Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/990 E. 2021/314 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/990
- Karar No
- 2021/314
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/758 KARAR NO: 2024/1932 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/02/2022 NUMARASI: 2019/540 Esas 2022/51 Karar DAVA: Menfi Tespit İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/12/2024 Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA:Davacı vekili; davalı şirketin müvekkilinden olan tüm alacağının İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında ödendiğini, müvekkilinin davalıya hiç bir borcunun kalmadığını, buna rağmen davalının müvekkili şirkete 23/08/2019 tarihli 97.199,01-TL tutarlı vade farkı açıklamalı faturayı düzenlediğini, bu faturaya müvekkili tarafından 11/09/2019 tarihli noter ihtarıyla itiraz edildiğini, davalının bu faturaya istinaden İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı takip dosyasını başlattığını, takibin itiraz üzerine durduğunu, sonrasında ise yeni düzenlediği vade farkı faturasına istinaden İstanbul ...İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takibinin başlatıldığını, usulsüz tebligat nedeniyle süresinde itiraz edilemediğinden icra takibinin kesinleştiğini ve icra takibinden hacze gelinmesi üzerine haberdar olduklarını, bu faturanın davalıya iade edildiğini, davalıya borcunun bulunmadığını belirterek İstanbul ...İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; müvekkili şirketle davacı şirket arasında imzalanan münhasır olmayan satış sözleşmesinde, müvekkili tarafından düzenlenen faturalarda ödemelerin gecikmesiyle birlikte oluşan vade farkının talep edilebileceğinin açıkça belirtildiğini, bunun yanında dava dilekçesinde ısrarla müvekkili şirket üzerinde yapılan icra takibinden davacı şirkete gönderilen İİK 89/1. maddeye atıf yapılarak borcun ödendiğini, dolayısıyla ödenmesi gereken başkaca bir miktarın mevcut olmadığının iddia edildiğini, tüm kayıtların tetkikinden davacı yanın haksızlığı ortaya çıkacağını, davaya ve icra takibine konu alacak likit olup davacı borçlu aleyhine tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; taraflar arasındaki uyuşmazlığın vade farkı faturasından kaynaklandığı, dosyaya sunulan sözleşmede davalının davacıya yaptığı satışların ödeme zamanı, ödeme şekline ve zamanında ödeme yapılmaması ya da geç ödeme durumunda uygulanacak vade farkına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, bu nedenle davacının menfi tespit talebine konu ettiği takibin dayanağı faturanın neye istinaden düzenlendiği hususu izaha muhtaç olup, davalı faturasının davacı aleyhine borç doğurmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E sayılı dosyasında yürütülen icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; müvekkilinin kayıtlarının usulüne uygun tutulduğunu, davacının ise defterlerini zamanında sunmadığını, müvekkilinin davacı şirkete olan ve geç ödenen borcu için vade farkı faturası düzenlediğini, sözleşmede hüküm bulunmamasının vade farkı istenmesine engel olmadığını, davacının iade faturasını da süresinde düzenlemediğini, takip konusu faturanın kesinleştiğini, alacağın likit olması nedeniyle tazminata da hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, vade farkı faturasına dayalı başlatılan ve süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleşen ilamsız takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davalı alacaklı tarafından 13.09.2019 tarihli 127.573,71-TL tutarlı vade farkı faturasına dayalı olarak ilamsız olarak başlatılan İstanbul ...İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı icra takibinin davacı borçlunun itirazının süresinde olmadığından bahisle kesinleştirilmiş, devam eden ilamsız takip nedeniyle davacı borçlu tarafından eldeki menfi tespit davası açılmıştır. Bununla birlikte davacı, ödeme emrinin tebliğinin usulsüzlüğüne ilişkin yaptığı şikayet sonucunda İstanbul 10. İHM'nin 09/03/2021 tarihli 2019/990 E. 2021/314 K. Sayılı kararıyla davacı adına gönderilen tebligatın usulsüzlüğüne, ödeme emri tebligatının 15/10/2019 tarihinde tebliğ edildiğinin kabulüne dair verilen karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin 23/06/2023 tarih ve 2021/1619 E. 2023/1236 K. Sayılı kararıyla davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleşmiştir. İcra hukuk mahkemesinin kesinleşen kararı ile ödeme emrinin tebliğ tarihi 15/10/2019 olarak kabul edildiğinden, davacı borçlunun 15/10/2019 tarihli itirazının süresinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı borçlunun ödeme emrine süresinde olan itirazı, icra takibini durduracağından eldeki dava da konusuz hale geldiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, esasa ilişkin karar verilmesi doğru olmamıştır. (Yargıtay 19. HD'nin 07/06/2016 tarih 2016/644-10255 sayılı içtihadı). İcra hukuk mahkemesine açtığı davada ödeme emrine ilişkin tebliğin iptaline karar verileceğini önceden kesin olarak bilemeyeceğinden davacının haciz tehdidi altında zorunluluktan açılan menfi tespit davasının açılmasında davalının sebebiyet verdiği gözetilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılması uygun görülmüştür. Açıklanan nedenlerle; dava konusuz kaldığı halde davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/540 Esas - 2022/51 Karar sayılı 08/02/2022 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına, Tarafların tazminat talebinin reddine" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;Alınması gereken 427,60-TL harcın 2.199,60-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla olan 1.772-TL'nin talep halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yatırılan toplam 472-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 2.000-TL bilirkişi ücreti, 336,53-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.336,53-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,Davacı lehine takdir olunan 16.186,05-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Davalı tarafından yatırılan 2.199,60-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 26-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/12/2024