Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/123 E. 2021/102 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/123
Karar No
2021/102
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/351 - 2025/623 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/351 KARAR NO : 2025/623 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/03/2021 NUMARASI : 2020/123 E. - 2021/102 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Dairemizce verilen 14/09/2023 Tarih ve 2021/1131 Esas, 2023/1031 sayılı karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22/10/2024 Tarih ve 2023/6146 Esas, 2024/7477 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendikten sonra gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 08.01.2019 tarihinde 2019/01628 başvuru numarasıyla “... ...” ibaresinin tescili için marka başvurusu yaptığını, davalı Şirketin 35. sınıfta tescilli olan 2018/57108 sayılı “...” ibareli markasına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın kısmen yerinde görüldüğünü ve 35. sınıftaki bir kısım hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, müvekkilince bu karara yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, “... ... ...” ibareli başvuruda ana unsurun “...”, yardımcı unsurun “... ...” olduğunu, kısmi red nedeni olarak gösterilen markada ise ana unsurun “...”, yardımcı unsurun “...” ibaresinden oluştuğunu, dolayısı ile markalar arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, redde mesnet markaya konu mal ve hizmetin lastik olduğunu, bu itibarla mal ve hizmetlerin de aynı olmasının söz konusu bulunmadığını, karıştırılma ihtimali kriterleri doğrultusunda marka örnekleri birlikte incelendiğinde, markaların görsel, biçimsel, anlamsal ve işitsel benzerliğinden söz etmenin mümkün olmadığını, taraf markalarındaki esas unsurlar ve tamamlayıcı unsurların farklı olduğunu, ... nezdinde 35. sınıfta tescil edilmiş, içinde “...” ibaresi geçen davalı ... Lastik firmasına tescilli olmayan başka markaların da mevcut bulunduğunu, davaya konu başvurunun, müvekkili firmanın paydaşı olduğu şirketin markası ile seri marka oluşturduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-2439 sayılı kısmi red kararının iptaline ve “... ...” ibaresinin 35. sınıfta müvekkili firma adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, taraf markalarının bütün olarak bıraktıkları izlenim göz önüne alındığında, göze çarpan ve ortalama tüketicinin hafızasında kalan kısmının “...” sözcüğü olduğunu, ortalama tüketici üzerinde bıraktıkları toplu intiba yönünden de markalar arasında benzerlik bulunduğunu, Markalar Dairesince başvuru konusu markanın mal/hizmet listesinden çıkarılan 35. sınıftaki mal/hizmetlerin, itiraza mesnet markanın mal/hizmet listesinde de aynen yer aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvurudan çıkarılan hizmetlerle redde mesnet markanın kapsamında yer alan hizmetlerin aynı/aynı tür hizmetler oldukları, karşılaştırılan markalarda müşterek olarak yer alan “...” ibaresinin; Türkçe olduğu, bir gemi veya uçağın gidiş yönü, izleyeceği yol, görüş veya tutuma göre gidilen, izlenen yol anlamlarına geldiği, “...” ibaresinin ticari hayatta sıklıkla kullanıldığı, “...” ibaresi ile başlayan ve “...” ibaresinden oluşan çok sayıda tescilli markanın bulunduğu, 35. sınıfın 01., 04., 05. alt sınıfları açısından "..." ibaresinin zayıf düzeyde ayırt ediciliğe sahip olduğu, taraf markaları bütün olarak karşılaştırıldığında; iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, davaya konu hizmetlerin gündelik hizmetler olmadıkları, bir kısmının iş profesyonellerine hitap eden hizmetler oldukları, günlük ve sıradan ürünlere nazaran görece daha pahalı bulundukları, dolayısıyla bu hizmetlerin günlük, sıradan ve ucuz ürünlere hitaben nispeten daha dikkatli ve bilinçli bir tüketici kesimine hitap ettiği, karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 2020-M-2439 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, istinafa konu mahkeme kararının aksine taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanunun 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunduğunu, taraf markalarında göze çarpan ve ortalama tüketicinin hafızasında kalan kısmın “...” sözcüğü olduğunu, bu ibarenin tescili talep edilen mal/hizmetlerde zayıf karakterli bir ibare olmayıp ayırt ediciliği yüksek bir ibare niteliği taşıdığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Şirket vekili, taraf markalarının bütün olarak bıraktıkları izlenim göz önüne alındığında, göze çarpan ve ortalama tüketicinin hafızasında yer alan kısmın ... sözcüğü olduğunu, taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde bırakılan intiba yönünden benzer markalar bulunduğunu, hizmet sınıflarının da aynı olduğunu, bu nedenle karıştırılma ve iltibas ihtimalinin bulunduğunu ve 6769 Sayılı Kanunun 6/1 maddesi uyarınca tescil talebinin reddinin hukuka uygun olduğunu, yerel mahkeme kararında davacı markası için "..." kelimesinin ayırt edici unsur, müvekkili markası için