Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/13 E. 2021/284 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/13
Karar No
2021/284

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1418 - 2024/1572 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1418 KARAR NO : 2024/1572 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/09/2021 NUMARASI : 2020/13 E. - 2021/284 K. DAVACILAR : VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/09/2021 tarih ve 2020/13 Esas - 2021/284 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin 2018/43743 sayılı ve "..." ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin markaları ile dava konusu başvuru arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin markaları ile dava konusu başvurunun asli unsuru olan "..." ibaresinin benzer olduğu yönünden verilen mahkeme kararının Yargıtay tarafından onandığını, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu markanın tescilinin müvekkilinin markalarından haksız yarar temin edeceğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2019-M-9470 sayılı YİDK kararının iptalini ve dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları kapsamındaki emtialar arasındaki ilişkinin aynı, aynı tür ya da yüksek düzeyli benzer oluşu gözetildiğinde, karıştırılma ihtimalinin ortadan kalkması için işaretlerin birbirlerinden yeterince uzaklaşmaları gerektiği, somut olayda ise her ne kadar dava konusu markada ek unsurlar yer almakta ise de “...” ibaresinin, markadaki merkez konumu, vurgusu ve boyutu itibariyle markadaki esas unsur/unsurlardan biri olduğu, “...” ve “...” ibareleri arasında yalnızca tek bir harften kaynaklı bir farklılık mevcut olduğu, tek bir harf farklığının kimi zaman ciddi kavramsal farklılıklar oluşmasına neden olması mümkünken somut olayda bu mahiyette bir sonuca sebebiyet vermediği gibi işaretlerin görsel ve işitsel açıdan da birbirlerinden yeterince uzaklaşması sonucunu doğurmadığı, yine markadaki “...” ibaresinin markaların birbirlerinden uzaklaşmaları sonucunu doğurmadığı, dolayısıyla her ne kadar benzerliği tespit olunan emtiaların ilgili tüketici kitleleri ortalamanın daha üstü bir dikkat, özen ve bilgi seviyesine sahip seçici kimseler ise de bu durum işaretler arasındaki benzerliğin, tüketici nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali sonucunu doğurabileceği, başka bir ifadeyle ilgili tüketicinin iki farklı marka karşısında olduğunu algılasa dahi bu defa işaretler arasında işletmesel bir bağlantının var olduğu zannına kapılabileceği, bu durumun ise işaretler arasında imaj transferine yol açabileceği, karıştırılma ihtimalinin temelinde, makul miktarda ortalama tüketicilerin, bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bir bağlantı kurmasının yeterli olduğu, somut olayda bahsi geçen ihtimallere dair koşulların tamamının oluştuğu; davacı yanın “...” markalarının özellikle “sıhhi tesisat ve banyo yapı gereçleri” açısından bilinirliğini gösterir nitelikte olduğu, bu durumun da taraf markaları arasındaki karıştırılma ihtimalini arttıran, davacı markalarının ayırt ediciliğinin zamanla azalması sonucunu doğuran, davalı lehine haksız kazanç sağlayabilecek nitelikte sonuçlar meydana getirebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK'nın 2019-M-9470 sayılı kararın iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, dava konusu başvuruda yer alan"..." ibaresi ile davacının marklarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi arasında işitsel yönden kısmi bir benzerlik bulunsa da başvuruda ön plan yer alacak şekilde bulunan "..." ibaresinin markaları birbirinden farklılaştırdığını, uyuşmazlık konusu malların tüketicisinin mahkeme kararında da belirtildiği gibi ortalamanın üstünde dikkat, özen ve bilgi seviyesine sahip seçici kimseler olduğunu, bu nedenle markaların karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, markalar karıştırılacak derecede benzer olmadığından mahkemenin tanınmışlık yönündeki tespitleri ile bu tespite dayalı kabul gerekçesinin de haksız ve mesnetsiz olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacıların itirazlarına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/02/2017 tarih ve 2015/12537 E.-2017/996 K., 2023/2226 E-2024/5204 sayılı ilamların da "..." ve "..." ibarelerinin benzer bulunduğu, davacıların markalarının yüksek düzeyli ayırt ediciliğinin ve tanınmışlığının da iltibas ihtimalini arttırdığı anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca davalıdan alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin anılan davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında anılan davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 11/10/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/10/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/13, K. 2021/284, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-13-e-2021-284-k-97681c90be8a