Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/1697 E. 2020/1229 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/1697
- Karar No
- 2020/1229
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/78 KARAR NO: 2024/594 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/10/2023 NUMARASI: 2019/981 Esas, 2023/1066 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 10/09/2024 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili; davacının, davalı şirkete alarm, otopark, yangın işleri gibi mekanik ve teknik konularda hizmet sunduğunu, bu hususlar için taraflar arasında taşeron sözleşmesinin mevcut olduğunu, davacı firmanın davalı/borçlu şirket ile arasındaki sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalı borcunu ödemediğini, icra takibine başladıklarını, takibe itiraz üzerine durduğunu belirterek; davalının itirazının iptaline, takibin devamına, alacağın %40'tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı vekili: davalı şirketin davalı firma ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığını, davalı şirketin davacının bahsettiği adreste hiçbir zaman faaliyet göstermediğini, bahse konu Taşeron Sözleşmesinde bulunan bilgiler ve imzaların davalı firma yetkilisine ya da çalışanlarına ait olmadığını, davacı ile davalı firma arasında herhangi bir ticari faaliyet bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece; davacı davalı ile aralarında 11.03.2019 tarihli sözleşme kapsamında alacaklı olduğunu iddia ettiğini, alınan bilirkişi raporu ile sözleşmedeki imzanın davalı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığı tespit edildiği, tarafların ticari defter ve belgelerinin incelendiğinde taraflar arasında ticari ilişkinin tam tespitinin yapılamadığı, davacının davalı ile olan ticari defter kayıtlarının dayanak evrakı olmadığı ve sunulan dayanak evraklarının ispata muhtaç olduğu, davacıya yemin delili hatırlatıldığı, 06/06/2023 tarihli 12 nolu celsede yemin deliline dayanıp dayanmayacağı hususunda süre verildiği, davacı vekilince yemin deliline dayanılacağı belirterek yemin metni mahkemeyi ibraz ettiği davalı şirket yetkilisine açıkça mahkeme huzurunda yemin ettiği, davacı iddiasını HMK'da belirtilen usulle ispat edemediğini belirterek davanın reddine karar vermiştir. Davacı vekili istinafında; mahkemece verilen hüküm gerçekle uyuşmadığını, hükme esas alınan yemin yetkisiz tarafından yapıldığı gibi yalan yemin olduğunu bu sebeple karar hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin davalı şirkete alarm, otopark, yanğın işleri gibi mekanik teknik konularına hizmet sunduğunu, bu husus 07.03.2019 tarihli taşeron sözleşmesi ile sabit olduğunu, icra takibine konu olan 17.04.2019 tarihli 191.844,40 TL bedelli fatura davalı tarafa teslim edildiğini, davalı taraf ticari defterlerine bu faturayı işlemediğini, taraflar arasında sözleşme ile kararlaştırılan işlerin bitirilerek teslim edildiği 15.04.2019 tarihli iş bitirme sözleşmesi ile sabit olduğunu, ibraz edilen faturalar, sözleşme ve iş bitirme belgeleri itibariyle davacı edimini yerine getirdiği açık olarak belli olduğunu, mahallinde yapılan keşifte yangın tesisatında kullanılan tüm malzemelerin temini ve montajı davacı şirket tarafından yapıldığı oraya çıktığını, yeminde hazır bulunan davalı şirket temsilcisi ... şirketi temsil yetkisi bulunmdığını,3 aralık 2021 tarihli ticar sicil gazetesinde şirketi temsil yetkisi münferiden ...'a verildiğini, yeminin ...'a yaptırılması hatalı olduğunu, ... yalan yere yemin ettiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabul edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafında; cevap dilekçesi ile, haksız ve kötüniyetli açılan işbu davanın reddine, davacının kötü niyetli olarak davalıyı mağdur etmesi sebebiyle %20 den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına/kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep ettiklerini, mahkemece davanın reddine karar verildiğini, mahkeme