitelikte bir kullanım olduğu; işyeri dışındaki tabela ve tenteleri kaldırma imkanı olmasına rağmen yerine getirmediğinden marka tecavüzü eyleminin sabit görüldüğü, diğer yönden, davalı tarafın iş yeri içinde olan ve üzerinde "..." ibaresi geçen ürünler açısından marka tecavüzü iddiasının ise işyeri kapısı Belediye tarafından mühürlü olup davalı iradesi ile işyeri açılamayacağından ve içerideki ürünlere müdahale imkanı olmadığından haklı bulunmadığı; haksız rekabet açısından, taraflar arasındaki franchise sözleşmesi 04.12.2019 tarihinde sona ermiş olup davaya konu olan iş yerindeki tabela ve tentelerdeki ''...'' şeklindeki davalı kullanımlarının davacıya ait tescilli markaları ile iltibas oluşturacak şekilde “ticaret alanında” ve “markasal” nitelikte bir kullanım olduğu; işyeri dışındaki tabela ve tenteleri kaldırma imkanı olmasına rağmen yerine getirmediğinden haksız rekabet eyleminin sabit görüldüğü, diğer yönden davalı tarafın iş yeri içinde olan ve üzerinde "..." ibaresi geçen ürünler açısından ise haksız rekabet iddiası ise işyeri kapısı belediye tarafından mühürlü olup davalı iradesi ile iş yeri açılamayacağından ve içerideki ürünlere müdahale imkanı olmadığından davacının bu iddiasının ise haklı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı tarafın davaya konu olan iş yerindeki tabela ve tentelerdeki ''...'' şeklindeki markasal kullanımlarının davacıya ait 2007/35378, 2016/103523 ve 2018/57504 sayılı tescilli markalara tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, bu şekilde ihlal oluşturan eylemlerin önlenmesine, durdurulmasına, tabela ve tentelerdeki markasal kullanımların kaldırılmasına, tabela ve tenteye el konulmasına, üzerindeki "..." ibaresinin silinmesine, bu mümkün değil ise imhasına, davalı tarafın iş yeri içinde olan ve üzerinde "..." ibaresi geçen ürünler açısından marka tecavüzü ve haksız rekabet davasının reddine, mahkemenin 2019/99 D. İş sayılı tedbir kararının karar kesinleşmesine kadar devamına, karar kesinleştiğinde karar da geçen tabela ve tente hakkında 3 ve 4 nolu ara kararların uygulanmasına, diğer ürünlerin (iş yeri içinde ele geçen ürünler) iadesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, iş yerindeki ürünler yönünden davanın reddinin hatalı olduğunu, davalının 2/6 oranında haklı görülmesi ve müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın tümden kabulünün gerektiğini, mühürleme gerekçesi ortadan kalktığında iş yerinin faal hale gelebileceğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde, mühürlenmiş olan ve müvekkilinin hukuken girmesi mümkün bulunmayan dükkana serbestçe girme imkanı varmış gibi karar verildiğini, iş yerinin kül olarak mühürlenmiş olduğunu, tabelasının, tentelerinin sökülebileceğinin varsayılamayacağını, mühürlü olarak duran ve hiçbir ticari faaliyet sürdürülemeyen dükkanın dışındaki tenteteler nedeniyle haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz oluşturan kullanım olarak nitelendirilmesinin fahiş hata olduğunu, kararın verildiği gün dükkan mal sahibi ile asıl kiracı davacı arasındaki süreç sonucu boşaltıldığını, davacının işbu davayı açmakta hukuki menfaati bulunmadığını, franchise sözleşmesine göre ruhsat alınmasının davacının sorumluluğunda olduğunu, franchise sözleşmesi ile birlikte alt kira sözleşmesinin de feshedildiğini, dolayısıyla tabelanın bulunduğu taşınmazın tek kiracısının davacı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : 1-Dava, marka tecavüzünün ve haksız rekabetin tespiti durdurulması ve kaldırılması istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 04.12.2019 tarihi itibariyle belediye görevlilerince mühür altına alınan iş yerinde bulunan ve üzerinde davacının markasının bulunduğu eşyalarla ilgili davanın reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; taraflar arasında, aralarında, ... adresindeki kurulu ve işlemeye devam eden ... şubesinin davalıya devri hususunda 25.04.2019 tarihinde franchise ve devir sözleşmesi imzalandığı, davalının davacıya ait markayı sözleşme kapsamında kullanmaya başladığı, sözleşmenin uygulanması sürecinde taraflar arasında uyuşmazlıklar çıktığı, tarafların birbirine noter kanalı ile ihtarnameler gönderdikleri, uyuşmazlıkların çözülememesi üzerine ise, davacı tarafça Kadıköy 29. Noterliğinden 21.10.2019 tarih ve 23181 yevmiye nolu, sözleşmenin feshini bildiren ihtarnamenin gönderildiği, ancak 22.10.2019 tarihinde sözleşmeye konu iş yerinin ruhsatının bulunmaması nedeniyle belediye görevlilerince mühürlendiği, bu iş yerinin davalının sözleşme kapsamındaki adresi olması ve iş yerinin mühürlenmesi nedeniyle fesih bildiriminin davalıya tebliğ edilemediği, ihtarnamenin davalının bildirdiği yeni adresine 04.12.2019 tarihinde tebliğ edilebildiği, ancak, tebliğ tarihinde iş yerinin fiilen mühürlü olduğu, mühürlü haliyle iş yerinin dış kısmında davacının markasını içeren tabela ve tenteler ile iç kısmında yine davacının markasını içeren bir takım malların bulunduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı tarafça, bu kez 27.12.2019 havale tarihli dilekçe ile, iş yerindeki tabelanın kaldırılması, marka hakkına tecavüzün durdurulması ve marka kullanımına son verilmesi için Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/99 D.İş sayılı dosyasında ihtiyati tedbir talep edildiği ve mahkemece talebin kabul edilerek, 13.01.2020 tarihinde Çankaya Belediyesinin ilgili birimlerince mühür sökülmek suretiyle tedbir kararının yerine getirildiği, 24.01.2020 tarihinde de işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekilince, dava konusu iş yerinde bulunan tabela, tente ve davacının tescilli markasını taşıyan ürünlerin bulunmasının 04.12.2019 tarihinden sonra marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu iddia edilmiş, ilk derece mahkemesince, yukarıda yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, mühürlü iş yerinin içerisinde bulunan mallarla ilgili davanın kısmen reddi doğru ise de, davanın kısmen kabulü yönünden davalının SMK'nın 29/1-a maddesi yollamasıyla, 7. maddesi kapsamında bir kullanımı söz konusu değildir. Zira mühürlü iş yerinde, davacının markası ile verilen bir hizmet bulunmamakta olup, markanın SMK'nın 7/3. maddesi kapsamında ticaret alanında kullanılması da söz konusu olmamıştır. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 08/12/2021 gün ve 2020/29 Esas - 2021/420 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcının, peşin olarak alınan 80,70-TL harçtan mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4 maddesi uyarınca belirlenen 25.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davacıdan alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 10-Davalıdan peşin olarak yatırılan 14.849,79.TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davalıya iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/03/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 11/04/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/29, K. 2021/420, T. 04.12.2019, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-29-e-2021-420-k-094b94ea1d49