Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/219 E. 2021/389 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/219
- Karar No
- 2021/389
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1132 KARAR NO : 2024/1482 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ... : 25/11/2021 NUMARASI : 2020/219 E. - 2021/389 K. DAVACI VEKİLİ . DAVALI : DAVANIN KONUSU : Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/11/2021 tarih ve 2020/219 E. - 2021/389 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... yaptığı 2019/48424 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna davalı yanın 2206/31856, 2010/43608, 2010/43610 sayılı markalara dayalı itiraz ettiğini, itiraz sonucunda Markalar Dairesi Başkanlığı kararıyla başvurunun kısmen reddedildiğini, müvekkilinin bu karara itirazının ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedilmiş olduğunu, oysa müvekkilinin “...” ibaresini aktif olarak kullandığını, müvekkili adına tescilli "..." ibareli marka ile dava konusu marka arasında birebir benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin 1962 yılından beri bu markayı kullandığının, ...’nin, ...’nin oğlu olduğunu, ... tarafından oluşturulan markaların daha sonra müvekkili şirket tarafından devralındığını, müvekkilinin www...com.tr adresinin sahibi olduğunu, müvekkilinin bu markaya kullanım ile ayırt edicilik kazandırdığını, başvurunun kısmen reddinin hatalı olduğunu, müvekkilinin müktesep hakkının kabul edilmesi gerektiğini, davalının müvekkilini taklit ettiğini, Bakırköy 1. FSHHM’de 2014/134E sayısı ile görülen davada davalının 2004/12940 sayılı “... ...” markasının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, anılan kararın kesinleştiğini, müvekkilinin “...” esas unsurlu markalarının üstün hak sahibi olduğunu, müvekkilinin 2005/22452 sayılı markasının yanı sıra 2017/57650 sayılı markasının da tescilli olduğunu, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığını ileri sürerek, 2020-M-4790 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili, taraf markalarının birbirinden ayırt edilmelerinin mümkün olmadığını, ortalama tüketici nezdinde markaların birbiri ile benzer görüleceklerini, müvekkilinin 2006/31856, 2010/43608 ve 2010/43610 sayılı markaların sahibi olduğunu, davacı yanın dahi dava dilekçesinde müvekkili markası ile karışıklık yaşadığını, davaya konu tescili talep edilen markanın esas unsurunun “... ...” olduğunu, müvekkilinin anılan ibare üzerinde öncelikli hak sahibi olduğu, dava konusu markanın da müvekkilinin bu öncelik hakkına sahip olduğu ibareden oluştuğunu, davacı yanın tescilli olduğunu iddia ettiği markaların tescil kararlarının henüz verilmediğini, tescilli olmayan bu markaların müktesep hak sağlamayacağını, davacı yanın 2017/57650 sayılı markası kapsamında 43. sınıf hizmetlerin yeralmadığını, yine 2005/22452 sayılı markasının ise dava konusu marka ile hiçbir benzerlik taşımadığını, davacının kötü niyetli bir şekilde müvekkili markalarının tanınırlığından yararlanma amacı taşıdığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markalarının 43. sınıf hizmetleri birebir kapsadıklarını, markaların benzerlik düzeyleri son derece yüksek işaretlerden oluştuğu, bu durumun ilgili tüketici kitlesi nezdinde dahi markaların birbirleri ile ilişkilendirilme ihtimali sonucunu doğuracağı, davacının dosya kapsamındaki mevcut tüm bu delillerinde, davacı yanın, devralmak suretiyle hak sahibi olduğu “... ...” markasının, davalıya ait en eski tarihli marka olan 03.07.2006 başvuru tarihli 2006/31856 sayılı markadan daha evvelki tarihli kullanımlarını gösterir yoğunlukta delilin dosyada mevcut olmadığı, 2004-2005 tarihli vergi levhasının tek başına bu yönde bir kanaate varılması için yeterli olmadığı, bununla birlikte davacı yanın dosya kapsamına sunduğu muhtelif yargı kararlarında, “...” ibaresi üzerinde “yiyecek – içecek sağlanması hizmetleri” açısından davacının önceye dayalı üstün hakkının mevcut olduğuna kanaat getirildiği; anılan mahkeme kararlarından Bakırköy 1. FSHHM’nin 2014/134 E. sayılı dosyasının kesinleştiği, dolayısıyla salt ilgili mahkeme kararının, davacı yanın, dava konusu “...” ibaresi üzerinde üstün hak sahipliğinin değerlendirilmesi açısından güçlü bir delil olduğu yorumunda bulunulmasının mümkün olduğu, ancak bu yorumda dahi önceye dayalı kullanım ile gelen bu hak sahipliğinin, sicilde mevcut tescilli markaların varlığı karşısında, her hal ve koşulda gerçek hak sahibi lehine sicildeki tescile daha üstün bir hak sağlamayacağı, başka bir ifadeyle gerçek hak sahipliği karinesinin sicildeki tescil engelinin aşılmasını sağlayamayacağı, bu anlamda davacı yanın gerçek hak sahibi olup olmamasının YİDK karar ... itibariyle, sicilde kayıtlı öncelik hakkının davalı tarafça mevcut olması nedeniyle varılan nihai kanaati etkilemeyeceği, gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin "..." markası üzerinde üstün hak sahibi olduğunun kesinleşen Bakırköy 1. FSHHM'nin 2014/134-190 E.-K. sayılı kararı ile sabit olduğunu, kesinleşmiş mahkeme kararının göz ardı edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının kötüniyetinin mahkeme kararıyla ortaya konulduğunu, müvekkilinin "... ..." ibaresini markayı var eden ...'den devraldığını ve aktif olarak kullandığını, 2005'te tescil edilen "... ... ..." markasının müktesep hak oluşturduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptal istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının itiraza mesnet markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresinin davalı markalarında aynen yer aldığı, itiraza mesnet 2006/31856 sayılı markanın ise "... ..." ibaresinden oluştuğu, dava konusu markanın kapsamında kalan 43. sınıf hizmetlerin itiraza mesnet markalarından kapmasında aynen yer aldığı, bu hale göre taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacının işlem dosyasına sunduğu Bakırköy 1. FSHHM'nin 2014/134-190 E.-K. sayılı kararının 2004/12940 sayılı markaya ilişkin olup, bu markanın davalı tarafça itiraza mesnet gösterilmediği, önceye dayalı hak iddiasının da tescilli bir marka varken benzerini tescil ettirme hakkı vermediği, öte yandan, davacının müktesep hak iddiasının dava konusu YİDK kararında değerlendirildiği, mahkemece yerinde bulunan YİDK kararında da belirtildiği gibi davacının eski tarihli markasının farklı bir asli unsura sahip olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/09/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 18/10/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...