Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/281 E. 2021/292 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/281
- Karar No
- 2021/292
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1315 - 2024/1609 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1315 KARAR NO : 2024/1609 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/07/2021 NUMARASI : 2020/281 E. - 2021/292 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/07/2021 tarih ve 2020/281 E. - 2021/292 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin çeşitli sınıflarda tescilli ve önceki tarihlerden beri kullanılan "..." ibareli markasının bulunduğunu, davalı Şirketin ise 2018/37284 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa davalı Şirket başvurusunun SMK'nın 5/1-c ve f maddesi hükümlerine aykırı olduğunu, davalı Şirketin, halk arasında iyi bir su olduğu yönünde intiba bulunan "..." ibaresini kullanmak suretiyle haksız yarar sağlamaya çalıştığını, her ne kadar "..." ibaresi, bir coğrafi işaret olduğundan kimsenin tekeline bırakılamayacaksa da davalı Şirketin, ... Dağı’ndan çıkarmadığı bir suyu, üzerinde "..." etiketi ile piyasaya sürmesinin tüketicinin yanılmasına yol açacağını, emsal davalarda, 32. sınıfta yer alan ve su içermesi zorunlu olan tüm mallar yönünden ürünün kaynağının ... olmadığı halde ... ibaresinin kullanılmasının tüketiciyi yanıltacağının kabul edildiğini, davalı başvurusunun SMK'nın 5/1-a, b, d maddeleri uyarınca da reddinin gerektiğini, "..." ibaresinin, özellikle su ve içeriğinde su bulunan ürünler için tek başına tescil edilemeyeceğini, davalı şirket başvurusunun kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış bulunduğunu, bu nedenle dava konusu başvurunun SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddeleri uyarınca da tescil edilemeyeceğini, dava konusu başvurunun müvekkili markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ve bu benzerliğin markaların karıştırılmasına yol açacağını, SMK'nın 5/1-ç ve 6/1 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleştiğini, davalı başvurusunun aynı zamanda SMK'nın 6/3 ve 6/6 maddeleri uyarınca da reddinin gerektiğini ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-7022 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını, SMK'nın 6/3 maddesinde öngörülen koşulların gerçekleştiğinin ispatlanamadığını, SMK'nın 6/5 maddesine dayalı davacı iddialarının yerinde olmadığını, SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında bir tescil engelinin bulunmadığını, davacının kötü niyete ilişkin iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının SMK'nın 5/1-a, b, c, d, f hükümlerine ilişkin iddialarının da yerinde olmadığını, başvuru kapsamında kalan 32. sınıftaki "sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar" malları yönünden "..." ibaresinin doğrudan tanımlayıcı veya yanıltıcı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Pazarlama Tarım Ürünleri Turizm Nakliyat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, özellikle İzmir ve Aydın illerinde "..." ibaresinin, tanınmış birçok firma tarafından kullanıldığını, "..." ibaresinin yanına eklenen ve ayırt edici niteliği yüksek birçok ibare ile birlikte tescilinin alındığını, davacının "..." unsurunu içeren hemen hemen her marka başvurusuna itiraz ettiğini ve bu itirazların reddedildiğini, müvekkilinin 1976 yılında kurulduğunu, kuruluşundan itibaren "... ... ..." adı altında faaliyetlerini sürdürdüğünü, müvekkilinin, itiraza gerekçe markalardan çok daha önceki tarihlerde ticari faaliyetlerine başladığını ve "..." markasına bilinirlik kazandırdığını, müvekkilinin başvurusunun doğal kaynak suyuna ilişkin olmadığını, başka marka başvurularına ilişkin kararların bu davada emsal teşkil etmeyeceğini, müvekkili başvurusunda "..." ibaresinin kullanılmasının, tüketiciyi yanıltmayacağını, ayrıca başvurunun ayırt edici nitelik taşıdığını, başvurunun kapsamında kalan mallar için markanın doğrudan tanımlayıcı olmadığını, müvekkilinin amacının uzun yıllardan beri sahip olduğu hakkı korumak olduğunu, bu nedenle davacının kötü niyet iddiasının haksız bulunduğunu, davacının tanınmışlığa ilişkin iddiasının "..." markasıyla ilgili olduğunu, müvekkili başvurusunun "..." markasıyla ilişkilendirilemeyeceğini, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin de bulunmadığını, davacının SMK'nın 6/3 ve 6/6 maddelerine dayalı iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru ile davacı markası arasında kapsamları açısından aynı/aynı tür olma durumunun bulunmadığı gibi işaret bakımından da aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olma durumunun gerçekleşmediği, somut uyuşmazlık bakımından önceki marka/başvuruya dayalı bir mutlak tescil engelinin varlığından da söz edilemeyeceği, dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresinin, markadaki şekil unsuru ile birlikte markanın asli unsurlarından birini oluşturduğu, ancak bir yer adı olması nedeniyle ilgili tüketiciler tarafından özel olarak markasal bir algının oluşmayacağı, dava konusu başvuruda, tescil kapsamındaki malların türünü gösteren "..." ibaresinin de yer aldığı, bu ibarelerin dışında figüratif unsurlar da barındıran M harfi bulunduğu, bu kapsamda çekişme konusunu oluşturan "..." ibaresinin markanın tek başına