Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/225 E. 2021/5 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/225
Karar No
2021/5
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1560 - 2024/1815 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1560 KARAR NO : 2024/1815 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14/01/2021 NUMARASI : 2020/225 E. - 2021/5 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/01/2021 tarih ve 2020/225 E. - 2021/5 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin 2017/62253, 2017/62257, 2017/110578 sayılı ve "...", "ses markası: ... ...'de" ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı Kuruma başvurduğunu, 2019/23510 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkilinin söz konusu ibareyi reklamlarında kullandığını ve tanıtımını yaptığını, dava konusu marka başvurusunun müvekkili markasını aynen içerdiğini, davalının markası ile müvekkili markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, davalının, müvekkilinin kullandığı markanın aynısı için tescil başvurusunda bulunmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2020-M-5213 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markalarında ortak olarak yer alan "..." sloganının, Kurul kararıyla ayırt edici bulunmaması, başvuru ve itiraz gerekçesi markalarda başkaca unsurların da bulunması gibi hususlar bir arada dikkate alındığında, çekişme konusu markalar arasında karıştırılma veya ilişkilendirme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağını, somut olayda SMK'nın 6/5 ve 6/9 maddesi koşullarının da oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında benzerlik ve karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından tanınmışlığa bağlı sonuçların oluşmadığı, davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini, eksik ve hatalı incelemeler içeren, itirazlarını karşılamayan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğunu, bu hususun usul, yasa ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı bulunduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan ayniyet derecesinde benzerlik olduğunu, markaların tüketici üzerinde bıraktığı genel izlenimin veya akılda kalan kaba görünümün dikkate alınması gerektiğini, bu nedenle markalar şekil, sözcük vs. açıdan farklı unsurlardan oluşsalar dahi markaların birbirini çağrıştırması halinde markalar arasında benzerlik olduğunun kabul edileceğini, müvekkilinin "..." ve "..." şeklinde markalarının tüketici nezdinde ayırt edici hale geldiğini, özellikle defalarca kez ses markasına maruz kalan tüketici nezdinde müvekkili markasının tanınmışlık anlamında karşılığı bulunduğunu, bilirkişi raporunda sundukları delillerin değerlendirilmediğini, yine müvekkili markalarının tanınmışlığı ile ilgili de bir değerlendirme yapılmadığını, müvekkili markasının tanınmışlığı kabul edilmese dahi sundukları deliller karşısında, müvekkil markasının ayırt edicilik kazandığı sınıfların tespit edilmesinin gerektiğini, ancak bu şekilde değerlendirme içermeyen rapor doğrultusunda eksik ve hatalı bir karar verildiğini, oysa umumi intibanın dahi marka tescil başvurusunun reddi için yeterli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "...", "..." ibareli markalar ve 2017/110578 sayılı ses markası arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvurunun tamamen davacı markalarından farklı bir algı yarattığı, kaldı ki taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin de slogan niteliğinde olup, ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğu, buna göre başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmış olduğu kabul edilse dahi bu durumun bir tescil engeli yaratmayacağı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/11/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/11/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/225, K. 2021/5, T. 08.06.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-225-e-2021-5-k-bedfca300790