Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/173 E. 2022/82 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/173
Karar No
2022/82
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1451 KARAR NO : 2024/1826 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/03/2022 NUMARASI : 2020/173 E. - 2022/82 K. DAVACI VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/03/2022 tarih ve 2020/173 E. - 2022/82 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin “...” ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, bu markaları mesne göstererek davalı şahsın 2019/75084 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın ... YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu “...” ibareli markanın 29, 30 ve 32. sınıflarda yer alan mal ve/veya hizmetlerini kapsar bir şekilde tescil edildiğini, dolayısıyla davalı yan markası ile müvekkili şirket markalarının 29, 30 ve 32. sınıflar yönünden ayniyet derecesinde benzer olduğunu, başvurunun iltibasa sebebiyet vereceğini, özellikle çocukların işbu dava konusu marka ile müvekkili şirket markalarını ayırt edemeyecekleri, bu markaların birbirleri ile ilişkili olduğunu düşüneceklerini, davalının müvekkiline ait tanınmış “...” markalarına benzer marka başvurusunda bulunmasının kötü niyetli bir davranış olduğunu, davalı şahsa ait “...” ibareli markanın tesciline cevaz verildiği takdirde bu durumun müvekkiline ait “...” ibareli tanınmış markaların ayırt edici karakterine zarar vereceğini ve davalının müvekkili markalarından haksız yarar sağlamasına sebep olabileceğini ileri sürerek, davalı ...’in 28.05.2020 tarih ve 2020-M-4565 sayılı YİDK kararının iptaline, 2019/75084 sayılı ve “...” ibareli marka başvurusunun iptaline, tescili halinde hükümsüz sayılmasına ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı vekili, taraf markalarının benzer olmadığını, genel izlenim ve bütünsel imaj bakımından da farklı olduklarını, dolayısıyla, müvekkili markası ile davacı yan markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacı yanın tanınmışlık iddialarını kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte; somut olayda 6769 sayılı SMK'nın 6/5. maddesi hükmünün uygulanabilmesi için gereken ön koşulun mevcut olmadığını, davacı yanın kötü niyet iddialarının ise soyut iddialardan ibaret olup, kabulünün mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "...+(Arapça yazı)" ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı SMK'nın 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, iltibasın fiilen gerçekleşmesinin gerekmediğini, karıştırılma ihtimalinin varlığının yeterli olduğunu, müvekkilinin markası tanınmış olup, SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca da tescil engeli bulunduğunu, incelemede benzer sınıfların ve ortalama tüketici kriterinin hiçe sayıldığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığı, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadıkları, her ne kadar beş harften oluşan davacı markasının sonundaki "..." şeklindeki harf dizilimi, dava konusu 7 harfli markanın sonunda da yer almakta ise de, davalı markasının başındaki "..." harflerinin markaları yeterince farklılaştırdığı, bu farklılığın da markaların tüketiciler tarafından daha çok dikkate çeken başlangıç kısmında yer aldığı, dava konusu markayı gören tüketicilerin bunun davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği, öte yandan, taraf markaları benzer bulunmadığından davacı vekilinin tanınmışlık iddiasının da sonuca etkili bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 7251 sayılı Kanun'la değişik 353/1-b.3 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/11/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 22/12/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/173, K. 2022/82, T. 28.05.2020, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-173-e-2022-82-k-3367fea912c1