kararının davacının davasının reddine ilişkin 1. maddesi usul ve yasaya uygun olup kararın bu bölümünün onanması gerektiğini, yerel mahkemece usul ve yasaya uygun bir şekilde davanın reddine karar verilmiş ise de, davalı olarak talep edilen icra inkar/kötüniyet tazminatı taleplerimize ilişkin bir hüküm kurulmadığını, Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.11.2023 tarihli Ek Kararı ile kurulan, “Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/330 e. d. iş 2019/331 k. sayılı ve 04.07.2019 tarihli karar ile ihtiyati haciz kararı verildiği ve davalı şirkete ihtiyati haciz kararı ile haciz yapıldığı, ihtiyati haciz kararına tarafımızca istinaf yoluna gidildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.Hukuk Dairesinin 2020/1697 E. 2020/1229 K. Sayılı ve 10.11.2020 tarihli ilam ile İhtiyati Haciz kararına karşı istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, davacı tarafın kötüniyetli ve haksız olarak fatura alacağı olduğu sebebiyle önce ihtiyati haciz kararı alındığı, davalı şirkete hacze geldiğini, fiili haciz gerçekleştirdiğini ve akabinde icra takibi başlatıldığını, davalı/Borçlu lehine kötüniyet tazminata hükmedilebilmesi için alacaklı tarafından başlatılan icra takibine itiraz edilmesi gerektiğini, alacaklı tarafından açılan itirazın iptali davasının kısmen veyahut tamamen reddedilmesi ve alacaklının icra takibinde haksız ve kötüniyetli olduğunun ispatlanması gerektiğini, Mahkeme huzurundaki yargılamada davacının davası reddedildiğini, başlatılan icra takibinin, ihtiyati haczin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalı şirket tarafından yapılan itirazın haklı olduğunun sübut bulduğunu, davacı alacaklı tarafın faturaya dayalı takibe geçmeden önce ihtiyati haciz kararı alarak davalı firmaya fiilen hacze geldiğini, davalı firmanın mevcut ihtiyati hacizin uygulanmasından dolayı zarar gördüğününü, Mahkeme tarafından yapılan incelemeler ile Grofolog Bilirkişiden alınan 28.03.2022 tarihli raporla sözleşmedeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığının tespit edildiğini, Mahkeme tarafından tarafların ticari defterleri de incelendiğini, 17.04.2023 tarihli Bilirkişi Raporu ile, davacının davalı ile olan ticari defter kayıtlarının dayanak evrak olmadığı ve/veya sunulan dayanak evraklarının ispata muhtaç olduğunun belirtildiğini, yerel mahkemenin gerekçeli kararında da, “davacının davalıdan alacaklı olduğu iddialarını dosyaya sunulan deliller ile ispat edemediği anlaşılmış” denilerek davacının davasını ispat edemediğinin belirtildiğini, davacı alacaklının kötüniyeti ile davalı şirket, tarafı olmadığını, imzasının bulunmadığı bir sözleşmeden ötürü, borçlu konumuna getirildiğini, davalı şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığını, bir sözleşmeye dayanılarak icra takibi yapılıp, ihtiyati haciz kararı alınması, yargılamada sözleşmedeki imzanın davalı Şirket yetkilisine ait olmadığının tespit edilmesi, ticari defterlerin incelenmesinde de takip dayanağı evraka delil olabilecek bir belgenin de bulunmaması hususları bir arada değerlendirildiğinde alacaklı davacının kötüniyetli olduğunun subuta erdiğini, davacı tarafça taşeron sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağına ilişkin icra takibinde ihtiyati haciz kararı alındığı ve haciz işlemi yapıldığını, alınan ihtiyati haciz kararı ve yapılan haciz ile davalı şirketin büyük maddi zararlara uğradığını, mağduriyet yaşandığını, Mahkemenin 21.11.2023 tarihli Ek Kararında Kötüniyet Tazminatı talebimizin Reddine karar verilerek, usul ve yasaya aykırı bir karar verildiğini, Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.10.2023 duruşma tarihli ve 2019/981 E. ve 2023/1066 K. sayılı Mahkeme kararındaki “Davanın Reddine” ilişkin 1. Maddesinin ONANMASI, Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.10.2023 duruşma tarihli ve 2019/981 E. ve 2023/1066 K. sayılı Mahkeme kararında %20 den az olmamak üzere talep