asli unsurunu oluşturmaması nedeniyle SMK'nın 5/1-d maddesi kapsamında bir tescil engelinin varlığından söz edilemeyeceği, dava konusu markada asli unsurun parçası durumunda olan ve çekişme konusunu oluşturan "..." ibaresinin, markanın tescil kapsamında bulunan mallar ve bu malları temsil eden tali unsur durumundaki "..." ibaresi ile birlikte ilgili tüketiciler nezdinde üretim yerine ilişkin algı yaratmasının kuvvetle muhtemel olduğu, "..." ibaresinin, "su" ürünleri ile ilgili olarak coğrafi işaret tescil başvurularına konu edildiği, ... Dağı'ndan çıkarılan sularla ilişkilendirildiği veya su ürünleri için tüketicinin tercihini etkileyebilecek nitelikte olduğu, dava konusu başvurunun kapsamında bulunan "Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar." mallarının doğrudan "su" içermediği, bununla birlikte anılan malların ham maddeleri arasında "su" bulunduğu, çekişme konusu bu malların nihai satışına konu olan ambalajlanmalarında çeşitli düzenlemeler gereği içeriği hakkında bilgi verilmesine ilişkin zorunluluğun yerine getirildiği etiketler kapsamında da içerik hakkındaki bilgilerde "su" malının yer alabildiği, ayrıca Türk Gıda Kodeksi Meyve Suyu ve Benzeri Ürünler Tebliği incelendiğinde, "konsantreden üretilen meyve sularına ilave edilecek su, meyve suyunun kalitesini etkilemeyecek şekilde, özellikle duyusal, mikrobiyolojik ve kimyasal açıdan uygun özelliklerde ve İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmeliğe" uygun olacak şekilde üretilmeli hükmüne yer verildiği, burada meyve suyu ve benzeri ürünlerin içeriğine su eklendiğinin açıkça belirtildiği, dolayısıyla dava konusu başvurunun kapsamındaki malların üretiminde "su" kullanıldığının açık olduğu, davalı Şirketin ... Dağı’ndan su çıkarılması konusunda herhangi bir tesis veya üretim izni bulunmadığı, dosya kapsamında çekişme konusu malların üretimi sırasında kullanılan "su" ürününün, ... Dağı’ndan çıkarılan sulara ilişkin olduğu, burada tesis ve üretim izni bulunan bir kişiden temin edildiğine ilişkin bir kayda rastlanmadığı, ilgili tüketici nezdinde dava konusu markanın tescil kapsamında bulunan içeceklerin tamamının, ... Dağı’ndan elde edilen su ürünü ile imal edildiğine ilişkin bir algının oluşmasının mümkün bulunduğu, bu algının özel bir su ile üretilen ürüne yönelmeye ilişkin ciddi bir yanılgıya sebep olabileceği, davalı şirket markasındaki "..." ibaresinin yanıltıcılık içerdiği, dava konusu marka başvurusunun SMK'nın 5/1-f maddesi hükmü uyarınca mutlak tescil engeline tabi olduğu, davacıya ait itiraza mesnet markalarla dava konusu marka arasında SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında iltibas tehlikesi bulunmadığı, SMK'nın 6/4, 6/3 ve 6/6 maddeleri anlamında bir tescil engelinin de olmadığı, davalı Şirketin kötü niyetli olduğu iddiasının yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, 2020-M-7022 sayılı YİDK kararının davacının itirazlarının reddine ilişkin kısmının iptaline, dava konusu 2018/37284 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, ilk derece mahkemesi kararındaki gerekçenin aksine başvuru markasında yer alan "..." ibaresinin, coğrafi kaynak/malın üretildiği yer bakımından yanıltıcı olmadığını, aksi yöndeki mahkeme tespitinin hukuka aykırı bulunduğunu, mahkeme kararında da başvuru kapsamında yer alan "Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar." mallarının doğrudan "su" içermediğinin belirtildiğini, buna rağmen dava konusu başvuru kapsamında bulunan bu içeceklerin hammaddeleri arasında "su" bulunduğu için ilgili tüketici nezdinde dava konusu markanın tescil kapsamında bulunan içeceklerin tamamının ... Dağı’ndan elde edilen su ürünü ile imal edildiğine ilişkin bir algının oluşmasının mümkün olduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verildiğini, bu tespitin hukuka aykırı bulunduğunu, dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresinin, tüketiciler nezdinde ciddi bir yanılgıya sebep olmayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-f maddesinde, "Mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak markaların," mutlak tescil engelleri arasında kabul edildiği, anılan madde uyarınca başvuru aşamasında dahi, ürünlerin coğrafi kaynağı, üretim yeri, niteliği ve kalitesi yönünden halkı yanıltabilecek nitelikte olan marka başvurularının reddinin gerektiği, ... suyunun, ... İlçesi'nin sınırları içinde bulunan ... Dağı'ndan çıkan memba suyunun adı bulunduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08.07.2019 tarih, 2018/2795 Esas, 2019/5044 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere başvuru kapsamında yer alan 32. sınıftaki "Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar" mallarının da niteliği itibariyle içerisine su katılabilecek emtiadan olduğu, davalı Şirketin "..." bölgesi suyu ile anılan malların üretimi veya bu nitelikteki malların pazarlanması konusunda bir faaliyet izninin bulunduğunu ispat edemediği, dolayısıyla sayılan mallar yönünden dava konusu başvurunun, coğrafi kaynak konusunda yanıltıcı nitelik taşıdığı anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davalı ... tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/10/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/10/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.