ise "..." ibaresinin ayırt edici unsur olduğunun kabul edildiğini, ancak bu kabulün yerinde olmadığını, müvekkili markasının ayırt edici ve asli unsurunun "... lastik" ibaresi değil "..." ibaresi olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 14/09/2023 tarih ve 2021/1131 Esas, 2023/1031 Karar sayılı kararıyla, başvuru kapsamından çıkarılan hizmetlerin, redde mesnet markanın kapsamında aynen yer aldığından emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği, gerek dava konusu başvurunun gerekse de redde mesnet markanın asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, ilk derece mahkemesinin kabulünün aksine bu ibarenin 35. sınıf hizmetler yönünden düşük ayırt edici de olmadığı, çünkü her ne kadar ticaret hayatında sıklıkla kullanılan bir ibare ise de 35. sınıf hizmetleri tasvir eden ya da tanımlayan bir ibare olmayan "..." ibaresinin ayırt edici olduğunun kabulünün gerektiği, öte yandan, 35. sınıf hizmetlerin tüketicilerinin ortalama tüketiciler olup, yüksek bir özen ve dikkat seviyesine de sahip bulunmadıkları, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak tüketiciler üzerinde bıraktıkları genel intiba yönünden ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 22/10/2024 TARİH VE 2023/6146 ESAS - 2024/7477 KARAR SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Dairemiz kararının, davacı vekilince temyizi üzerine anılan Yargıtay ilamı ile özetle, başvuru markası ile redde mesnet marka arasında, hitap ettikleri tüketici kesimlerinin daha dikkatli ve bilinçli olmaları, "..." ibaresinin günlük dilde kullanılan bir terim ve emtia sınıfları bakımından ayırt ediciliği düşük bir kelime olması, karşılaştırılan markaların ayırt edici unsurlara sahip olmasından dolayı Sınaî Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre iltibas tehlikesi bulunmadığı gözetilerek karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Dairemiz kararının, davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere ilk derece mahkemesince, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ticari hayatta sıklıkla kullanılan bir ibare olması nedeniyle zayıf düzeyde ayırt ediciliğe sahip olduğu, davaya konu hizmetlerin tüketicilerinin de daha dikkatli ve bilinçli bulunduğu gözetilerek, taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, Dairemizce ise "..." ibaresinin, 35. sınıf hizmetler yönünden düşük ayırt edici olmadığı, çünkü her ne kadar ticaret hayatında sıklıkla kullanılan bir ibare ise de 35. sınıf hizmetleri tasvir eden ya da tanımlayan bir ibare olmayan "..." ibaresinin ayırt edici olduğunun kabulünün gerektiği, öte yandan, 35. sınıf hizmetlerin tüketicilerinin de ortalama tüketiciler olduğu ve bu itibarla taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmış, Dairemiz kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince bozulmuştur. Bu duruma göre gelinen aşama itibariyle somut uyuşmazlık yönünden tartışılması gereken husus, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka işaretleri arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunup bulunmadığıdır. Somut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramı açıklanmalıdır. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir. Somut olayda, dava konusu başvuru "... ..." ibareli olup, başvuruda başkaca bir unsura yer verilmemiştir. Başvuruda yer alan "..." ibaresi, "sergi, gösteri, fuar, teşhir" anlamlarına gelip, ayırt ediciliğe katkısı yoktur. Yine Türkiye anlamına gelen "..." ibaresi de ayırt edici olmadığından dava konusu başvurunun asli unsuru "..." ibaresidir. Redde mesnet marka ise "..." ibareli olup, bu hali ile redde mesnet markanın asli unsuru da "..." ibaresidir. Zira, bu ibare dışında başvuruda yer alan ibareler tanımlayıcı ya da ayırt edicilikte geri planda kalmaktadırlar. Öte yandan başvuruda yer verilen şekil unsuru da tali unsur konumundadır. Buna göre gerek dava konusu başvurunun gerekse de redde mesnet markanın asli unsuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. O halde, bu ibarenin ayırt ediciliğinin zayıf olup olmadığının belirlenmesi ve buna göre karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesi gerekmektedir. "..." ibaresi, dilimizde bir gemi veya uçağın gidiş yönü, izleyeceği yol, görüş veya tutuma göre gidilen, izlenen yol anlamlarına gelmektedir. Bilindiği üzere markaların ayırt edici gücünün zayıf olup olmaması, çoğu zaman tescil edilecekleri mal veya hizmet ile ilgilidir (Çolak, Uğur. Türk Marka Hukuku, 5. Baskı, s:337). O halde, kapsamındaki mal ve hizmetleri çağrıştırmayan, o mal ve hizmetlerle ilişkisi bulunmayan, diğer bir deyişle kapsamındaki mal ve hizmetlerle ilgisi olmayan ibarelerin, ayırt edici niteliğinin yüksek olduğunun kabulü gereklidir. Bir ibarenin, sırf ticaret hayatında sıklıkla kullanılması, ilgili olmadığı mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu kabul için yeterli değildir. Aksinin kabulü halinde, "dünya,yıldız, bilgi" gibi ticari hayatta sıklıkla kullanılan ibarelerin, kapsamlarındaki