ettiğimiz İcra İnkar/Kötüniyet tazminatı hakkında hiç hüküm kurulmamasını, mahkeme tarafından 21.11.2023 tarihli tavzih kararı olarak verilen Ek Karardaki, "Davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine” kararının İcra inkar/ Kötüniyet Tazminat talebimizin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık 6098 sayılı TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davada davacı, davacı şirket ile 07.03.2019 tarihli taşeron sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşme gereğince davalı şirket tarafından yapılan sitenin alarm, otopark, yangın, mekanik ve teknik işleri yaptıklarını, 15.04.2019 tarihli iş bitirme belgesi düzenlenerek işin bitirildiğini ancak davalı tarafından iş bedelinin ödenmediğini, girişilen icra takibine itiraz ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı, davacı ile bir sözleşme imzalamadıklarını, davacı şirkete iş yaptırmadıklarını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ispat edilemediğini, sözleşme altındaki imzanın davalı şirket temsilcisine ait olmadığını, davacının yemin teklifi davalı şirket yetkilisi tarafından yerine getirildiğini, davacının davasını ispat edememesi edemediğini belirterek davanın reddine karar vermiştir. Davacı tarafından dosyaya sunulan 07.03.2019 tarihli sözleşme üzerindeki imza bilirkişi marifetiyle yapılan incelemede, sözleşmede davalı şirket adına atılan imzanın sözleşme tarihindeki şirket temsilcisine ait olmadığı tespit edilmiştir. Yine mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmiş, davacı taraf ticari defterleri itibariyle davalı şirket ile ticari ilişki ispat edecek delil ve belgeler bulunmadığı tespit edilmiştir. Mahkemece mahallinde yapılan keşifte hazır bulunan bilirkişi, keşif mahallinde kullanılan malzemelerin davacı şirketin dava dışı şirketten satın aldığı malzemeler ile işin yapıldığı tespit edilmiştir. Ancak davalı vekilinin bilirkişi raporuna yaptığı itirazında, keşif yapılan site kendileri tarafından yapılmadığını, ... group isimli şirket tarafından yapıldığı, keşif yerinde irtibat ofislerinin bulunduğu belirtilmiş, davacı tarafça aksine bir delil dosyaya sunamamış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece taraflar arasındaki hukuki ilişki ispatı için davacı tarafa yemin teklif edip etmeyecekleri sorulmuş, davacı vekilinin yemin teklifi ve sunduğu yemin metni sunulmuştur. Mahkemece davalı şirket temsilcisi olarak ...'ın yemin beyanı alınmıştır. MK'nın 232/2. maddesi uyarınca tüzel kişiye teklif edilen yemin, tüzel kişinin yetkili organı tarafından eda edilir. Bu temsilci yemin konusu işlemin yapıldığı tarihteki değil, yemin teklif edildiği zamanki temsilcisidir. Ayrıca, birlikte temsil söz konusu olduğu taktirde yeminin bağlayıcı olabilmesi için birlikte temsile yetkili kişilerin tamamının da yemin etmesi zorunludur.Somut olayda, dosyada mevcut ticari sicil kaydı itibariyle; mahkeme huzurunda yemin yapıldığı tarih olan 24.10.2023 tarihinde davalı şirketi temsil yetkisi ... olup, yemin beyanı alınan ... ise taraflar arasındaki sözleşmenin yapıldığı iddia edilen tarihte şirket temsil yetkilisi olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte yemin ...'ın davalı şirketi temsile yönelik mümessili olduğuna ilişkin dosyaya bir belge sunulmadığından davalı şirketi temsil etme yetki ve görevi bulunmamaktadır. O halde mahkemece, davalı şirket temsilcisi ... yemin için davet edilerek, usulüne uygun yemin prosedür uygulanmak suretiyle yemin beyanın alınması, oluşacak uygun sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, bu husus gözetilmeden hüküm verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin usul yönünden KABULÜNE, 2-Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/10/2023 tarih, 2019/981 Esas, 2023/1066 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5- Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 10/09/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.