mal ve hizmetlerden bağımsız olarak ayırt ediciliklerinin düşük olduğu gibi bir sonuç doğacak olup, bu değerlendirmenin kabulü Dairemizce mümkün görülmemiştir. Kaldı ki, markaların mutlaka özgün ve yaratılmış ibareler olması da aranmamaktadır. Buna göre "..." ibaresi, dava konusu marka başvurusundan çıkarılan 35. sınıftaki "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarını hizmetleri; alıcı ve satıcılar için Online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Lastik sökme ve takma makineleri. Bilim, denizcilik, topografya, meteoroloji, sanayide ve laboratuvarda kullanım amaçlı olanlar dahil ölçme aletleri, cihazları: tıbbi amaçlı olmayan termometreler, barometreler, ampermetreler, voltmetreler, nem ölçerler, test cihazları, teleskoplar, periskoplar, pusulalar; taşıt göstergeleri; laboratuvarlarda kullanılan malzemeler: mikroskoplar, büyüteçler, dürbünler, deney malzeme ve cihazları. Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri. Elektrik enerjisini iletim, dönüştürme, depolama kontrol cihazları ve araçları: fişler, buatlar, anahtarlar, şalterler, sigortalar, balastlar, starterler, elektrik panoları, rezistanslar, sökeller, transformatörler, adaptörler, şarj cihazları, elektrik, elektronikte kullanılan kablolar, piller, aküler, elektrik enerjisi üretimi için güneş panelleri. Yangın söndürme amaçlı taşıtlar dahil yangın söndürme aletleri ve cihazları (yangın söndürme hortumları ve yangın söndürme vanaları dahil) Taşıtlar için iç ve dış lastikler, tubles lastikler, lastik tamir takımları, taşıt lastikleri için yamalar, kaynak yamalar, taşıt lastikleri için supaplar. Lastik şişirme pompaları mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" yönünden tasvir edici olmadığı gibi bu hizmetleri çağrıştıran ya da bu hizmetlere yakın bir ibare olmadığından, anılan ibarenin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu söylenemeyecektir. Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf markalarında ortak olan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olmadığı, kaldı ki dava konusu başvuruda da aynı ibarenin asli unsur olarak kullanıldığı, başvuruda farklı olarak kullanılan ve Türkçe'de "sergi" ve "Türkiye" anlamlarına gelen "... ..." ibarelerinin de ayırt ediciliğe hiçbir katkılarının bulunmadığı, dolayısıyla bir an için "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin orta ya da düşük seviyede olduğu kabul edilse dahi aynı ibarenin, dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanılması ve başkaca bir ayırt edici unsura yer verilmemesi nedeniyle markaların karıştırılması ihtimalinin bulunduğu, öte yandan, dosyada mevcut bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere dava konusu başvuru kapsamından çıkarılan 35/1,4,5. sınıf hizmetlerin alıcılarının, genel olarak ortalama tüketiciler olduğu, gerçekten de anılan hizmetlerin genel olarak ve belirli bir sektör ya da ticaret alanına özgülenmediği, tüm sektörleri kapsayacak şekilde, yani reklam, pazarlama, açık artırmaların düzenlenmesi ve mağazacılık hizmetlerini tüm sektörler itibariyle kapsadığı, bu durumda anılan hizmetlerin ortalama tüketicilerinin dikkat ve özen düzeyinin yüksek olduğunun kabul edilemeyeceği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20.01.2021 tarih, 2020/944 E., 2021/236 K. sayılı ilamının da bu yönde olduğu anlaşıldığından, Dairemizce Yargıtay bozma ilamında belirtilen görüşlere iştirak edilmemiş, önceki kararda direnilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Dairemizin 14/09/2023 tarih 2021/1131 esas, 2023/1031 karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE, 2-Davalı ... Lastik ve Hizmetleri Tic.A.Ş vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 03/03/2021 gün ve 2020/123 Esas 2021/102 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 54,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 561,00-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... verilmesine, 8-Davalı Şirket tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 1.330,20 TL temyiz yoluna başvurma harcı olarak yatırılan 1.492,3‬0-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı Şirkete verilmesine, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 10-Davalılar tarafından peşin olarak yatırılan 59,30'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğine ve talepleri halinde davacılara ayrı ayrı iadesine, 11-Davalılar kendilerini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiklerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T' nin 2/4 maddesine göre hesaplanan 16.000,00-TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şirket vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı yapılan açık yargılama sonucunda 26/03/2025 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/03/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/03/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/123, K. 2021/102, T. 20.01.2021, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-123-e-2021-102-k-913ea0fcfd51